11.08.2008/Sayı:199
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kapak Özgür Erdem

Suyu ısınan kurbağanın hikâyesi

Suyu ısınan kurbağanın hikâyesiBilinen bir hikayedir. Ama yine de bir hatırlatalım: Kurbağa eti kimi yerlerde çok sevilir. Ama tazesi makbuldür. En güzeli de canlı canlı haşlanan kurbağa etidir. Bir hayvan canlı canlı nasıl haşlanır diye sormayın. Bunun da bir yolu bulunmuştur: Kurbağayı sıcak ateşe atarsanız, bir refleks hareketiyle sıçrayarak hemen kazanın dışına kaçar. Ama normal sıcaklıkta bir suyun içine koyarsanız, tehlikeden habersiz keyfine bakar. Sonra suyun sıcaklığını yavaş yavaş artırırsınız. Kurbağa hâlâ tehlikeden habersizdir. Hatta sıcaklığın da etkisiyle hafif uyuşur. Su yeterli sıcaklığa geldiğinde kurbağa artık haşlanmaya başlamıştır. Ve o kadar uyuşmuştur ki, sıçrayıp kazandan kaçacak dermanı da kalmamıştır. Zaten haşlandığının da farkında değildir artık… Buyurun iki “Atatürkçü kurbağa”nın şu son 6 yılına bir göz atalım.

Ağustos 2002: “Türkiye erken seçime gidiyor. Ecevit’i çok sevdiğimden değil, ama böyle giderse AKP iktidar olacak.”

“Merak etme, Türkiye’nin laik dinamikleri izin vermez. Tek başlarına mı iktidar olacaklar. En kötü ihtimalde yeni bir 28 Şubat süreci Türkiye’yi kurtarır.”

“Sağol, rahatlattın beni.”

***

Kasım 2002: “AKP seçimde malı götürdü. Tek başlarına iktidar oldular. Bu adamlar ülkeye Şeriat getirir.”

“Merak etme. Ben Sezer’den umutluyum. Demirel bile onca sağcılığına rağmen 28 Şubat’ta laik tavır almıştı hatırlasana. Sezer ondan daha Atatürkçü. Sezer’in denetimi olduğu sürece AKP istediğini yapamaz bu ülkede.”

“Yine de Atatürkçü bir örgütlenmeye girişmemiz lazım diye düşünüyorum.”

“Meraklanma. Anayasayı tek başlarına değiştirecek güçleri de yok. Şeriat meriat gelmez bu ülkeye. Hem bu ülkenin laik dinamikleri gerektiğinde devreye girer. Sen bir örgütlenmeye girişip kendini afişe etme. Afişe olursak bulunduğumuz mevkileri de yitiririz. AKP mevkilerimizi bir bir işgal eder. Göreceksin bu mevkiler AKP’ye direnişte işimize yarayacak.”

“Sağol, içimi ferahlattın.”

***

Şubat 2003: “Tayyip’in siyaset yasağı kaldırılıyor. Başbakan olacak!”

“Meraklanma. Böylesi daha iyi. Sorumluluk alsın ki iktidarda yıpransın. Bak Özal’a, Demirel’e, Çiller’e, Mesut Yılmaz’a... Hepsi iktidarda yıprandı, seçimlerde yenildi. Tayyip partinin başında olup da Başbakan olmazsa, yıpranan AKP değil sadece Gül olur. Bir sonraki seçimde taze kuvvet olarak Tayyip’in geldiğini görürüz.”

***

Mart 2003: “AKP hızla kadrolaşıyor!”

“Sakin ol. Görevden alınan Atatürkçüler Danıştay kararlarıyla dönecektir.”

***

Nisan 2003: “23 Nisan’da TBMM’nin vereceği resepsiyona Arınç türbanlı eşiyle katılacakmış. Ne günlere kaldık!”

“Sakin ol. Komutanlar ve muhalefet partileri resepsiyona katılmayacaklar. AKP geri adım atacak.”

***

24 Nisan 2003: “Resepsiyonda Arınç ve Tayyip türbanlı eşini getiremedi ama 6 AKP’linin türbanlı eşi vardı.”

“Sen ne diyorsun. Cumhuriyet tarihinin en büyük direnişi yaşandı resepsiyonda: Bak Sezer de direniş safına geçti. Katılmadı.”

“Sonuçta resepsiyon AKP’lilere teslim edilmiş oldu. Protesto edip katılmayarak tüm kaleleri AKP’ye teslim ediyoruz.”

“Felaket senaryolarıyla moral bozma. Laik dinamikler harekete geçti.”

***

Temmuz 2003: “Süleymaniye’de 11 askerimizin başına çuval geçirdiler! Türk askeri nasıl teslim olur! Hani ABD müttefikimizdi! Genelkurmay ne yapacak!”

“Meraklanma. Özkök çok iyi bir komutan değil belki ama 3 yıl sonra gelecek Büyükanıt için çok iyi şeyler söyleniyor.”

***

Nisan 2004: “Annan Planı oylanacak. Özkök de çıkıp tarafsız olduğunu belirtti.”

“Bir şey olmaz. Özkök işbirlikçi ama, diğer 4 komutan çok ulusalcıymış. Hatta Türkiye tarihinin en ulusalcı komuta kademesi oluştu diyorlar...”

“İstifa etseler ya. Dört komutan istifa etse yer yerinden oynar. Özkök bu açıklamaları da yapamaz.”

“Deli misin. Ben şu AKP’nin göz koyduğu mevkilerimize tutunalım, en azından onları koruyalım diyorum, sen Ordu’ nun en üst kademesindeki orgeneraller istifa etsin diyorsun.”

“Kıbrıs gittikten sonra o Orgenerallerin ne hikmeti kalır ki?”

“İstifa ederlerse AKP’nin ve Özkök’ün istediği komutanlar gelir. Bekleyelim de Büyükanıt Genelkurmay Başkanı olsun. Düşünsene, ulusalcı komuta kademesinden biri Genelkurmay Başkanı olacak!”

***

Nisan 2004-Mart 2006: “Atı alan Üsküdar’ı geçti. Keşke bir şeyler yapsaydık şu 2 yıl boyunca. Neyi bekliyoruz ki…”

“Godot’yu.”

“Efendim?”

“Büyükanıt’ı yani. O Genelkurmay Başkanı olunca her şey çok güzel olacak. Biz mevkilerimize tutunalım yeter. Bu mevkiler birer direniş mevzisi olacak.”

“Ama Sezer bile bir şey yapmıyor.”

“AKP’nin atamalarına direniyor.”

“Aynı kararname önüne tekrar gelince mecburen imzalıyor.”

“En azından AKP’nin işi zorlaşıyor.”

“Sanki çok daha fazla şeyler yapılabilirmiş gibime geliyor, ama…”

“Merak etme. Her şey planlı programlı gidiyor. Sezer de bizim gibi bekliyor. Şu Özkök bir gitse…”

***

Nisan 2006: “Şemdinli’de Ordu hedefte! Bütün komutanlar savaş suçlusu diye yargılanacak!”

“O kadar da değil. Hedefte Büyükanıt var. Onun Genelkurmay Başkanı olmasını engellemek istiyorlar. Bak internette bir sürü site açılmış Büyükanıt aleyhinde. Şeriatçılar çok korkuyor ondan.”

“Bekleyelim diyorsun.”

“Tabii.”

“Beklerken boş durmasak. Ne bileyim, örgütlensek, insanları uyarsak...”

“Kendini ateşe atma.”

***

30 Ağustos 2006: “Oh beeee.”

“Artık her şey güzel olacak.”

“Ben Büyükanıt’ın gelişine değil, Özkök’ün gidişine seviniyorum.”

“Yumruğunu masaya vuracak Genelkurmay Başkanı geldi.”

“Öyleyse Özkök komutanken yumruğunu vursaydı da Özkök kendine gelseydi.”

“Sen de çok karamsarsın. Tabii ki sessiz duracaktı. Yoksa bugünkü Genelkurmay Başkanlığı da tehlikeye girerdi.”

***

Kasım 2006: “Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıyor. Cumhurbaşkanlığını da alacaklar. Ne yapacağız?”

“Endişelenme. Büyükanıt sürece müdahale eder. Ordu’ya rest çekemezler.”

“Bir şeyler yapsak diyorum. Atatürkçü bir muhalefet oluştursak. Tayyip’in bir III. Abdülhamit olduğunu halka anlatsak.”

“Merak etme Ordu her şeyin farkında. Sezer de. Onlar ellerindeki bütün yetkileri kullanırlar.”

***

Ocak 2007: “Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıyor. Hâlâ bir şey yapmıyoruz.”

“Yapmadığımızı kim söyledi. Ben tanıdığım bütün subaylarla konuşuyorum. Hepsi çok tepkili.”

“Tamam Ordu üstüne düşeni yapsın. Ama biz de yapalım. Mesela CHP toptan istifa etse, sine-i millete dönse. Sonra biz de CHP ile birlikte halkı örgütlesek, 5 milyon kişiyi Ankara’da toplasak. Sezer de Meclis’in yenilenmesine karar verse. 5 milyon kişiyi toplayan bir Atatürkçü halk hareketi elbette güçlü bir şekilde Meclis’te de temsil edilir. O zaman Cumhurbaşkanını AKP değil biz belirlemiş oluruz.”

“Sen yine elimizde ne varsa ateşe atıyorsun. Bir kere bırak 5 milyonu, 50 bin kişi bile Ankara’da toplanmaz. Bu halktan adam olmaz. Üstelik CHP’lilerin istifasını AKP’liler kabul etmez. Hatta Baykal gibi CHP’nin başındaki önemli isimlerin istifalarını kabul eder. Böylece Meclis’in yenilenmesine gerek kalmaz. Üstelik Meclis’teki muhalefeti de zayıflatmış oluruz.”

***

Mart 2007: “Bu gidişle Tayyip cumhurbaşkanı olacak”

“Hayır Ordu da, iş dünyası da, bürokrasi de çok tepkili. Eşi türbanlı birini Cumhurbaşkanı yapmayacaklar. Vecdi Gönül... Olmadı Şener. Daha ılımlılar.”

***

12 Nisan 2007: “Gördün mü! Büyükanıt yumruğunu masaya vurdu! Artık ne Tayyip ne de Gül Cumhurbaşkanı olabilir. AKP cesaret edemez.”

“Ya cesaret edip ısrar ederse?”

“Bu ülkenin Ordusu var, Yargısı var. Ya darbe olur ya da AKP kapatılır.”

***

14 Nisan 2007: “Gördün mü Türk milletini! Atatürkçüler ayağa kalktı. Bir milyon insanı topladık Tandoğan’da! Türkiye laiktir, laik kalacak!”

“Hani 50 bin kişi bile toplanmazdı Ankara’da?”

“Ama Komutan konuşunca millet meydana iniyor. Ben demiştim sana...”

“Mitingde kalabalık güzel de, mitingin hiçbir hedefi yok. AKP’ye karşı slogan bile attırmadılar.”

“Çok siyasi slogan atarsak, katılım düşer. Vatandaşa sempatik gözükmeliyiz ki kalabalık olsun. Her kesimden insana sesleniyoruz. İsterse AKP’li bile katılabilir. Adı üstünde Cumhuriyet mitingi bu. Cumhuriyeti seven herkes gelebilir.”

“Tamam da katılanların hepsi zaten Atatürkçü, solcu. Her kesimden insanın geldiği yok ki. Katılanlar zaten AKP karşıtı.”

“Bu mitinglere AKP direnemez. Atatürkçülerin kabul edeceği bir Cumhurbaşkanını seçmek zorunda kalacaklar. Ya Şener ya da Vecdi Gönül.”

“Milyonlarca insan Vecdi Gönül Cumhurbaşkanı olsun diye mi yürüyor?”

***

25 Nisan 2007: “AKP’nin adayı Abdullah Gül! Hani uzlaşacaklardı?”

“Kendileri bilir. Ordu son sözünü söylemedi daha.”

“Peki ya Sezer? O nerelerde?”

“Vakti gelince sürece müdahale eder, merak etme.”

***

27 Nisan’ı 28 Nisan’a bağlayan gece: “Gördün mü e-bildirgeyi...”

“Artık şu mitingler daha bir siyasi olsa bari. Şu bildirinin üstüne millete cesaret de gelir. Kalabalık olur. Bari kalabalık mitinglerden bir halk hareketi yaratılsa.”

“Halk hareket ettikten sonra halk hareketi olur işte.”

“Siyasi bir hedefi ve planı olmayan halk hareketinin ne anlamı var.”

“Ordu’nun planı vardır merak etme. Hem bak ADD’nin başında da Şener Paşa var. Bir bildikleri vardır.”

“Abdullah Gül seçilirse?”

“Tamam da CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. İptal ettirecek.”

“İptal çıkarsa, AKP erken seçime gider. Var mı AKP’ye bir alternatifimiz?”

“…”

***

2 Mayıs 2007

“Gördün mü! Anayasa Mahkemesi iptal etti Cumhurbaşkanlığı seçimini… Ben sana Yargı’ya güven demiştim.”

“İyi oldu, iyi oldu da, AKP rest çekecek şimdi. Var mı AKP’ye siyasi bir alternatifimiz? Sonuçta sandıkta Anayasa Mahkemesi üyeleri değil, halk oy veriyor.”

“Milyonlarca insan mitinglere katıldı. Seçimden tabii ki AKP çıkmaz.”

“Ama Atatürkçüler sadece mitinge katılıyor. AKP’liler ev ev kapı kapı dolaşıp propaganda yapıyor.”

“Çok karamsarsın. Dünya tarihinin en büyük mitingleri yaşanıyor.”

“Sezer ne yapıyor bu arada?”

“…”

***

Haziran-Temmuz 2007: “Atatürkçüler nerede? Seçim yaklaşıyor. AKP her ilde miting yapıyor. CHP ise çok az çalışıyor.”

“Çok yorulduk şu üç ayda. Mitingden mitinge koşturduk. Tatil bizim de hakkımız.”

“Tamam da 22 Temmuz’da seçim var. Atatürkçüler tatilde.”

“Olur mu. Bak DSP ile CHP de birleşti. Yıllardır hayal ettiğimiz şeyler gerçekleşiyor. Ordu bizden, Yargı bizden, halk zaten meydanlarda, sol da birleşmiş. ANAP’la DYP de çöktü. Merkez sağın oyunu da CHP alacak. Ya CHP iktidar ya da CHP-MHP koalisyonu.”

“Aslında seçimden önce AKP kapatılsa daha iyi olmaz mıydı?”

“Merak etme. Gerek yok. Hem kapatırsak mazlumu oynayıp daha da güçlenirler. Çok yıprandılar. Millet bunların gerçek yüzünü gördü.”

“Sezer ne yapıyor bu arada?”

“…”

***

22 Temmuz 2007 Saat 19.00

“AKP yüzde 47… Ne yapacağız. Bu adamlar çoğunluğu da aldılar ya, faşistliklerine faşistlik katacaklar…”

“Merak etme. Ordu dur der. Olmadı Yargı müdahale eder. Hem ABD İran’a saldıracak. AKP gibi Şeriatçı bir partiyi değil, ılımlı laik bir koalisyonu tercih edecek ABD. Yani hiçbir şey olmasa ABD devirir bunları. Bence AKP ılımlı gözükecek ABD’ye yaranmak için.”

***

Ağustos 2007

“Gül, Cumhurbaşkanı olacak!”

“Yapacak bir şey yok. Biz üzerimize düşeni yaptık. Bu halktan adam olmaz. 3 kilo bulgur için oylarını sattılar.”

“Atatürkçüler gidip halka bir şey anlattı mı? Oy kullanmak için bile yazlıklarından ayrılmadılar. En bilinçlileri oy kullanacakları sandığı yazlıklarına taşıdı.”

“Ne yapsaydık yani. O kadar miting yaptık. Neyse en azından MHP direnir.”

“Sezer peki, o nerede?”

“…”

***

28 Ağustos 2007: “Abdullah Gül Cumhurbaşkanı oldu! Hem de o çok güvendiğin MHP sayesinde. Adamlar oylamaya katılmasa seçilemezdi.”

“Olsun. Hem Cumhurbaşkanlığı simgesel bir makam. Ordu da tanımayacakmış Gül’ün Cumhurbaşkanlığını. Çok dayanamaz istifa eder.”

“Sezer görevden ayrılmadan önce bari şu YÖK Başkanını değiştirse. Teziç istifa etse de yeni YÖK Başkanını Sezer atasa. Yoksa Gül Şeriatçı birini atayacak.”

“Merak etme Ordu izin vermez. Hem Sezer hukukçudur. Hukuk dışına çıkmak Atatürkçülere yakışmaz. Hukuka karşı hile yapılmaz. Teziç görevinin son anına kadar görevinde kalmalı.”

***

30 Ağustos 2007: “Büyükanıt, Gül’ün karşısında selam çaktı!”

“…”

“Sezer nerede?”

“Gölbaşı’nda köşesine çekildi. Siyasetten uzak duracakmış. Hiç açıklama yapmayacakmış. Çok arayacağız onu.”

***

Aralık 2007: “Yeni YÖK Başkanı atandı. Şeriatçı. İlk açıklaması türbanı serbest bırakmak üzerine oldu.”

“Üniversiteler direnir. Fiilen başkanlık yapamaz. Hem eşinin başı açıkmış.”

“Üniversite öğrencilerinin başı kapandıktan sonra YÖK Başkanının eşinin başı açık olsa ne yazar?”

“Türbanı serbest bırakamazlar. Rektörler var, Yargı var, Ordu var.”

***

Aralık 2007: “Gördün mü. Ordu Irak’ı girdi!”

“Tamam da Ordu Irak’a değil, ABD’nin kontrolü altına girdi. Nereye vuracağımızı bile ABD söylüyor. Hatta Büyükanıt ABD’ye teşekkür etti.”

“Olur mu. ABD Ordu’yla anlaştı. Kürtleri değil Türkleri tercih ettiler. Ordu’nun eli daha güçlü. Arkasında ABD var.”

“Ama ABD Türkiye’de hep Şeriatçıları destekledi. Niye şimdi laikleri desteklesin?”

“Hiç stratejiden anlamıyorsun. İran saldırısı öncesinde Türkiye’de Ordu’ya ve laik bir iktidara ihtiyaçları var.”

“Bence bu operasyon PKK’yı güçlendirecek. PKK’nın eylemleri artacak. Ordu iyice ABD’nin kontrolü altına girecek. AKP’ye karşı sesini hiç çıkarmayacak.”

“Çok karamsarsın. Büyükanıt yumruğunu vurdu ve ABD’ye kafa tuttu. ABD Ordu’yu karşısına almak istemedi ve uzlaştılar. Sınır ötesi operasyona göz yumdu ABD.”

***

Ocak 2008: “Üniversitelerde türban serbest bırakılacak! O çok sevdiğin MHP’nin desteğiyle Anayasa değiştiriliyor. Ne olacak şimdi?”

“Üniversite direnir merak etme. Rektörlerin hepsi Atatürkçü.”

***

Şubat 2008: “Türban kararı geçti!”

“Anayasa Mahkemesi’nden döner merak etme. Hem bak Rektörler ayaklandı. Toplanıp bir bildiri yayınladılar. Üniversiteler laik rejimin bekçisi.”

“Ayaklanan rektörlerin hepsinin görev süresi bitiyor. Ağustos’ta yenileri atanacak.”

“Yaz gelene kadar çok şey olur, merak etme.”

***

Mart 2008: “AKP’ye kapatma davası açıldı! Keşke seçimden önce açılsaydı. Olsun geç olsun, güç olmasın.”

“Ben sana yargı direnecek demiştim.”

“Ya kapatılmazsa?”

“Hiç ihtimal yok. Kesin kapatılacak.”

“Sonuçta 11 kişi karar verecek Anayasa Mahkemesi’nde. İnsanlık hali. 5’i kapatılmasın dedi mi iş bitiyor.”

“Çok karamsarsın. Bu kapatma davası ABD’nin de bir uyarısı. ABD, İran’a saldırmadan önce AKP’yi kapatıp laik bir iktidar kurulmasını istiyor.”

“Ama yalnızca kapatılması yetmez ki. Atatürkçülerin bir alternatif yaratması gerekiyor.”

“Hele bir kapatılsın, bekleyelim.”

“Hep bekledik. 6 yıl oldu.”

“…”

***

Mayıs 2008: “Gördün mü, dengeler değişti. Rektörler yine hükümeti eleştirdi. Yüksek Yargı organlarının üyeleri bir bir hükümet aleyhinde açıklama yapıyor. AKP yapayalnız . ABD de desteğini çekti arkalarından. Ah bir kapatılsa şu parti.”

“Ya kapatılmazsa. Var mı Atatürkçülerin bir B planı?”

***

5 Haziran 2008: “Türban kararı çıktı Anayasa Mahkemesi’nden! İptal ettiler. Bu AKP’nin kapatılacağı anlamına geliyor. Bak laik Yargı nasıl da direniyor!”

***

Temmuz 2008: “Ergenekon! Başkanınız Eruygur tutuklandı! Bir şeyler yapalım.”

“Manyak mısın?”

“Destek ziyareti falan yapalım…”

“Bir de bizi mi alsınlar içeri? Nasıl olsa AKP kapatılacak. Bu son çırpınışları. Kendimizi afişe etmeyelim. Bekleyelim.”

***

Temmuz 2008: “Cumhuriyet mitinglerindeki milyonlar nerede? Şener Paşa’ya destek eylemine sadece 100 kişi katıldı. Hep siz savunurdunuz onu. Ne oldu?”

“Bekle, nasıl olsa kapatılacaklar. Köşeye sıkıştılar.”

***

31 Temmuz 2008, Saat 18:30

“Kapatmadılar işte AKP’yi…”

“Yok canım. Kapatılmadı ama, ciddi bir uyarı aldı. Bundan sonra icraatlarına dikkat ederler. Hem Başsavcı yeni bir kapatma davası açacakmış 2 yıl içinde. ”

“İki yıl daha bekleyeceğiz yani.

“Başka çare var mı?”

“Peki ya Ordu?”

“İlker Başbuğ, Büyükanıt’tan daha radikalmiş. Merak etme.”

“Rektörler?”

“Seçimlerde hep Atatürkçü adaylar birinci merak etme. Gazi’de bile oyların çoğunu biz aldık.”

“Peki şu zamanında çok beğendiğin Sezer’in atadığı Anayasa Mahkemesi üyelerine ne demeli? 2’si kapatılmamasına ilişkin oy verdi.”

“…”

“Halbuki Özal’ın atadıkları 20 yıldır hep Şeriatçıların tarafında oy veriyor.”

***

Ağustos 2008: “Ne olacak şimdi? Cumhurbaşkanı hep Şeriatçı adayları Rektör atadı. En az oyu almış olsa bile.

Anlaşılan Çankaya’yı bir kere kaybedince Rektörlerin de bir kıymeti kalmıyor. Birkaç yıla Anayasa Mahkemesi’nin de bütün üyeleri değişecek. Yüksek Yargı da. Vaktinde Cumhurbaşkanlığını bunlara kaptırmayacaktık.”

“Bekle, birileri bir çare düşünmüştür.”

“Ordu da tamamen uzlaştı herhalde. Baksana YAŞ’ta 28 Şubat’tan beri ilk kez ihraç olmadı.”

“Su…”

“Şeriatçı gazetelere Genelkurmay’ın koyduğu yasak da kalkıyormuş diyorlar.”

“…çok…”

“Hani mevkilerimizde tutunmalıydık? Biz mevkilerimize tutunduk, ama adamlar o mevkileri atayan mevkilere geldiler. Şimdi bir bir gidiyor o mevkiler de…”

“…sıcak…”

“Ordu’ya güvendik, YAŞ’ta bile Şeriatçılara tavır alamaz hale geldiler.”

“…”

“Son çare Yargı’ya güvendik, AKP kapatılmadı..”

“…”

“Orada mısın?”



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe