| Yunus Yılmaz |
MHP, AKP’nin
MHP’nin karın ağrısı 22 Temmuz seçimlerinden beri MHP’nin AKP’ye olan desteği hiç eksilmemiştir. Bunu en son Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz hafta yapmış olduğu basın açıklamasında da gözlemlemiş olduk. Bahçeli, parti kapatmayı zorlaştıran ve Anayasa Mahkemesi yetkilerini kısıtlayan bir düzenlemenin yapılmasını öngören 9 öneri sundu. Bu öneriyi sunmasındaki gerekçe ise türban ve AKP’nin kapatma davalarında beklenen gerekçeli kararların çok ciddi sonuçlar doğuracağı kaygısıymış. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı açıklamasıyla alaca karanlık bir döneme girileceği iddiasında bulunan Bahçeli, 70 milletvekili ile Anayasa deşikliğine destek vereceğini, aynı zamanda geniş mutabakatla Anayasa değişikliği yapılması gerektiğini söyledi. Bahçeli’nin iddia ettiği gibi Türkiye’nin nasıl bir alacakaranlık bir döneme gireceği meçhuldür aslına bakılırsa. Zaten, kapatmama yönündeki karar Türkiye’yi alacakaranlık kuşağı içine bir hayli sokmuştur. MHP, AKP’nin yedek lastiği olduğu için AKP’yi destekleyen söylemler kullanmasını bir yere kadar normal kabul etsek de bunun altında başka bir neden daha vardır. O da; MHP’nin kendini aklamaya çalışmasıdır. MHP, Başörtüsü davasında Cumhuriyetin temel niteliklerine ters olan Anayasa değişiklikleri yapılmasına destek vermiş, yapılan bu değişiklikler de Anayasa Mahkemesi’nden dönünce, işlemiş olduğu suçu ört bas etmeye çalışmaktadır. Bahçeli bu son açıklamasını da duymuş olduğu bu rahatsızlıktan dolayı yapmıştır. Yani MHP’nin karın ağrısı, işlemiş olduğu suçu yasallaştırarak meşru zemine oturtmak istemesidir. Bunu da Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini kısıtlama yoluna giderek yapmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin yetkileri kısıtlanıp, gerekli Anayasa değişiklikleri yapılaraktan Cumhuriyetin temel niteliklerine bir baş kaldırma unsuru olan türban, bu devlete MHP’nin desteğiyle kabul ettirilmeye çalışıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 10 üyesinin, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği tespiti yönündeki karara varmasında, türbanın üniversitelerde serbest bırakılması için yapılan Anayasa değişikliğinin de büyük etkisi olmuştur. Bu yadsınamaz bir gerçektir. O nedenle, bu değişikliğe destek veren MHP de en az AKP kadar laiklik karşıtı eylemlerin odağı bir parti olduğu sonucuna varabiliriz. Yani, AKP’ye açılan kapatma davası MHP’ye de açılmalıydı! Hatta Tayyip, AKP’ye kapatma davasının açıldığı ilk günlerde “Neden MHP hakkında kapatma davası açılmıyor şeklinde” sitem ediyordu. O günlerde ise MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’ da Tayyip’e cevap olarak: “Maalesef suçüstü yakalanmış olmanın tedirginliğiyle MHP’yi hedef göstermeye çalışıyor. MHP’yi kendi düştüğü kuyuya çekmeye çalışıyor” diyerek eleştiriyordu. Yani Tayyip bile MHP AKP’nin suç ortağıdır tespitini yapıyor. O günlerde AKP’yi eleştiren MHP, Anayasa Mahkemesi’nin kapatmama yönündeki kararından sonra ise şimdi AKP’ye destek veriyor. MHP ve AKP ikisi de şeriatçı MHP’nin AKP’ye yapmış olduğu bu desteklere şaşmamamız gerekiyor. Neden şaşmamamız gerekiyor? Çünkü bunların kökeni bir, o nedenle birlikte hareket ediyorlar. İki Kürt-İslamcı parti bir olmuşlar Cumhuriyetin temel nitelikleriyle oynamaktan çekinmiyor. MHP’ye bu konuda bir eleştiri getirseniz hemen cevabını yetiştiriyor. Türban konusunda partisine yönelik eleştirilere “MHP, Anıttepe ile Kocatepe arasına çekilmiş çelikten bir halattır” diyen Bahçeli bu söylemiyle de zaten kimseyi inandıramamıştı ama, MHP hiç çekinmeden AKP ile işbirliği yapmaya devam etti. Eğer MHP Cumhuriyetin temel niteliklerini savunma konusunda titiz olsaydı, türbanın üniversitelerde serbest kalması için AKP ile işbirliği yapmazdı. Yaptığına göre AKP ile aynı düşünce ve zihniyete sahip demektir. Yani AKP gibi şeriatçı bir partidir. Hatırlanırsa MHP 80 öncesinde de MC hükümetleri adı altında sağcı-liberal ve şeriatçı partilerle işbirliği içine girmişti. Yani MHP’nin geçmişinde ve kökeninde şeriatçılarla işbirliği yapmak vardır. Şeriatçı bir geçmişi bulunan MHP’nin son olarak da Anayasa Mahkemesi’nin yetkisini kısıtlayarak şeriatçılığını da yasallaştırmak istemesi, laik cumhuriyeti koruyup kollamakla görevli kurumları dahi hazmedemediğini göstermektedir. Yani MHP bu konuda da AKP ile aynı görüştedir. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına destek çıkarak türbanın Çankaya’ya çıkmasına vesile olmakla gurur duyan MHP, son olarak da AKP’nin kapanmamış olmasından da memnundur. Ne diyor Bahçeli? “AKP’nin kapatılmaması, MHP’nin koalisyon ortağı olduğu 57. Hükümet döneminde 3 Ekim 2001’de yapılan Anayasa değişikliği sayesinden oldu. Bundan büyük bir memnuniyet duyduk” diyor. Biz iddia etmiyoruz Bahçeli kendi ağzıyla laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelmiş bir partinin kapatılmamasından çok memnunmuş, ama aynı zamanda Anıttepe ile Kocatepe arasında çekilmiş bir halatmış… İşte bu sözler MHP’nin nasıl bir siyaset anlayışına sahip olduğunu bize çok iyi göstermektedir. MHP’yi laik gören Atatürkçülerimiz, Bahçeli’nin bu son söyleminden sonra MHP’nin ne mal bir parti olduğunu inşallah anlamışlardır. O zamanlar sürekli olarak uyarmıştık, MHP Kürt-İslamcı bir partidir istese de laik olamaz diye ama kimseye anlatamadık. MHP’nin AKP karşıtlığına aldananlara da şunu hatırlatmak isteriz. AKP karşıtlığı laik olmak anlamına gelmez. Hele ki geçmişinde laiklik ve laikler konusunda bayağı ağır sözler söyleyenlerin, laik olması imkansızdır. Hadi diyelim MHP’nin laiklikle ilgili söylemleri bilinmiyordu, geçmişinde komünizmle mücadele konusunda İslami söylem ve eylem içinde olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. 80 öncesini bizden çok daha iyi bilenlerin, yaşayıp görenlerin MHP’nin değiştiğine inanması ayrı bir safdilliktir. MHP’nin AKP yandaşlığı Köken birliği bulunan bu partiler, aynı kökenden geldikleri için aynı zamanda kardeştirler. MHP, 22 Temmuz seçimlerinden öncede cumhuriyetçi, milliyetçi, laik kesime yakın olduğu izlenimini vermiş ama sonrasında Kürt-İslamcı geleneğine uygun düşeni yaparak AKP’nin ne zaman başı sıkışsa yardıma koşmuştur. Görüldüğü gibi MHP her zamanki gibi ikili oynamaya devam etmiştir. Mesela bunlardan birkaçını hatırlatalım: 22 Temmuz seçimlerinden önce 367 tartışması gündeme gelmişti. MHP o günlerde bu konu hakkında pek ses çıkarmadı ama içten içe 367 kararını olumlu buldu çünkü Atatürkçü, sol kesimin de oyunu almak istiyordu. Bunda başarılıda oldu. Ama 22 Temmuz seçimlerinin ağır yenilgisinin faturasını da 367 dayatmasına çıkarttı. Böylelikle seçim öncesi MHP’ye yakınlık duyan Atatürkçüler MHP’den bir kazık daha yemiş oldu. Yine, Cumhurbaşkanı olması gereken kişinin özelliklerini sayan MHP, “Cumhurbaşkanının her türlü şaibeden uzak, temiz bir maziye sahip olması, milli ve manevi değerlere, Cumhuriyetin temel ilkelerine, Üniter devlet yapısı, milli birlik ve ülke bütünlüğüne saygılı bir siyasi anlayışın temsilcisi olması vazgeçilmez bir şattır” diyordu. Ama Abdullah Gül gibi bir insanın Cumhurbaşkanı olması için de kayıtsız şartsız destek verdi. O Abdullah Gül değil midir kayıp tirilyon davasında Erbakan ile yargılanması gereken kişi? Ama şimdi Cumhurbaşkanı oldu Erbakan’ı bile affetti. MHP, Cumhurbaşkanı olması gereken kişideki özelliklerden biri olan, şaibeden uzak olması ilkesini, göz ardı etmiş oldu. Af olayından sonra Erbakan ne dedi? “Onlar bizim öğrencimiz, kardeşlerimizdir” dedi. Yani Kürt-İslam geleneğinden gelenler birbirine yardımını esirgemiyor, geçmişini unutmuyor. Onun için vefa borcunu yerine getiriyor. “Türklük bizi ilkel bıraktı”, “milliyetçilik aslında ırkçılık” diyen birinin milli değerlere sahip çıkan biri olduğunu kimse iddia edemez. Gelin görün ki adında milliyetçilik geçen parti, milliyetçiliği eleştiren birini cumhurbaşkanı yapıyor. “Laik sistemi değiştireceğiz” diyen birinin Cumhuriyetin temel niteliklerini savunduğunu da kimse iddia edemez. Peki, neden yapıyor? Hani bunlar milliyetçiydi, hani bunlar Türklüğe karşı olanlarla mücadele ediyordu? Ama geçmiş iyi irdelenince MHP’nin Türklüğe düşman olanlarla, sözde komünizmle mücadele ettiği görülecektir. Bir tarafta Abdullah Gül gibi akıncılar, hemen yanında ülkücüler diğer tarafta komünistler. Yıllar geçti, zaman değişti Komünizm kalmadı ama Atatürkçülük hala dimdik ayakta! İşte şimdi Atatürkçülükle mücadele zamanı gelmiştir. 80 öncesi komünizmle mücadele vardı, şimdi ise Atatürkçü ve milliyetçilere karşı bir mücadele vardır. MHP’nin nasıl ve ne kadar milliyetçi olduğu, Cumhuriyetin temel niteliklerine ne kadar sahip çıktığı umarız bu seçimden sonra Atatürkçülerimiz tarafından çok iyi görülmüştür. MHP’nin tutarsız söz ve eylemleri Gül’ün aday olmadan önce Cumhurbaşkanı olması muhtemel olan Tayyip için MHP o zaman “Şehide ‘kelle’ diyen birinin aday olmasını nasıl kabul edeceğiz” diyordu. Sonuçta Tayyip Cumhurbaşkanı olmadı ama başbakanlığa devam ediyor. Şehide yapılan bu saygısızlığa rağmen MHP madem o kadar milliyetçi, vatanperver ise AKP gibi bölücülere yandaşlık eden bir partiyi niye sürekli destekliyor? MHP’nin sürekli destek verdiği AKP, kuruluşunun ilk yıllarında yayınladıkları projede bile “Üniter toplum olamaz” iddiasında bulunuyordu. Ülke birliği ve bütünlüğüne önem veren bir parti Üniter toplum anlayışına karşı çıkan bir partiye neden destek verme ihtiyacı duyar? Yine biz hatırlatalım Mehmet Şandır, Abdullah Öcalan’a “sayın” diyen biri için “Türk milliyetçileri olarak asla sayın demeyeceklerini” açıklıyordu. Şimdi MHP’nin bu sözü tuttuğunu kim iddia edebilir. MHP’nin, 22 Temmuz seçim öncesi AKP yöneltmiş olduğu tüm eleştirileri unutmuşa benzediğini düşünsek de aslında bu unutma işi değil. Bu aynı kökenden gelmenin sonucudur. Yani MHP’nin AKP’yi eleştirmesine kanmamamız gerekiyor. Hatırlatması yine bizden olsun, MHP Genel Başkan yardımcısı Mehmet Şandır seçimlerde önce Tayyip için “Erdoğan Apo’ nun yoldaşıdır” diyordu. Ama şimdi ise MHP Apo’nun yoldaşına yoldaşlık yapıyor. DTP-AKP ve MHP’nin meclis çatısı altındaki Kürt-İslam kardeşliği Yine Bahçeli son basın açıklamasında sunmuş olduğu önerilerde parti kapatılmalarının zorlaştırılmasını istiyor, yani aslında parti kapatılmasına karşı olduğunu söylüyor. Alın size bir tutarsızlık daha, o zaman DTP de kapatılmasın. Zaten MHP DTP’ye göstermiş olduğu yakınlık ile onları da kabul ettiğinin işaretini vermişti. Pek yakında DTP’de kapatılmasın derlerse pek şaşırmayın! MHP’nin, aşırı Kürtçülük yapan DTP ile aşırı dincilik yapan AKP’nin kapatılmalarına gönlü razı değildir. Meclis çatısı altında yapılan yasa çıkarma ve düzenleme işlerinde dikkat edilirse AKP-DTP ve MHP ittifakı vardır. Kürt İslamcılar birbirini bulmuş Türkiye’ye kafalarından geçen şekli vermeye çalışmaktadır. O zaman neden kapatılmalarından yana olsun ki? Kardeş kardeş geçinip gidiyorlar. Birileri bu ülkede MHP’nin AKP ve DTP’nin yapmış olduğu bölücülüğe, rejim karşıtlığına izin vermeyeceğini iddia ediyordu ama ne oldu tam tersi oldu? Ne oldu da MHP bölücülüğün ve rejim karşıtlığın tam merkezinde konumlandı? Tabii bir parti bu kadar iyiliği yakın duyduğu bir partiye yapar. Yani kardeşine yapar. Zaten bugünkü AKP’nin içinde olan birçok kişinin geçmişini kurcalayın, eski ülkücü, MHP’li olduğunu göreceksiniz. İşte o zaman MHP’nin AKP’ye neden yakınlık duyduğunu daha iyi anlayacaksınız. Not: 199. sayıdaki Atatürkçüler: Artık eve kapanmayın! başlıklı yazımızda “Zaten, Anayasa Mahkemesi’ne gelen kapatma kararlarında 7 üye şartı aranması, AKP döneminde getirilmedi mi? Getirildi.” kısmında, bir bilgi yanlışlığı yapılmıştır. Parti kapatılmasında 6 üye şartı yerine, 7 üye şartı aranması Anasol-M Hükümeti yani 57. Hükümet döneminde getirilmiştir. Düzeltir, okurlarımızdan özür dileriz.
|