Demokratların adayı resmen Obama
Demokrat Parti’nin Denver kentinde düzenlenen parti kurultayında yapılan oylama sonucunda Illinois Senatörü Barack Obama, ABD’de 4 Kasım’da düzenlenecek olan başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin resmen adayı oldu. Obama böylece ülkenin en büyük iki siyasi partisinden birinin resmi başkan adayı olan ilk siyah kökenli insan unvanını da aldı.
Kurultayın ilk gününün yıldızları, Barack Obama’nın eşi Michelle Obama ile beyin kanseri tedavisi nedeniyle çok az ömrü kalan Senatör Edward Kennedy oldu. Kurulan uydu bağlantısıyla eşiyle görüşen Michelle Obama, iki kızıyla birlikte bol bol mutlu aile tablosu çizmeye çalıştı. “Barack sizin nereli olduğunuzla, hangi geçmişten geldiğinizle veya hangi partiden olduğunuzla ilgilenmiyor. Barack dünyayı böyle görmüyor” diyen Michelle Obama eşinin seçimleri kazanması durumunda dünya çocuklarını daha iyi zamanların bekleyeceğini de iddia ediyor. Dünya çocuklarını daha iyi zamanlarının mı yoksa daha kötü zamanların mı beklediğini bilemeyiz ama ABD’nin kimsenin nereli olduğuyla ya da hangi geçmişten geldiğiyle ilgilenmediğini biliyoruz. ABD daha çok ne kadar petrolünüz, doğalgazınız ya da maden kaynaklarınız olduğuyla ilgileniyor. Bu konuda Michelle Obama’yla aynı görüşleri paylaşıyoruz.
İlk günün diğer yıldızı, öldürülen ABD Başkanı John F. Kennedy’nin kardeşi Edward Kennedy de kardeşinin taşıdığı meşaleyi artık Obama’nın devraldığını söyleyerek Obama’yla birlikte umudun yeniden yeşermekte olduğunu belirtti.
Sıra oylamalara geldiğinde Barack Obama ve Hillary Clinton, iki aday olarak ilan edildi. Alfabetik sırayla adları okunan eyaletlerin sözcüleri oyların hangi oranda adaylara gittiğini söylerlerken söz alan Hillary Clinton oylamaya son verilmesini ve Obama’nın oybirliğiyle Demokratların başkan adayı ilan edilmesini önerdi. Temsilciler Meclisi’nin ilk kadın başkanı olan Nancy Pelosi’nin oylamaya sunduğu bu öneri alkışlar içinde kabul edilince Barack Obama, iki büyük partinin birinden başkan adaylığına ulaşan ilk siyah kökenli Amerikalı oldu. Delaware Senatörü Joe Biden da sembolik sözlü oylamanın ardından resmen başkan yardımcısı adayı oldu.
Tüm seçim kampanyası boyunca karşılaştığı en büyük eleştiri dış politika konusundaki deneyimsizliği olan Obama, 1972’den bugüne tam 35 yıldır Kongre’de senatörlük yapan Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin başkanı Joe Biden’i müstakbel başkan yardımcısı olarak takdim ederek dış politika alanında yetersiz kalacağı yönündeki eleştirileri böylece sona erdirmeyi düşünüyor. Oysa Biden geçen yıl yaptığı bir konuşmada Obama için “Afrika-Amerika kökenli olup da konuşkan, parlak, temiz ve hoş görünümlü biri olarak yarışa katılan ilk kişi. Dış politikayı hiç bilmiyor. Beyaz Saray eğitim merkezi değil” deyince ırkçılık suçlamasıyla karşılaşmış ve geri adım atmak zorunda kalmıştı. Obama’yı bu kadar sert eleştiren Biden şimdi ise Obama’nın “saldırı köpeği” rolünü oynamaya hazırlanıyor.
Biden’ın seçilmesinin diğer önemli nedeni de Obama’nın “beyaz işçi oyları” kaygısı. ABD’de ırkçılık kuramsal olarak kalkmış olsa da iş pratiğe gelince bu ayrım tüm şiddetiyle kendisini gösteriyor. Örneğin Güney eyaletlerindeki birçok beyazın, siyah olduğu için Obama’ya oy vermeyebileceğine dikkat çekiliyor. Son kamuoyu yoklamaları, Hillary Clinton’un tüm çabalarına karşın ön seçimlerde Clinton’a oy veren her beş partiliden birinin “John McCain’e oy vereceğim,” dediğini gösteriyor. “Amerikan değerleri” denilen yazılmamış kurallar Obama’nın başında Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Beyaz Amerika’ya olan inanç o kadar fazla ki, seçmenler, fanatizm derecesinde savundukları partilerini bile bir anda gözden çıkarabiliyorlar.
Fakat başkan yardımcılığına aday gösterilen Joe Biden, aynı zamanda, Obama’nın başkan seçilmesi durumunda ABD dış politikasında bir değişiklik olmayacağının da göstergesi. “McCain’le ya da ona karşı yarışmaktan gurur duyarım, çünkü ülke onunla daha iyi olurdu” diyen Biden bazen Cumhuriyetçilerden çok daha tutucu bile olabiliyor. Irak Savaşı’nın başlıca destekçilerinden birisi olan Biden, uygulanmazlığının ortaya çıkmasına karşın Irak’ın etnik ve dini temele dayalı olarak üçe bölünmesini savunanların da başında geliyor. Her ABD’li siyasetçi gibi dürüstlük konusundaki sicili de pek parlak değil. Örneğin hukuk eğitimi gördüğü fakültenin en yüksek notlarla mezun olan yarısı arasında bulunduğunu söyleyen Biden’ın 85 mezun arasında 76. olduğu ortaya çıkmıştı.
Türkiye açısından bakacak olursak Biden için “kötünün en kötüsü” olduğunu söyleyebiliriz. Sözde Ermeni Soykırımı tasarısının en büyük destekçilerinden birisi olan Biden, Rum-Yunan ve Ermeni lobilerine olan yakınlığıyla biliniyor. Şimdiye kadar Türkiye karşıtı ne kadar karar varsa hepsinin destekçisi olan Biden daha geçtiğimiz haftalarda Senato’ya Fener Rum Patriği’nin Türkiye tarafından ekümenik olarak tanınması çağrısını içeren bir önerge vermişti. Biden’ı tüm Türkiye’nin tanımasını sağlayan ise en çok eleştirildiği nokta olan düşünmeden konuşma eğilimi. Kıbrıs sorununda da Rum tarafının yanında olan Biden, 1999 yılında Washington’u ziyaret eden dönemin başbakanı Bülent Ecevit’e, “Siz ABD’ye muhtaçsınız, ancak ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı yok. Kıbrıs sorununu çözün. Kredi verelim” diyerek büyük tepki toplamıştı. Biden aslında Johnson mektubundan bu yana hiçbir şeyin değişmediğini anlatmaya çalışmıştı ama her ne hikmetse Dışişlerimiz anlayamadı!
Kısaca söylemek gerekirse hem Türkiye açısından hem de Üçüncü Dünya açısından Batı cephesinde değişen bir şey yok. Obama yalnızca kulağını tersinden gösteriyor. Örneğin McCain Irak’taki asker sayısının artırılmasını önerirken Obama Irak’tan asker çekilmesi gerektiğini savunuyor. Ama çekilen askerlerin ABD’ye değil Afganistan’a gönderilmesi koşuluyla. Daha şimdiden Afro-Amerikan gibi davranmamaya büyük özen göstererek geçmişini yadsıyan Obama, başkan seçilmesi durumunda bu kez ne kadar vatansever olduğunu kanıtlamak zorunda bırakılacağından hem Türkiye’yi hem Üçüncü Dünya’yı bundan sonra çok daha zor bir dönem bekliyor. Ne idüğü belirsiz Amerikan değerlerinin dünyanın başına daha ne işler açabileceğini kestirebilmek şimdiden zor. Fakat bir gerçek var ki, Obama Beyaz Saray’a girdikten sonra buradan beyazlamış olarak çıkacak.
|