01.09.2008/Sayı:202
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Özgün Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör ÖzdenNasıl unutulur?

Tarih en büyük öğretidir. Yeterince ders alınmazsa kaçınılması gereken durumlarla yeniden karşılaşmak güçlü bir olasılıktır. Bugünleri esenlik içinde yaşamak, yarınlara daha iyi çıkmak için tarihin uyarılarına önem vermek gerekir. Tarih, ulusal varlığımızı, kendimizi bize tanıtarak en yararlı işlevini yerine getirir. Tarihin sesi geçmişten geleceğe yürüyüşün ezgisidir.

Ülke ve ulustan oluşan bir insan ve hukuk kurumu olan devletin güvencesi yurttaşların duyarlığıdır. Yeterli bilgiyi temel alan yurttaşlık bilinci, sonsuza değin bağımsız yaşama ülküsünün dayanağıdır. Tarihimizi öğrenmekle edindiğimiz bu güç, devingenliğimizi sağlar. Bu nedenle okumak, öğrenmek, değerlendirerek sonuç çıkarmak bize düşen görevdir.

Son yıllarda siyasal yozlaşmaya bağlanan aymazlık, yalan-dolanla örülü döneklik ve sapkınlık ulusal değerlerimize saldırıyla yabancı yandaşlığını birleştirerek çirkinliklerini sergilemektedir. Ulusal Kurtuluş Savaşı öncesinden başlayarak 30 Ağustos Zaferi’ne, Lozan Barış Antlaşması’na, Cumhuriyet’in ilanına kadar tüm çabalar, yalanlar ve yakıştırmalarla karalanmakta, İkinci Abdülhamit’ten ardıllarına kadar diktacılar ve hainler övülmektedir. Gerçekleri çarpıtıp saptırarak yapılmak istenen şey, ulusal gücü kırmak, laik cumhuriyeti yıkmaktır. Batının desteğiyle geliştirilen, terörle tırmandırılan olaylar bu düşmanlığın açık ve somut kanıtlarıdır.

Söylenip yazılmayan bir şey kalmadığı kanısıyla tarih gezisini yinelemekten kaçınıyoruz. Ancak, içinde bulunduğumuz Eylül ayında yaşanan kimi olayları anımsatmakla vicdanlara seslenmeyi uygun buluyoruz:

-Mustafa Kemal, 22 Eylül 1909’da Selanik’te, İttihat ve Terakki Cemiyeti 2. Büyük Kongresi’nde ordunun siyasetten çekilmesini önerdi.

- Eylül 1910’da Fransa’da yapılan manevralara Türk Ordu Temsilcisi olarak katıldı.

-1911 Eylül ayında İstanbul’da Genelkurmay’a alındı.

-22 Eylül 1919’da Padişah Vahdettin M. Kemal’i fahri yaverliğe seçti.

-4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’ni bir konuşmayla açtı. Kongre’de Misak-ı Milli benimsendi. 7 Eylül’de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. 11 Eylül’de İçişleri Bakanı Âdil Beye çok sert bir telgraf çekti. 14 Eylül’de Sivas’ta İrade-i Milliye gazetesi yayımlattı.

-11 Eylül 1920’de askerden kaçanlar için İstiklâl Mahkemesi Yasası kabûl edildi, 18 Eylûl’de bu mahkemeler kuruldu.

-13 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Savaşı kazanıldı. 19 Eylül 1921’de TBMM Mustafa Kemal’e mareşal rütbesiyle gazi unvanını veren yasayı kabûl etti.

-1 Eylûl 1922’de “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini verdi. 2 Eylûl’de Yunan komutanı Trikopis esir alındı, Eskişehir kurtarıldı. Aydın, Manisa kurtarıldıktan sonra 9 Eylûl’de Türk Ordusu İzmir’e girdi.

-9 Eylûl 1923’de CHP Tüzüğü kabûl edildi, 11 Eylûl’de CHP kuruldu.

-21-22 Eylûl 1923’te Bozcaada ve İmroz geri alındı.

-22 Eylûl 1924’te Samsun’da öğretmenlere yaptığı konuşmada “En gerçek yolgösterici bilimdir” dedi.

-2 Eylül 1925’te Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin kapatılması kabûl edildi. Din görevlilerinin giysileri hakkında genelge yayımlandı.

-11 Eylûl 1926’da Ankara otomatik telefon santralı açıldı.

-2 Eylûl 1927’de Samsun-Havza demiryolu açıldı.

-2 Eylûl 1928’de Kütahya-Tavşanlı demiryolu açıldı.

-1 Eylûl 1929’da okullardan Arapça ve Farsça dersleri kaldırıldı.

-1 Eylûl 1930’da demiryolu Sivas’a ulaştığı için İsmet İnönü’yü telgrafla kutladı.

-26 Eylûl 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda 1. Türk Dil Kurultayı’nın açılışını izledi.

-2 Eylûl 1933’te Ulukışla-Kayseri demiryolu,

-16 Eylûl 1935’te Ankara-Zonguldak demiryolu açıldı.

Bu atılımların hepsi Türk Devrimi’nin açılımlarını göstermektedir. Osmanlı’nın enkazını temizleyip küllerini süpürdükten sonra kurulan yepyeni Türkiye Cumhuriyeti’nin olanaksızlıklar içinde yok’tan var’etme çabalarının ürünleridir. Değerini bilmek, yapanları iyi duygularla anmak, onlara yaraşır olmak için onları geçercesine çalışmak gerekir. Bir özet çizelge biçiminde anımsatmaya çalıştığımız oluşumlar bellekleri yenilerse katkımız için mutluluk duyarız.

Kurtuluş ve kuruluş atılımlarının her ayda unutulmaz günleri vardır. Bunlarla kıvanç duymaktayız. Kimi Ermeni asıllıların üniversitelerin ortamından yararlanarak Atatürk’e saldırmalarının duyurduğu nefretin daha fazlasını onlara bu olanakları tanıyan, gazete ve radyo köşelerinde onları konuk ederek safsatalarına araç olan karşıdevrimciler için duyuyoruz.

Anayasa Mahkemesi’ni sıkmabaşa ilişkin 1989 ve 1991 kararlarını uygulamada geçersiz kılmak için sıkmabaş yanlıları rektör adayları yanında sıkmabaşlı eşleri daha çok öne çıkacaktır. Tören ve toplantılarda açık başlı öğretim üyeleriyle öğrenciler karşısında sıkmabaşlı rektör eşleri oldukça ilginç bir çelişkiyi sergileyecekler. Bu olumsuz ikilem üniversiteleri ne duruma getirecek göreceğiz. Sorunun temelinde YÖK’ün ve Cumhurbaşkanı’nın yandaşlığı yatmaktadır. Müftülere nikâh kıyma yetkesinin istenmesi de koşulları elverişli bulmalarının sonucudur. Hani Anayasa Mahkemesi kararı AKP’ni uyaracaktı? Daha neler göreceğiz? Bunlara bakarak devrim tarihimizin verdiği bilgileri gözden geçirirsek Mustafa Kemal ve arkadaşları döneminde altın devrini yaşadığımızı bir kez daha söyleyebiliriz. Dönekler, nankörler, sapkınlar, işbirlikçi ve şaşkınlar tersini söylese de.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe