15.05.2006
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Özgün
Tarih
Ekonomi

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye

 

Ermeni Soykırımı değil
Türk Soykırımı

Türksolu seri konferansları Adana ve Ankara'da devam etti

Özgür Billur
Özgür Billur
Bu salonda bilimsel bir tartışma yapmayacağız. Gerçekliği olmayan Ermeni yalanlarını dinlemeyeceğiz. Toplantımızda ne Ermeni Patriği var ne de Ermeni müzik korosu. Ermenilerle diyalog kurmak ya da tarafsızlık gibi bir derdimiz de yok. Çünkü ortada bilimsel bir tartışma yok. Yıllardır Ermenilerin uydurduğu palavralar üzerinden Türkiye ve Türk karşıtı bir propaganda faaliyeti var. “Soykırım”ın yalan olduğunu Batılılara arşivleri göstererek de inandıramazsınız. Konu akademik değil, siyasi!
Türkiye Ermeni yalanlarıyla mücadele etmek istiyorsa, meseleyi akademik değil, Türkiye’nin ulusal güvenliğiyle ilgili milli bir dava olarak algılamalıdır. Bunu başarmak için de Atatürk’ün kendine güvenen ve onurlu politikasına dönülmelidir. İçte ve dıştaki düşmanlara karşı zaferin yolu, Atatürk’ün antiemperyalist milli siyasetine dönmektir.


Dr. Bilâl N. Şimşir

 

İzmir Limanı’nda indirilen malları Harput’a kadar götürecek tüccarlar zincirini ABD, Ermenilerle kurdu. ABD açısından Ermeni meselesinin başlangıcı işte bu zincirin kurulmasıdır. Ermeniler de böylece Amerikancılaşıyor, hatta kendilerine “Doğunun yankisi” diyorlar. Amerikan misyonerlerinin ülkemize gelişi 1820 yılına kadar dayanır. Rumlar ve Müslümanlar arasında başarı sağlayamıyorlar, ama 20 yılda bir Ermeni Protestan cemaati oluşturabiliyorlar. Açtıkları okullarda okuttukları Ermeni öğrencinin sayısı 28 bine ulaşıyor.
Türkiye’de Ermeni terör örgütlerini Rusya Ermenileri, Balkan isyancılarını örnek alarak kurdu. 100 yıl sonra PKK’nın yaptığı gibi Anadolu’yu kana buladılar. Ayaklanmalar 1914 yılına kadar devam ediyor. Birinci Dünya Savaşı’yla birlikte ise Rus Ordusu’nun yanında savaşıyor. Hatta Hınçak örgütünün aldığı bir karar vardır: “Bizim için en uygun ayaklanma zamanı Osmanlı’nın savaşa girdiği zaman olacaktır.” İki ateş arasında kalan Osmanlı Ordusu son çare olarak Doğu Anadolu’daki Ermenileri savaş bölgesinin dışına naklediyor. Tehcir sırasında yaşanan ölümlerinin büyük çoğunluğu Kürt ve Arap çetelerinin saldırıları sonucunda gerçekleşmiştir.
Türkkaya Ataöv
Türkkaya Ataöv
Bu konuda yabancı dilde 76 tane kitap çıkardım. Türkçesini çıkarmaya hiç ihtiyaç hissetmedim. Çünkü yabancıları hedef olarak alıyorum ikna etmek için. Anlaşılan Türkiye’deki bazı kimseleri de ikna etme zarureti ortaya çıkıyor.
Ben bir gazete için Ermeni Belge Sahtekarlıkları diye yazı hazırladım. Günlük gazetelere “Bununla ilgilenebilir misiniz?” dedim. “Evet, başlayın yapın, bize yollayın” dediler. Sonra teker teker reddedildi bunlar. Nihayet Cumhuriyet gazetesinde, orada da üç ay kadar bekledikten yayınlanabildi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi 1918-19’da kurulmuş olsaydı ve biz belgelerimizle tanıklarımızla oraya gitseydik. Ermeniler de gelselerdi. İkimiz de eşit olsaydık. Biz de her şeyi ortaya koysaydık. Onlar da ortaya koysaydı, Türklere Ermenilerin yakıştırdığı gibi bir soykırım kararı veremeyecekti. Nitekim o dönemde Malta’daki mahkeme de veremedi.
Gündüz Aktan
Gündüz Aktan
İlk kez Türk Soykırımı adı altında bir toplantıya katılıyorum. Benden evvel böyle bir toplantıya katılan var mı bilmiyorum. Sanıyorum ki, bu konuda tertiplenmiş ilk toplantı. Bu nedenle düzenleyen arkadaşlara çok teşekkür ediyor ve onları kutluyorum.
Justin McCarthy rakamları çıkardı. 1821 Yunan İsyanı’ndan başladı, 1922 Büyük Taarruz’un sonuna kadar. 101 yıl içinde Balkanlar’da ve Kafkaslar’da öldürülen Türk sayısı 5 milyon! Balkanlar’dan ve Kafkaslar’dan sürülüp Anadolu’ya gelen yani tehcire uğrayan Türk ve Müslüman sayısı 5 milyon. Ermenilerin bir sayıma göre ciddi isyanları 20, bir sayıma göre 40 civarında. 517 bin Türk öldürülmüştür.
Türklere karşı Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış döneminde çok ciddi bir ırkçılık vardır. Gladstone, “Türklerin ayaklarının altında medeniyet çimenleri bitmez. Pılını pırtısını toplayıp Asya’ya gitmeleri lazım. Bunlar Avrupa’ya layık insanlar değillerdir” diyor. Bunu hep söylemişlerdir. Montesqiue ile başlar bu, Şark Despotizmi diye. Yavaş yavaş giderek düşmanlık halini alır. Türkler en galiz laflarla tanımlanmıştır, Batıda.
Kemal Kerinçsiz
Kemal Kerinçsiz
Bilgi Üniversitesi’ndeki Ermeni Konferansı’nın bilimsel olmadığını son derece net olarak biliyoruz. Çünkü öncelikle katılımcılar, konuşmacılar tek taraflı olarak tayin edilmişlerdir. Sayın Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu müracaat etmiş ve bu müracaatına verilen cevapta, “Biz burada resmi tezleri konuşmayacağız. O bakımdan sizin görüşlerinizi biliyoruz, gelmenize mahal yoktur” denip reddedilmiştir. Bunun neresi bilimselliktir? Yine aynı şekilde dinleyicilerde de böyle bir çifte standarda gidilmiştir. Biz Hukukçular Birliği olarak, Emekli Subaylar Derneği ise emekli subaylar olarak katılmak istedik. Maalesef bize gelen cevap da şu: “Biz dinleyicileri de kendimiz seçiyoruz.” Peki buna bilimsel demek mümkün müdür?
Şunu net olarak söyleyebiliriz ki, iç hukuk açısından ortada bilimsel bir toplantı yoktur! Bu toplantı tamamen siyasal amaçlara hizmet etmektedir. Bunun sonucunda tanıma, arkasından tazminat ve toprak talepleri gelecektir! Bunu biliyoruz. Bu oyun ve tezgah yıllardır ve hatta yüzyıllardır devam ediyor!
Biz davamızı açarken, “Bu konferansın tertibinde bu üniversiteler Soros Vakfı’ndan 300 bin dolar almıştır” dedik! Belgelerini de dosyamıza koyduk. Türk Ceza Kanunu’nun 305. maddesi var arkadaşlar. “Milli yarar aleyhine menfaat temini.” 3 yıldan başlayan hapis cezası var. Hakim çok net söyledi, “Getirin belgeleri, 24 saat içinde ben bu kararı yeniden gözden geçireceğim” diye. Peki ne yaptılar sizce! İtiraz etmediler. Belge getiremiyorlar, getirseler sıkıntıya girecekler.
Özgür Erdem
Özgür Erdem
Karşımızda bir Ermeni meselesi değil, Batı meselesi var. Bu nedenle Ermeni meselesinde Batıyı ikna etme çabaları sonuçsuz kalmaktadır. Türkiye gerçek düşmanı olan Batıyı karşısına almaya cesaret edemediği sürece bu meseleyi de çözemeyecektir.
Ermeni meselesinin önümüze çıkarıldığı 19. yy. sonlarından beri, bu mesele nedeniyle başımızın ağrımadığı tek dönem Atatürk dönemidir. 1919’da soykırımın sorumlusu olduğu gerekçesiyle kaymakamlar idam edilirken, tüm emperyalist merkezlerde “Mavi Kitap”lar çıkarılırken, Atatürk döneminde bu konuda hiçbir taviz verilmemiş, emperyalizm de bu meselenin propagandasını yapamamıştır.
Ermenistan, tıpkı Yunanistan, Kürt devleti ve İsrail gibi Ortadoğu’yu kontrol altına almak ve Araplar ve Türklere karşı bir set çekmek için emperyalizmin kurduğu bir kukla devlettir. Emperyalizmin desteğiyle ayakta durabilmektedir. Dolayısıyla Ermeni meselesi, Türkiye’nin etrafındaki bu müttefik kuşatması ortadan kaldırılabilirse çözülebilir. Bu Yahudi-Kürt-Ermeni Seddini yarabilmek için iki temel ittifak vardır: Türkiye-Azerbaycan-Kıbrıs birlikteliği ve Türk-Arap-İran dostluğu.