18.08.2008/Sayı:200
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Cem Yağcıoğlu

Özde geldi sözde gidiyor

Şehit cenazelerinde atılan pek çok slogan duygusal bir millet olan bizlerin ancak yüreğindeki yangını söndürüyor. Oysa ertesi gün birinci dereceden akrabaların dışında herkes hayata kaldığı yerden devam ediyor…

PKK denen çete hakkında iddianameleri bir kenara bırakın, tek bir iddia bile duyanınız var mı? Sempatizanlar belli, işbirlikçiler belli, siyasi destekçiler belli…

Hukuk, nerede?

Hani o Cumhuriyetin savcıları var ya, onlar nerede?

Kimse hukuk bitti diyemiyor…

Bitti! Hem de babalar gibi bitti…

Düşünün bir kere, koskoca Anayasa Mahkemesi -ona karşı bir- ile fikir beyan ediyor; ama bir ret oyu verenin tercihi son karar olarak çıkıyor. Ya bir, ondan büyük bir sayı, ya da hukuk matematik biliminin dışında yer alıyor.

Dava, laiklik karşıtı fiiller için açılıyor. Oylama sonucu, partinin laiklik karşıtı fiillerin odağı olduğu kabul ediliyor…

Karar ise; kulak çekme! Akıllara zarar!

Kocaman yargıçların aldığı karar, kulak çekme…

Gürcistan’ın arkasında da ABD var.

Peki, ABD’nin yanında kim var?

Laiklik karşıtı fiillerin odağı olduğu söylenen parti!

Peki, laiklik karşıtı fiillerin odağı olan parti, neyi temsil ediyor?

Acaba Müslümanlığı olmasın(!)

Peki, dünyada Müslümanların en büyük düşmanı kim?

Acaba ABD olmasın(!)

Peki, BOP denen fiyaskoda ABD’nin eş ortağı olan kim?

Acaba o parti olmasın(!)

Peki, şaka mı bu?

Böyle akıllara zarar bir birliktelik olabilir mi?

Olamaz elbette…

Peki, olan ne o zaman?

Müslümanların düşmanıyla ortaklık yapan Müslümanlar! Sözün bittiği yer derler ya… Söz değil, öz bitmiş.

Yani, sözde değil özde olanların bittiği ülkemde, Anayasa Mahkemesi ne yapsın…

...

Yok, yok yazılar karışmadı. Kafaların karışıklığı olsa gerek bu…

Yazılar karışmadı, çünkü karışık olan benim ülkem… Mesela Cumhurbaşkanı, aranıyor da bizim mi haberimiz yok? Gizli tatil!

Sebep? Her şeyleri gizli de ondan.

Başbakan?

O da bir kayboluyor bir görünüyor. Bir bakıyorsunuz Lübnan’da… Ertesi gün Telekom satılıyor?

Bir bakıyorsunuz Dubai’de. Ertesi gün Galataport… En büyük Yahudi nişanı takılıyor, bir yerlerine…

Yeni trend, tüm şehit cenazelerinde bir bakan mutlaka olacak! Şehit sayısı beşten çok ise iki veya üç bakan da olabilir…

Şehirde bomba patlarsa, hemen terör lanetlenecek, boşta olan bakanlar, olay yerine mümkünse olay yeri incelemeden daha önce intikal edecek…

Öyle çöken kaçak Kuran kursu! Filan olursa babalar hep bir ağızdan; ‘bizim kızımız disko da ölmedi’ diyecek. Ve sonra da babayız diye etrafta dolanacaklar!

...

Mesela Genelkurmayı, Şeriatçılar savunuyor. Akıllara zarar bir durum değil de, nedir bu Allah aşkına?

YAŞ, Cumhuriyet tarihinde ilk defa, ordudan atılacak bir kişi bile bulamıyor (!)

Bu enteresan değil, sadece manidardır. Şöyle ki; asıl verilmek istenen mesaj (birileri tarafından) “ey millet bakın, biz o denli güçlü hale geldik ki, bırakın gericilikten atılmayı, sıradan adi bir suçlu var ise, onu bile, ihraç ettirmedik”

Neden? Çünkü başka suçtan bile olsa bir kişinin atılması tılsımı bozardı. O zaman bu denli net mesajı veremezlerdi. Ama…

Sayın Büyükanıt Paşa pek suskun bu aralar. O da; Özkök Paşa gibi demokrat mı oldu acaba? Zaten bu aralar yetmiş milyon demokrat kesildik ya, hayırlara vesile… Belki de emeklilik rehaveti çökmüştür üzerine. Büyükanıt Paşa’nın, yolu açık olsun. Özde geldi ama sözde gidiyor, yazık!

Özkök Paşa, Büyükanıt Paşa tarihte yerlerini şimdiden aldılar. Tarih öyle bir bilimdir ki; zaman ilerledikçe her detayı daha bir açıklığıyla gözler önüne serer; yani tarih, tahrif kabul etmez, bulanık suyun bir zaman sonra durulması ve en dibinin bile net olarak görülmesi gibi. Ak ve kara birbirine karışmış gibi görünse de, sayfalarda ayrı ayrı yerlerini alacaktır… Uğurlar olsun Büyükanıt Paşa!

Bu millet yeni bir ordu kurar, derken bazı aklı evveller bizi ordu düşmanı göstermeye çalışabilirler, ben onlara bir yerlerimle gülerim, o kadar.

Ancak şu aşamada ayakları üzerinde kalan tek kurum ordudur ve tek hedef onun ele geçirilmesidir.

Onun için diyorum ki; Ey Teğmenler! Uyanık olun!

Ata’mızın Gençliğe Hitabesi’nde seslendiği gençlerin en başında sizler varsınız. Bunu zihninize iyice kazıyın!

Amerikancılıkla hiçbir yere varılamayacağı kesin, bunu iyi bilin. Sonra ileride emeklilik telaşıyla onurlu duruşunuza leke sürdürmeyin.

Rütbe ve mevkii gibi kavramlar boş işlerdir. Hiçbir rütbe onurlu bir duruşun yerini alamaz. Hiçbir mevkii, onurlu bir direnişten önemli değildir.

Memleketinizin çıkarına olmayan bir oluşumu hissettiğiniz anda, tepkinizi koyun, rütbeniz ne olursa olsun, egemen güçlerin satın aldığı kişilerin emirlerine boyun eğmeyin.

Siz Mustafa Kemal’in askerlerisiniz, hiçbir rütbe, ondan üstün değildir…

Büyükanıt Paşa yolun açık olsun…

Teğmenler!

Hedefiniz generallik değil, memleket olsun, yolunuz açık olsun.

Açık değilse açarak ilerleyin, o kudret sizde var.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe