01.09.2008/Sayı:202
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Okan İşbecer

Candan Erçetin’den Tayyip’e tavır

Candan Erçetin
Candan Erçetin

Tanyeli
Tanyeli

Tayyip’in uyguladığı politikalar her geçen gün toplumun farklı kesimlerinin tepkisine neden oluyor. Tayyip’e bir tepki de pop müziğin sevilen sesi Candan Erçetin’den geldi. Fethullahçı Bugün gazetesinin Magazin sorumlusu Aykut Işıklar’ın geçtiğimiz hafta yazdığına göre Erçetin, Tayyip’in de katılacağı bir gecede sahneye çıkmayı reddetmiş:

“Olay yeni değil. Mayıs ayından kalma. Kusura bakmayın yeni duydum. İzmir’deki Balkan Göçmenleri Derneği bir gece düzenler. Geceye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da davet edilir. Sahne için de sevdikleri Candan Erçetin’e teklif gider. Belki parada indirim yapar diye de ‘Çok görkemli bir gece olacak, Başbakanımız da gelecek’ denir. İşte o saniye iş bozulur. ‘Ben Başbakan’ın olduğu yerde şarkı söylemem. Atatürkçüyüm. AKP benim ilkelerime terstir’ yanıtı gelir.”

Aykut Işıklar’ın naklettiği olay böyle gelişir. Biz de bu haberi görünce Candan Erçetin’e helal olsun demeden geçmek istemedik.

Bu haberi görünce aklımıza bir zamanlar antiemperyalist çıkışlarıyla gündeme gelen Oryantal Tanyeli de geldi. Şubat 2008 de, İngiltere’de yapılan Dünya Nefes Konferansı’nda dans terapisi brifingi verecek olan Tanyeli, BBC ekranlarında İngiltere’nin 64 yaşındaki ünlü belgesel yapımcısı Michael Palin’s’in hazırladığı, 26 ülkeyi içine alan “Yeni Avrupa Belgeseli”ne konuk olmuştu. Röportajda, Tanyeli ülkemizin modernliğinden, yurtdışında ülkemize taraflı bakıldığından ve demokratik bir ülke olduğumuzdan bahsetmişti. Michael Palin’s’in “Mr. Bush’a dans eder misin?” sorusuna ise, “Dünyada bu kadar çok olay varken imkansız gibi görünüyor” diye cevap vermişti.

Tanyeli bundan iki yıl kadar önce de Irak’ta ABD askerleri için düzenlenen gecede dans etmeyi reddettiğini açıklayarak; “Masum çocukları, kadınları katleden Amerikan askerlerini değil 50 bin dolar, 1 milyon dolar verseler eğlendirmem. Buna vicdanım izin vermez” demişti. ABD’nin kucağına her gün oturup onları eğlendiren siyaset dansözleri umarız Tanyeli’nin açıklamalarından sonra biraz utanırlar.


Başbakan’ın daniskası

Recep Tayyip ErdoğanTayyip, geçtiğimiz hafta babaocağı Rize’deydi. Yerel seçimlerin startı olarak görülen geniş çaplı yurtiçi gezisine memleketi Rize’den başlayan Tayyip için bu gezi iyi bir başlangıç olmadı. Rize’de vatandaşlara hitap eden Tayyip, gaf üstüne gaf yaparak kendi kendini rezi-i rüsva etti.

Tayyip Rize’de yaptığı konuşmada İkizdere Vadisi’ne yapılacak olan Hidroelektrik Santrali’ne karşı çıkan çevrecilere yüklenerek, “Dünyanın değişik yerlerinde böyle çevreciler var. ‘Ne yaparsınız’ dersin, ele avuca gelecek hiçbir işleri yoktur. Sadece boş vakitlerini değerlendirmek için yaptıkları iş budur. Yarın gazeteler bunu da yazar. ‘Çevrecilere karşı çıktı’ derler. Ben çevrecinin daniskasıyım” dedi. Tayyip’in birinci gafı çevrecilere haksız ve yanlış bir şekilde yüklenmesiydi. Aslında Tayyip çevrecilere haklı olarak yüklenseydi asıl haberin daniskası bu olurdu ama neyse şimdi konumuz bu değil. İkinci gafı ise “çevrecinin daniskası benim” söylemiydi. “Daniska” kelimesi aslında bilinenin aksine olumsuz bir kelime değildir. Anlam itibariyle “âlâsı” demek olan “daniska” yine de Türk insanı tarafından olumlu manada kullanılmaz. Yani adamın birine “sen çevrecinin daniskasıymışsın” deseniz kavga çıkar. Daniska genellikle olumsuz kelimelerle birlikte kullanıldığı için insanda böyle bir izlenim bırakır. Yani birine “terbiyesizin daniskası” dediğinizde kullanım olarak sorun yok gibi görünür ama aslında bu kullanım yanlıştır.

Gelin isterseniz doğru örnekler üzerinden devam ederek konuyu biraz daha anlaşılır hale getirelim. Mesela “işbirlikçinin daniskası” derseniz bu doğru bir kullanım olur. Ha keza “Amerikancının daniskası” da doğru bir kullanımdır. Tıpkı “Kürtçünün daniskası”, “bölücünün daniskası”, “gericinin daniskası”, “halk düşmanının daniskası”, “küfürbazın daniskası”, “faşistin daniskası” gibi. Tabi bu örnekler saymakla bitmez. Mesela Tayyip’e “Başbakan’ın daniskası” demek de doğru bir kullanımdır.

Boş konuşmayı sevmeyen Tayyip, Sinop’taki “Ekotopya” kampına katılan çevrecileri karga tulumba göz altına aldırarak icraatın daniskasına da imza attı.

Bu arada Tayyip’in “çevrecinin daniskası benim” çıkışı üzerine hemen geyikler üretilmeye başlandı. “En çok çevresi olan insan Tayyip Erdoğan”, “çevresine en çok sahip çıkan insan Recep Tayyip Erdoğan” gibi. Bunların arasında en çok tutulanlardan biri de şu: Çevrecinin üç hali vardır; Çevreci, Çevre Mühendisi ve Çevrecinin daniskası.


AKP ve kadın

Yandaki iki fotoğraf Tayyip’in Rize gezisinden basına yansıyanlar arasından seçildi. AKP zihniyetinin kadına bakış açısını yansıtması açısından tarihi öneme sahip oldukları için burada yer veriyoruz. Fotoğraflarda görmüş olduğunuz gibi kadınlar ortamdan tamamen soyutlanmış, adeta tecrit edilmiş vaziyetteler. Alttaki resimde asker kordonu altında ve ortamdan tamamen yalıtılmış vaziyette mitingi izleyen kadınlar görülürken üstteki fotoğrafta da muhtemelen bir inşaatın pencerelerinden korkak, çekingen tavırlarla etrafı seyreden kadınlar görülüyor.

Özellikle üstteki fotoğrafı görünce aklıma Osmanlı devrindeki peçeli ve kafes arkasındaki kadınlar geldi. Sarayda kafes arkasından nümayişleri izleyen kadınlar sanki geri dönmüştü ve Rize’de Tayyip’in mitingini inşaat pencerelerinin arkasından seyrediyorlardı.

İşte o kadınları kafesten çıkarıp toplumsal hayata kazandıran Atatürk’ün büyüklüğü bir kez daha ortaya çıktı. Bugün ise Atatürk’ün ölümünden 70 yıl sonra Tayyip kadınları tekrar o kafeslerin arkasına koymaya çalışıyor.


Ergenekon Taraf’a da girmiş!

Ergenekon Taraf’a da girmiş!CIA’in günlük bülteni Taraf da Ergenekon’la içli dışlıymış. Geçtiğimiz hafta Vakit gazetesinde yer alan bir habere göre Taraf gazetesinin bir muhabiri, Ergenekon Operasyonu nedeniyle tutuklu yargılanan Kemal Kerinçsiz’e bilgi sızdırıyormuş. Taraf’ta bol ajan olduğunu biluyorduk ama Ergenekon’a da ajanlık edebilecekleri ne yalan söyleyelim aklımıza gelmemişti.

Taraf gazetesinde çalışan bir bayan, 18 Aralık 2007 tarihinde Avukat Kemal Kerinçsiz’i arıyor. Ergenekon soruşturması klasörlerinde ismi “X BAYAN ŞAHIS” olarak kodlanan Taraf gazetesinin çalışanı, Ergenekon haberleri ile ilgili Kemal Kerinçsiz’e bilgi sızdırıyor.

18 Aralık 2007 tarihinde saat 15:02:41-15:06:16’da, Taraf çalışanı ile Kemal Kerinçsiz arasında yapılan telefon görüşmesi şöyle:

Kemal Kerinçsiz: Alo

(Taraf Gazetesi) X Bayan Şahıs: Bu Vatan’da çıkmış, bizde değil.

KEMAL KERİNÇSİZ: A Vatan’da ama o bilgi sizden gitmiş.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Bilgi bizden mi gitmiş?

KEMAL KERİNÇSİZ: Ya özellikle senin ismin verildi.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Kim söyledi yaa?

KEMAL KERİNÇSİZ: Yani onu da bak kim söyledi? Telefonda söylemiyim, telefonda söylemiyim.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Hıhı (Gülüyor) Allah Allah

KEMAL KERİNÇSİZ: Iıı. Senin ismin verildi...

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Bizde öyle bir haber çıkmadı ki.

KEMAL KERİNÇSİZ: Anladım. Yani sen herhangi bir rabıtaya girmedin, konuşmadın?

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Hayır, aa yoo.

KEMAL KERİNÇSİZ: Tamam anladım, şimdi onu da...

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Yoo..

Taraf gazetesi çalışanı, söz konusu konuşmasından 4 dakika sonra Taraf gazetesinin telefonundan Avukat Kemal Kerinçsiz’i yeniden arıyor ve Ergenekon haberini yapan gazeteciyi ve kaynağını Kerinçsiz’e ihbar ediyor hem de kaynağı ile birlikte.

18 Aralık 2007 tarihinde saat: 15:10:24-15:11:21’de Taraf çalışanı ile Kemal Kerinçsiz arasında yapılan telefon görüşmesi şöyle:

KEMAL KERİNÇSİZ: Alo

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Alo, o haberi kimin yaptığını buldum. Hıı.. (Gülüyor)

KEMAL KERİNÇSİZ: Kim?

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Bu şey var. Iıı… DGM’de Belma var. Doğan Haber’den.

KEMAL KERİNÇSİZ: Doğan Haber’den. Tamam, Belma Belma...

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Iı. O yapmış.

KEMAL KERİNÇSİZ: Hııııı! Peki, nerden bilgi almış?

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: O oranın muhabiri, muhtemelen savcıdan almıştır.

KEMAL KERİNÇSİZ: Savcıdan aldı. Tamam.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: E tabii canım. Belma orada çalışıyor.

KEMAL KERİNÇSİZ: Şimdi oldu anlaşıldı iş.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Belma DHA’dan geçince, diğer gazeteler DHA’ya abone biliyorsunuz.

KEMAL KERİNÇSİZ: Tamam, tamam. Tahmin ettim ben zaten. Tahmin ettim tamam.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: (Gülüyor)

KEMAL KERİNÇSİZ: Ben de şimdi ona göre gereğini yapacağım da.

Özellikle Ergenekon’un 7. dalga operasyonu ile birlikte ön plana çıkan Taraf’ın durumu gerçekten ibretlik. Operasyon sürecinde en gizli belgeleri bile yayınlamaktan çekinmeyen ve kendilerine yönelik eleştirilere saldırgan üsluplarla cevap veren Ahmet Altan’ın ise konu ile ilgili henüz bir kelime yazamamış olması da bir hayli ilginç. Bir Taraf çalışanının Ergenekonculara muhbirlik yapması ilk bakışta şaşırtıcı gibi görünse de bunda şaşıracak bir şey yok. Ha CIA’ye çalışmışsınız ha başka bir yere. Sonuçta ajanlık ajanlıktır.


Nusrat’ın zoruna giden

Nusrat Mayın GemisiBiliyorsunuz AKP hükümeti ile ABD’nin anlaşması sonucu sözde “insani yardım” taşıyan savaş gemileri geçtiğimiz hafta boğazlardan geçerek Karadeniz’e çıktı. Olası herhangi bir savaş durumunda Türkiye’yi direkt olarak taraf yapacak bu hareket, AKP’nin işbirlikçilikte sınırının olmadığını kanıtlayan bir olay olarak tarihteki yerini aldı. Bu geçişler sırasında zaman zaman ilginç görüntüler de ortaya çıktı. Özellikle gemilerin Çanakkale Boğazı’ndan geçişinin basında yer alan fotoğraflarında hep arka planda kocaman Mehmetçik silueti ve “Dur yolcu” yazısının görülmesi Türk Milleti için utançların en büyüğü oldu. Geçtiğimiz hafta 26 Ağustos tarihinde Hürriyet gazetesinde yer alan bir haber ise AKP’ye ve ABD’ye olan öfkemizin bilenmesine neden oldu. Hürriyet’teki haber aynen şöyle:

“Rusya’nın askeri müdahalesinin ardından Gürcistan’a insani yardım götürmek üzere yola çıkan ABD gemisi USS Taylor, dün öğle saatlerinde Ege Denizi’nden Çanakkale Boğazı’na girdi. Saat 15.00 sıralarında Çanakkale önlerine gelen ABD gemisi, hızı zaman zaman 60 kilometreye ulaşan poyraz nedeniyle yavaş ilerlerken, kendisine Sahil Güvenlik botu eşlik etti. USS Taylor’un Çanakkale önlerinden geçişi sırasında sahildeki vatandaşlar fotoğraf makineleri ve cep telefonlarıyla geminin geçişini görüntüledi. USS Taylor geçerken, 1915’te Birinci Dünya Savaşı’nda döşediği mayınlarla İngiliz ve Fransız donanmasının gemilerini sulara gömen tarihi Nusrat Mayın Gemisi’nin maketi de bu ana tanıklık etti.”

Nusrat Mayın Gemisinin hikayesini herkes bilir ama biz yine de hatırlatma babında bir özet geçelim ki hem Hürriyet hem de USS Taylor kiminle uğraştıklarını anlasınlar.

Asıl ismi “Nusret” olan ama Osmanlılar’ın “Nusrat” dediği gemi 1911 yılında Almanya’nın Kiel şehrinde kızağa çekildi ve 1913 yılında Osmanlı Donanması’na katıldı. Çanakkale Savaşı’nın ve tarihin seyrini değiştiren Nusrat, 3 Eylül 1914’te Çanakkale’ye gelmişti. 7 Mart 1915’te Nusrat’ın komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı, elde kalan son 26 mayını Karanlık Liman mevkisine dökme emrini aldı. 7 Mart’ı 8 Mart’a bağlayan gece, görevini başarılı bir şekilde tamamlayan Nusrat görevi esnasında komutanını kaybeder. Göreve çıkmadan iki gün önce kalp krizi atlatan Yüzbaşı Hakkı, tarihi ve bir o kadar da tehlikeli olan görev sırasında hayatını kaybetti. İşte Nusrat’ın kumandanını kaybetmek pahasına döktüğü mayınlar bize 18 Mart Deniz Zaferi’ni getirdi. Dünyanın en büyük donanması, 17 Mart’ı 18’e bağlayan gece üç büyük gemisini (Irrestible, Ocean, Bouve) kaybetmiş, üç tanesi de (Inflexible, Golva, Suffen) ağır yaralanmış şekilde savaş dışı kalmıştı. Nusrat’ın savaş sonrası hikayesi de oldukça hüzünlüdür. Gemi 1962’de özel kişilerce satın alınmış, “Kaptan Nusret” adıyla kuru yük gemisi olarak hizmet vermiştir.1990 yılında Mersin açıklarında alabora olmuştur. 1999 yılında bir grup gönüllü tarafından su yüzüne çıkarılan Nusrat, 2003 yılında Tarsus Belediyesi tarafından, Çanakkale Savaşları ile ilgili heykellerin de yer aldığı bir çevre düzenlemesi ile anıt haline getirilmiştir. Aslına sadık kalınarak yapılan bir maketi de Çanakkale’de bulunmaktadır.

İşte Hürriyet gazetesinin ABD gemisinin önünden geçtiği haberini dalga geçer bir tarzda verdiği Nusrat gemisi budur. Nusrat Türk tarihinin en kahraman gemisi olmakla birlikte İngiliz emperyalizmini Türk sularına gömen gemidir. Ve bugün Nusrat’ın maketi ABD gemisinin geçişini sessizce izliyorsa bu teslimiyetinden değildir. Biliyorsunuz Mustafa Kemal de İstanbul’da işgal gemilerini gördüğünde bir süre sessizce izlemiş, sonra da yanındaki arkadaşına dönerek “Geldikleri gibi giderler” demişti. Ve o andan sonra o günün bir an önce gelmesi için çalıştı. Bugün de müttefik kılıklı düşmanların işgali altında Türk vatanı. Yine bugün Mustafa Kemal’in izinden gidenler düşmanın geldiği gibi gideceği gün için çalışmakta. Ve eminiz ki düşmanın gidiş günü geldiğinde, nihai hesap görüldüğünde, Nusrat da her zaman olduğu gibi vazifesinin başında olacak.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe