28.07.2008/Sayı:197
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Okan İşbecer

Ergenekon karesine Zübük de girdi

Zübük’ün “beni de alın” şovundan bir kare.

Zübük’ün “beni de alın” şovundan bir kare.

Ergenekon soruşturması gün geçtikçe ilginç bir hal almaya başladı. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında başlayan gözaltı dalgaları ile başlayan operasyon, Türkiye’yi sarsan isimlerin gözaltına alınması ve tutuklanması ile olduğu kadar henüz bir iddianamesinin olmamasıyla da adından sözettiriyor.

Gözaltına alınanlar arasında ilginç isimler yer alırken her dalgada birkaç İşçi Partili gözaltına alınıp tutuklanınca biz yine Perinçek’in “örgütü koruma refleksinden” şüphelendik.

Her neyse, bu operasyonlarda dikkati çeken bir husus da soruşturmanın fotoğraflar üzerinden yürütülmesi. Geçtiğimiz hafta kimi gazetelerde “Ergenekon’un aile albümü” tarzında haberler yer aldı. Buna göre şu anda tutuklu bulunanlardan herhangi biriyle kazara aynı kareye girerseniz yandınız. Hemen boynunuza darbeci yaftasını asıp derdest edebilirler. Hatta yurtdışında olduğu için hakkında arama işlemi başlatılan AKP eski milletvekili Turhan Çömez’in bir karede sırf kulağı gözükmüş.

Söz karelerden açılmışken Zübük sonunda muradına eriyor. Hatırlarsanız Zübük, Ergenekon soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonların 5. dalgasında İlhan Selçuk, Doğu Perinçek gibi isimler gözaltına alındığında Cumhuriyet gazetesinin önünde, İP binası değil demek ki Perinçek Zübük’ün gözünde pek vatansever gözükmüyor, “Beni de alın!” diye feveran etmişti.

Aynı hareketleri son dalgada paşalar gözaltına alındığında da yapan Zübük anlaşılan kısa zaman içinde çok sevdiği insanların yanında olacak.

Geçtiğimiz günlerde ATV Haber’de bizim Zübük’ün şu anda Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan biriyle fotoğrafları yayınlandı. Böylece kareye giren Zübük, otomatikman hedef tahtasına da oturmuş oldu. Ancak gözaltı ve tutuklanma gerçeğiyle karşı karşıya kalan Zübük işin ciddiyetini anlayınca peşine taktığı cılız kitleyi de harekete geçirerek protesto gösterilerine başladı.

Haberlere çok kızan Zübük, önce kanalı telefonla arayarak telefona çıkanlara ağzına geleni söylemiş. Aynı akşam biz kaç kişiyiz internet sitesinde protesto gösterisi örgütleme mesajları yayınlayan Zübük böylece arkasındaki az da olsa kitle desteğini de kişisel çıkarı için sokaklara dökmüş oldu.

ATV önünde gerçekleşen protesto gösterileri, medyada “Tuncay Özkan ATV’yi bastı” başlıklarıyla yer aldı. Adam sanki “sivil toplum önderi” değil mafya babası. Sağa sola “köpek”, “şerefsiz” diye saldıran birinden de zaten sivil toplum önderi değil olsa olsa tımarhanelik deli olur. Baksanıza adam herkesi kendi gibi zannediyor.

Suç tabii ki Zübük’ün değil. Her Zübük’ün arkasında onu zirveye taşıyan küçük Zübükler vardır. Zübük için her şeyi yapmaya karalı görünen bu az buçuk kitleye önerimiz isimlerini “Tuncay Özkan Sevdalıları” olarak değiştirmeleri. Çünkü yaptıkları şeyin memleketle falan bir alakası kalmamış


DTP aynı tas aynı hamam

PKK’nın yasal uzantısı DTP, ikinci olağan kongresini önceki haftasonu Ankara’da Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirdi.

DTP kongresinde yine bildik görüntüler hakimdi. Apo’nun kızkardeşi ile Karayılanın kızkardeşi kongreyi yanyana izlerken, PKK flamaları ve Apo posterleri de salonda eksik olmadı.

PKK’nın yasal uzantısı DTP, ikinci olağan kongresini önceki haftasonu Ankara’da Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirdi. Kongreye özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinden yoğun katılım gerçekleşirken yine bildik görüntüler sergilendi.

Özellikle son dönemde parti içindeki tartışmalar “şahin kanat ve güvercin kanat ayrımı”, “DTP bölünüyor” gibi haberlerin çıkmasına sebep olduysa da gerçekleşen kongre DTP’de herhangi bir bölünme olmadığını ve teröristbaşı Apo’nun partideki bütün ipleri elinde tuttuğunu ortaya koydu. Zaten kongrenin divan başkanlığına seçilen DTP Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş’da yaptığı konuşmada kongrenin “DTP bölünüyor” iddialarına güçlü bir yanıt olacağını söyledi.

PKK’lıların gövde gösterisine dönüşen kongreye ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, SDP Genel Başkanı Filiz Koçali, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel ile KESK Genel Başkanı Sami Evren de katıldı. Bunların yanı sıra kongreye Avrupa’dan da katılım oldu. Kongreye İngiliz İşçi Partisi’nden Richard Howitt, Alman Federal Parlamentosu’ndan Ulla Yelpke, Alman Sol Parti MYK üyesi Jurgen Klute, Yunanistan PASOK’tan Konstantinos Foutzopolus, İngiltere Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Philippa Sounders, Avrupa Parlamentosu’ndan Soren Sondergaard, Feleknaz Uca, Danimarka Sosyalist Halk Partisi MYK üyesi Serdar Benli katıldı. Barzani ve Talabani’nin de davet edildiği kongreye söz konusu isimler katılmazken KYB Ankara Temsilcisi Bahruz Galali mesaj gönderdi.

Bunun yanı sıra kongreye terör örgütünün liderlerinin yakınları da katıldı. Apo’nun kardeşleri olan Mehmet ve Fatma Öcalan ile Murat Karayılan’ın kız kardeşi Hazal Karayılan da kongrede hazır bulundular.

Türk bayrağının zoraki asıldığı kongre salonunda İstiklal Marşı okunmazken bunun yerine “Oramar Türküsü” denilen bir şarkı sürekli çalındı. Çalınan bu şarkının 21 Ekim 2007 tarihinde PKK tarafından gerçekleştirilen ve 13 askerimizin şehit olduğu Dağlıca baskınını öven bir şarkı olduğu ortaya çıktı. Bu duruma ise gariptir Fatih Altaylı isyan etti. Şundan dolayı garip ki, biliyorsunuz kendisi vakti zamanında Apo’yla gazetecilik adına görüşmeler yapan birisiydi.

Bunun yanı sıra kongrenin düzenlendiği salonda PKK amblemi bulunan bez parçaları ve Apo posterleri açıldı.

Bütün konuşmacıların “Sayın Öcalan”lı konuşmaları da sık sık Apo lehine sloganlarla kesildi. Kongreden önce adaylığını açıklayan DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak bazı çevrelerde umut olmuştu. Bu çevreler şahin kanattan olduğunu söyledikleri Alınak’ın adaylığının DTP’yi biraz daha makul bir çizgiye çekeceğini de iddia ediyorlardı. Aynı şekilde kongrede Alınak, Ahmet Türk lehine adaylıktan çekildiğinde umutlarını biraz daha artırdılar. Çünkü medyada yer alan haberlerde Ahmet Türk güvercin kanadın başını çekiyordu. Ancak kongreyi kazanan Ahmet Türk’ün “Sayın Öcalan”lı konuşması ve salona hakim olan PKK havası bu kesimlerin de sevincine gölge düşürdü. Özellikle Şeriatçı medyanın bu yönde yaptığı propaganda bizzat Ahmet Türk tarafından boşa çıkarıldı. Ahmet Türk yeniden genel başkan seçildiğine göre İmralı’dan icazeti kapmış gibi görünüyor.

Kongreyle ilgili ilginç notlardan biri DTP’nin TBMM’deki sandalye sayısını artırması oldu. Siyaset yasağı (?) sonaeren Hakkari Bağımsız Milletvekili Hamit Geylani, DTP saflarına katıldı.

Bir diğer ilginç not da kongrede yaşanan hırsızlık olayları oldu. Yankesicilerin cirit attığı kongrede 6 partilinin cüzdanlarının çalındığı ve kongreyi izleyenlerin hırsızlıklara karşı sık sık anonslarla uyarıldıkları kaydedildi.


Perinçek şov devam ediyor

Doğu Perinçek Fatih Altaylı Ahmet Akgül

Sol’dan sağa Perinçek, yeni mektup arkadaşı ve
Ulusal Kanal’ın Ramazan sohbetçisi Ahmet Akgül.

Ergenekon operasyonu dolayısıyla içeri alınan Perinçek, cezaevinden şova devam ediyor. Tutuklu kaldığı süre boyunca mektuplaşma alışkanlığı edinen Perinçek, özellikle Doğan Medya gazetecilerine yazdığı mektuplarla gündeme gelmişti.

Aslında sağa sola mektup göndermek Perinçek’in eski alışkanlığı. Bir zamanlar başbakanlara mektup yazıyordu şimdilerde ise çaptan düşmüş olacak ki gazetecilerle idare ediyor.

En son burada Ertuğrul Özkök’e yazdığı mektupla kendisini andığımız Perinçek, mektup arkadaşlarının sayısını her geçen gün artırıyor. Mektuplaşarak kazandığı dostlar sayesinde açıklamalarını Aydın Doğan’ın gazetelerinde sık sık gördüğümüz Perinçek bu kez farklı bir isime gönderdiği mektupla sayfamızdaki yerini alıyor. Perinçek’in yeni mektup arkadaşı Fatih Altaylı.

Fatih Altaylı’yla tek ortak noktaları ikisinin de bir zamanlar “gazeteci” kimliğiyle Apo’yla görüşmek olunca insan ister istemez Perinçek’in mektubuna dikkat kesiliyor.

Perinçek, Altaylı’ya yazdığı mektubuna yıkama yağlama faslıyla başlıyor:

“Sayın Fatih Altaylı,

Aziz kardeşim,

Şimdi Habertürk’te sizi dinledim; hep dinliyorum. Bizi bilgilendiriyorsunuz, akıllısınız, vicdanlısınız”

Bu fasıldan sonra kendilerinin Türkiye’de kontrgerillaya karşı nasıl mücadele ettiğinden dem vuran Perinçek, bugün de kontrgerilla ile uğraştıkları için cezaevinde olduklarını anlatıyor. Fatih Altaylı da dahil olmak üzere tüm Türkiye’ye kontgerillayı işkence tezgahlarından geçerek öğrettiklerini iddia ediyor Perinçek. İddia çok abes. Çünkü Perinçek hayatı boyunca işkence falan görmemiştir. Zaten kendisinin en büyük meziyeti polis karşısında bülbül gibi şakımasıdır.

Her neyse, Fatih Altaylı’nın meseleye bakış açısının hatalı bulduğunu belirten Perinçek, Altaylı’yı düzeltme çabalarından sonra da Altaylı’yı omuz omuza mücadeleye çağırıyor:

“Türkiye büyük sancılarla da olsa Atatürk’ü yeniden keşif yıllarına giriyor.

Bu yolda hep birlikte olacağız, vicdanlı ve vefalı kardeşim.

Candan selam ve saygılar”

Altaylı’ya göstermiş olduğu büyüklüğün ifadesi olarak mektubu kendi el yazısı ile yazdığı mektubunu bu şekilde bitiren Perinçek, gazetelerde kendisi hakkında çıkan haberlere de oldukça sinirleniyor. Bunu da Aydınlık’ta şöyle dile getiriyor:

“Gazetelerde okudum:

Doğu Perinçek, yeni adıyla Agarta terör örgütünün ‘departmanlarından’ birinin başkanıymış. Sözüm gazetelere ve gazetecilere değil, Türkiye’mize karşı bu alçakça tertibi yürüten o merkeze ve o merkezin psikolojik savaş aygıtına:

Başlatmayın şimdi ‘departmanınıza’! Ben İşçi Partisi’nin Genel Başkanıyım. Yarın Türkiye’yi yönetecek olan Parti’nin önderiyim. Öyle departman, mepartman tanımam!”

Perinçek’in bu yazıyı yazarkenki halini gözümde canlandırmaya çalışıyorum da, eminim gözlerinden ateş çıkıyordur. Adam o kadar megaloman ki, örgüt içerisinde bölüm şefliğini bile kabul etmiyor. İlla baş olacak. Yani “Perinçek Ergenekon’un bir numarasıdır” deselerdi bu kadar alınmazdı.

Perinçek’i hiç tanımayan biri bu yazıyı görse gerçekten onu bir şey zannedebilir ama adı üstünde Perinçek. 40 yıldır iktidar olma hayali kuran, her seçimde barajları yıkıp geçen Perinçek her nedense bir türlü binde 5’i bile bulamıyor. Adama “sen kendini ne zannediyorsun?” derler.

Son olarak Konya merrezli gerçekleştirilen Ergenekon bağlantılı operasyonda ise Şeriatçı Milli Çözüm dergisi mensupları ile birlikte yine İP’liler de gözaltına alındı. Bu operasyonla birlikte İP’liler ile Şeriatçılar arasındaki ilişkiler de ortaya çıkmaya başladı. Operasyonda gözaltına alınan, Ulusal kanal Reklam Müdürü olduğu iddia edilen Nuran Gökdemir, serbest bırakıldıktan sonra İP Konya İl Başkanlığında yaptığı basın açıklamasında Milli Çözümcülerin Ulusal Kanal’a maddi yardımda bulunduğunu söyledi Gökdemir:

“Özellikle Ahmet Akgül hocamdan maddi yardım istedik. O da bize elinden geleni yapacağını söylemişti. Sözünü yerine getirdi. Mali katkıda bulunmuştu. Para yardımı dışında ayrıca bilgisayar yardımı aldık” dedi.

Ahmet Akgül, Milli Çözüm dergisinin genel yayın yönetmeni ve bir zamanlar Erbakan’ın en yakınındaki isimlerden biriydi. Ayrıca Akgül’ün geçtiğimiz ramazan ayında Ulusal Kanal’da “Ramazan Sohbetleri” programı yaptığı da gelen bilgiler arasında.

Görüyor musunuz Türkiye’yi yönetecek liderin Şeriatçılarla olan ilişkilerini. Bu adam bir de laik cumhuriyeti korumaktan falan bahsediyor. Hem de kanalında Şeriatçılara program yaptırarak!

Büyüklük yine bizde kalsın da son sözümüz yine Fatih Altaylı’ya olsun. Sen sen ol, bir daha Perinçek’ten mektup falan gelirse sakın ola ki açmayasın. Hatta mümkünse o mektuba dokunmayasın bile. Görüyorsun Perinçek’e selam bile verenler Ergenekon’dan cezaevini boyluyorlar. Aman dikkat!


Ermeni açılımının ikinci adımı

Mete Tunçay Halil Berktay

Türk Tarih Kurumu başkanlığı için AKP’ye önerimiz:
Mete Tunçay (solda) ve Halil Berktay.

AKP’nin dış politikadaki açılımları ara vermeksizin devam ediyor. Alevi açılımı, Arap açılımı, Afrika açılımı, Irak açılımı derken şimdilerde bir Ermeni açılımıdır almış başını gidiyor. Geçtiğimiz hafta Ermenistan’la doğrudan görüşmelerin gizli bir şekilde başlatıldığı yönünde basında kimi haberler yer aldı. Hürriyet gazetesinin yayınladığı habere göre, ilki 8 Temmuz’da İsviçre’nin Bern kentinde yapılan görüşmeler, günümüze kadar belli aralıklarla gerçekleştirildi. Böylece son dönemde Ermenistan tarafının Türkiye’ye gönderdiği dostane mesajlar da bir anlam ifade etmeye başladı. Görüşmelere ismi açıklanmayan üst düzey bir dışişleri yetkilisinin katıldığı ifade edilirken Dışişleri Bakanı Ali Babacan da söz konusu görüşmeleri yalanlamadı.

Gizli görüşmelerin Türk-Ermeni ilişkilerini normalleştirme çabalarının ilk adımı olduğu yönünde yorumlar yapılırken AKP kendisi için küçük, Ermeniler için büyük bir adım daha atarak Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu’nu görevden aldı. Halaçoğlu’nun görevden alınmasına ilişkin Tayyip Erdoğan ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın imzalı kararname Abdullah Gül tarafından da imzalanarak resmi gazetede yayınlandı.

Sözde Ermeni soykırımı iddialarına karşı yaptığı çalışmalarla tanınan Halaçoğlu, 1993’ten beri TTK Başkanlığı görevini yürütüyordu. Önceki yıllarda da Ermeni tezlerine karşı Türk tezini savunduğu için baskılara maruz kalan Halaçoğlu, hatırlayacağınız gibi İsviçre’de bir konferansta “Ermeni soykırımı yoktur” dediği için hakkında soruşturma bile açılmıştı.

Halaçoğlu’nun görevden alınması ile birlikte Türkiye önemli bir konudaki en büyük savunucularından birini kaybetmiş oldu. Her fırsatta sözde soykırım konusunu herkesle tartışabileceğini kaydeden Halaçoğlu, Ermenilere de karşılıklı olarak arşivleri açma ve belgeleri konuşturma çağrısı yapıyordu. Halaçoğlu’nun bu teklifi tabiî ki hiçbir olumlu karşılık bulamadı.

Ermeni iddialarının ne kadar asılsız olduğunu kanıtlamak için her fırsattan yararlanmaya çalışan Halaçoğlu, geçtiğimiz yıl “Harput’ta toplu mezarlar var” şeklinde iddialar ortaya atan Gomidas Enstitüsü Müdürü Ara Sarafyan’ı Harput’ta birlikte araştırmalar yapmaya çağırmış ancak olumlu yanıt alamamıştı.

Yine geçtiğimiz yıl Boston’daki Taşnak arşivinin tasnif edilip açılması için girişimlerde bulunan Halaçoğlu, bu işlerin gerçekleşmesi için Ermenilere 20 milyon dolar gibi bir maddi yardımda bulunmayı bile önermiş ama yine olumlu bir yanıt alamamıştı.

Görevden alındığı haberini tatilini geçirdiği Bodrum’da gazetecilerden öğrenen Halaçoğlu, yaptığı açıklamada görevden alma işleminin kendisini şaşırtmadığı izlenimi verdi. Ayrıca çalışmalarına devam edeceğini de belirterek kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Halaçoğlu’nun görevden alınmasına en çok sevinen ise Taraf gazetesi oldu. Her daim Türk devletine düşman olan Taraf, 24 Temmuz tarihli nüshasında logosunun yanından “Halaçoğlu dün itibariyle tarih” başlığıyla Yusuf Halaçoğlu’nun görevden alınmasını duyurdu. Aynı zamanda AGOS gazetesinin genel yayın yönetmeni Etyen Mahçupyan’ın da yazarlık yaptığı Taraf, artık bir tarafına kına yakabilir.

Halaçoğlu’nun yerine Abdullah Gül’e yakın olan isimlerden biri olan Ali Binici’nin getirilmesi için gerekli kararnamenin hazırlanarak Gül’e gönderildiği son gelişmelerden biri.

Bizce AKP Ermenileri memnun etmek istiyorlarsa-ki istedikleri anlaşılıyor- Ali Binici yerine Mete Tunçay’ı veya Halil Berktay’ı atasınlar. Böylece sözde soykırım bir an önce tanınır ve AKP’liler Ermenistan’la istedikleri kadar sıcak ilişki kurabilirler.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe