01.09.2008/Sayı:202
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Başyazı Gökçe Fırat

Hürgeneraller tiyatrosu

Genel Kurmay Başkanlığı devir teslim töreni yapıldı Genel Kurmay Başkanlığı devir teslim töreni yapıldı ve Orgeneral İlker Başbuğ görevi Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tan devraldı.

Devir-teslim töreninde her iki komutan da dünya ve Türkiye üzerine değerlendirmelerini yaptılar. Özellikle İlker Başbuğ’un yaptığı değerlendirme son derece önemli mesajlar içeriyor.

Ancak bu değerlendirmelerin acaba ne önemi var?

Genellikle politikacılar bol bol konuşurlar ve sonra konuştuklarının tümüyle tersini yaparlar.

Bu, onların mesleğidir; politika bir anlamda yalan söyleme, kandırma, boş umutlar verme ve umutları söndürme sanatıdır.

Aslında bir oyun...

Nitekim Yaşar Büyükanıt da gazetecilere yaptığı bir veda ziyaretinde benzer bir yargıda bulunmuş.

Şöyle diyor Büyükanıt:

“Bana, ‘Veda ederken ne diyeceksiniz?’ diye soruyorlar. İlk size söylüyorum ‘Hadi bana Allahaısmarladık...’ Her meslek grubuna eşit mesafede yaklaşıyorum. İşini yapan herkese saygı duyuyorum. Biraz önce bize çay servisi yapan genç kızlarımızın da mesleğine saygı duyuyorum.

“Herkes bu hayatta kendi üzerine düşen rolü oynuyor. Hayat tam bir tiyatro. Kral var, asker var, kameraman var. Herkes bu hayatta rolünü oynuyor. Tiyatro bittikten sonra özel hayatta birlikte vakit geçiriyorlar.

“Ben Kara Harp Okulu’nda görev yaparken de, oradan ayrılan öğrencilere her zaman sağlıklı, huzurlu ve başarılı yaşam diledim. Ama en önemlisi şerefli bir yaşam sürmelerini temenni ettim. Eğer şerefli bir yaşam yoksa diğerleri zaten yoktur.”

Evet üzerine düşünmemiz gereken bir konuşma.

Bugüne kadar Yaşar Büyükanıt pek çok konuda konuştu. Halkımız da ona çok büyük umutlar bağladı.

Ama bugün veda ederken acaba durum ne?

Tören salonunda sırıtarak izleyen birkaç Şeriatçı hemen dikkati çekiyor. Sanki içlerinden “nasıl da istediğimize geldi” diyerek keyifle izliyorlar Büyükanıt’ın veda konuşmasını.

Onun dışında duygulanan komutan eşleri...

Her şey sadece salonun içinde.

Dışarda sıradan vatandaş için pek de duygusal bir an değil...

Büyükanıt’ın veda töreninde yaptığı konuşma da oldukça uzun, iyi bir “metin”.

Bundan önceki tüm “konuşma metinleri” gibi.

Ama ister istemez insan Büyükanıt’ın yukarıdaki daha sammi veda konuşmasına takılıyor, tiyatro kelimesine.

Ne anlamalı acaba?

Öncelikle her insan için geçerli olan bir kuralı hatırlatalım, “söz senettir” diye bir lafımız var.

Onun dışında “erkek adam sözünden dönmez” diye başka bir lafımız.

Ama herhalde en fazla “asker sözü” deyimi.

Deyim haline geldiğine göre askerin her sözü, politikacının sözünden ayrılır, politikacı yapmayacaklarını askerse yapacaklarını konuşur.

Ama eğer ortada Büyükanıt’ın dediği gibi bir tiyatro varsa ve o tiyatroda herkes üzerine düşen rolü oynuyorsa ortada sözler yoktur, replikler vardır.

Senarist metni yani senaryoyu yazar.

Her oyuncuya replikleri dağıtır.

Oyuncular, çıkarlar ve sahnede rollerini oynarlar.

Ama Büyükanıt’ın da dediği gibi tiyatro bitince hepsi özel hayatlarına döner ve orada aralarında hiçbir fark yoktur.

Ne diyor Büyükanıt: Asker var, kral var kameraman var...

Ama başka varlar da var:

Şeriatçı var, bölücü var, var oğlu var...

Acaba bunlar da rolleri bitince özel hayata birlikte mi vakit geçiriyorlar!..

Yaşar Büyükanıt ailesi ile fotoğraf çektirirken bir de espri yapmış:

“Buraya gelirken orgeneraldim, şimdi hürgeneralim.”

Şu an Yaşar Büyükanıt’ın silah arkadaşlarının bir kısmı hapiste.

Dolayısıyla her emekli orgeneral hür olamıyor...

Ama tabii Hilmi Bey gibi hürriyetin tadını çıkaranlar da var...

Ne diyordu Hilmi Bey: “ABD ile karşı karşıya gelmek kötünün kötüsüdür”

Doğru demiş, ABD ile karşı karşıya gelenler içerde, gelmeyenlerse dışarda.

Yaşar Büyükanıt ise ABD ile karşı karşıya gelmek değil, ABD ile birlikte ortak operasyonlar yapmış bir komutan.

O hür olmayacak da kim olacak!..

Ama hürriyet de garip bir kavram.

Mesela bir hürgeneral kendi hürriyetini, Atatürk’ün “İstiklal ve hürriyet benim karakterimdir” özdeyişinin içinde değerlendirmelidir.

Ülkesinin istiklalini hiçe sayanlar acaba bireysel olarak ne kadar hür yaşayabilir?

Yine de Büyükanıt çok doğru şeyler söylemiş kendisine katılmamak elde değil:

Eğer şerefli bir yaşam yoksa diğerleri zaten yoktur...



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe