|
Öner Yağcı |
|
Ülkemizin karşı karşıya kaldığı dayatmalarla ilgili bilgilenme ve onlara göre mevzilenmenin bir duyarlılık, bilinç ve sorumluluk gerektirdiği bilinen bir gerçektir. Bu gerçeklik ışığında, ülkemizin bugününün sorunlarıyla ilgilenmeyi görev belleyenlerin hem emperyalizmin dünüyle hem de Türkiye’nin yakın geçmişiyle ilgili donanıma sahip olmalarının kaçınılmazlığını unutmamalıyız. Yalnızca Türk Ulusu’nun değil, emperyalizmin egemenliği altına almaya uğraştığı tüm dünya uluslarının, insanlığın yakın tarihinde yaratılmış bir var oluş ve özgürlük savaşının nasıl gerçekleştiğinin bilinmesi zorunlu bir görevdir. Ulusal Kurtuluş Savaşımız bu görevin yerine getirilmesi için en önemli fırsattır ve ulusal kurtuluş bilinciyle gelen donanım bizim emperyalizmle savaşımımızın başarılı olmasını temelini oluşturacaktır. Bu bilincin oluşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk”u (Söylev) başta olmak üzere Kurtuluş Savaşımızla ilgili olarak yazılan Doğan Avcıoğlu’nun “Milli Kurtuluş Tarihi”, Hasan İzzettin Dinamo’nun “Kutsal İsyan”, Şerafettin Turan’ın “Türk Devrim Tarihi”, Sabahattin Selek’in “Anadolu İhtilali”, Sina Akşin’in “İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele” gibi daha onlarcası olan kitaplara geçtiğimiz aylarda Metin Aydoğan’ın “Ülkeye Adanmış Bir Yaşam: Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı” adlı yapıtı katılmıştı. “Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...” diye sunulan “Şu Çılgın Türkler”, 21. yüzyılın emperyalizme karşı manifestosu olarak ve yakın tarihimizin ayrıntılı bir yazınsal-siyasal ürünü olarak yaşamımızı zenginleştirirken duyarlılığımıza ve bilincimize apaçık bir çağrı ve katkı oluyor. “Duvarların Ötesi”, “Ocak”, “Sarıpınar 1914”, “Resimli Osmanlı Tarihi”, “Töre” gibi oyunlarıyla tanınan; ulusal bilinç donanımımıza “Kurtuluş” ve “Cumhuriyet” adlı televizyon dizilerini, “Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele”, “Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi” gibi yapıtlarını katan; “Korkma İnsancık Korkma”, “Romantika”, “19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da” romanlarının yazarı Turgut Özakman, Nisan 2005’te çıkardığı “Şu Çılgın Türkler” ile; Londra’dan işgal İstanbul’una, Atina’dan cephelere, Sovyetler’den Hindistan’a, Ankara’dan direnişin merkezine uzanan geniş bir coğrafyada yaşanılanları, insan unsuru temelinde yükselen bir toplumsal savaşımı, belgeselliğin de katıldığı yazınsal bir ürüne imza atmış oluyor. Türk Ulusu başkaldırdığında “şu çılgın Türklerin yaptığı işe bak!” diyen emperyalistlerin başkaldırıyı alaya almalarından yola çıkarak adı konulan “Şu Çılgın Türkler”i okurken ulusal duyarlılık ve bilince temel olacak olan dünkü yaşanmışlıkları okurken duygulanımlarla dolmamak, ama aynı zamanda düşünüşü ve eylemiyle “muazzam” bir örgütlenme bilgeliğini görüp hayran kalmamak ve yazılanları okurken ve gözlerimizin önüne getirirken bugünkü insan ve davranış biçimlerini de aynen görmemek elde değil. Yurdundan ve geleceğinden sorumluluk duyan insanların okuyup anlayarak ders çıkaracakları, o yaşanmışlıkları örnek alarak deney kazanacakları ve o bilinci, kararlılığı, çaresizliklerden çareler üretmeyi bugüne aktararak güçlerine güç katacakları bir ulusal kurtuluş destanı olan; 28 Haziran 1914-27 Ekim 1922 arasında yaşanılan olayları tek tek insanların ruhsal, düşünsel durumları ve davranışlarıyla birlikte aktarmasını başaran; kutsal bir antiemperyalist savaş olarak gerçekleşen “Türk mucizesi”nin tarihe kimler tarafından nasıl yazdırıldığının romanı olan “Şu Çılgın Türkler”; Mustafa Kemal Atatürk adının, onun düşüncelerinin, eylemlerinin, yarattıklarının dışardan emperyalizmce, içerden işbirlikçileriyle yok edilmeye çalışıldığı şu günlerde çok ihtiyacımız olan bir soluk oluyor. Turgut Özakman’a, yaşamımıza kattığı bu soluk için teşekkür ederken, keşke tüm yurtseverler “Şu Çılgın Türkler”i okusa diye düşünüyorum. “Şu Çılgın Türkler”; Turgut Özakman, Bilgi Yayınevi, Nisan 2005, 748 sayfa.
|