18.08.2008/Sayı:200
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Özgün Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör ÖzdenAteş çemberi

Gürcistan’ın bağımsızlığını ilân eden özerk cumhuriyetine karşı giriştiği silâhlı önlemin yol açtığı gerginlik hemen savaşa dönüşmüş, pusuda ve tetikte bekleyen Rusya geniş bir saldırıyla durumun değişmesini önlemiş, bağımsızlığını ilân edenlerin yanında yer alarak Batı’ya gözdağı vermiştir. Kosova’nın bağımsızlığını ilân etmesine karşı çıkan Rusya’nın Gürcistan’ın Nato’ya katılma başvurusunun karara bağlanacağı zaman yakınlaşınca askerî harekâta başvurması anlamlıdır. Kafkasya’yı kana bulayan, mâsum binlerce insanın yaşamına malolan savaşın büyümesi dünya barışını tehlikeye sokabilir. Türkiye’nin de suçlandığı bu karmaşanın bir an önce sona ermesi en içtenlikli dileğimizdir. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nıs anlamayan, İkinci Dünya Savaşı’nın olumsuzluklarını yaşamayan kimileri yakınımızdaki ateşin içimizde olması varsayımıyla bile ürkerler. İran, Irak, Suriye yanda ve aşağıda, Kıbrıs ve Yunanistan beri yanda ve yukarıda Rusya çemberi oluşturan ateş hatlarıdır. İçindeki terör ateşiyle uğraşan Türkiye için sakıncalar sayısızdır. Dikkatli bir dış siyaset, içtenlikli dostluk ilişkileri ateşin dışında kalmamızı sağlayabilir. Dışişleri yönetiminin şimdiki Bakan döneminde çok özenli davranması gereğinde görüş birliği vardır. Anıt-Kabir için “Küçük bir ayrıntı” diyerek onarımı olanaksız bir pot kıran Dışişleri Bakanı’nın dinci gözlüğüyle olaylarda etkin olması güçtür.

Din maskesi

Lâiklikle düşünce ve inanç özgürlüğünü öbür müslüman çoğunluklu ülkelerin hepsinden daha iyi yaşayan Türkiye müslümanları yalanı ustalık sayan din sömürücülerinin kışkırtmasıyla devlete ve lâik cumhuriyetle kurucusuna düşman kesilmişlerdir. Emperyalizmin kıskacından ve sömürge olmaktan kurtulmanın değerini bilmeyenler, Atatürk’ün 1930’da söylediği “Din zorunlu-yararlı bir kurumdur. Dini olmayan ulusların varlığını sürdürmesi olanaksızdır. Ancak, unutulmamalıdır ki din, insan ile Allah’ı arasındaki bağdır” güzel sözü unutmuşlardır. Dini kötülerin elinden kurtarmak için girişilen çabalara karşı çıkanlarla onların ardılları hiç rahat durmamışlardır. Kur’an kurslarında, yurt ve pansiyonlarda, camilerde uygunsuz davranışlar duyulurken, son zamanlarda cinsel tâciz olayları en çirkin biçimde gündeme gelmiştir. Ahlâk güzelliğini temel alan dinin insancıl değerlere öncelik verdiğini gözardı eden gözüdönmüşler dindar geçinerek yaklaştıkları küçük kızlara sarkıntılık etmektedirler. Kimi dinciler kendi sakat anlayışları için dini de çiğnerler. Kimi ilerici geçinenler de daha demokrat görünmek için temelin, cumhuriyetin yıkılmasına göz yumar, katkı verir. İki tür aymazlık da sonunda ihanete varır.

Azgın terör

Saldırılar Erzincan’a kadar uzadı, genişledi. PKK ve yandaşlarını durdurmakta, susturmakta iktidar beceriksiz. Belki de amaçlı. Cenazelerde terör örgütü gösterileri yapılıyor. Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı’nın “Kapatılırsak kaos olur” tehdidinden de korkuyor olabilir. Korsan gösterileri, askere ve polise saldırıları önleyemediği açık. Kentlerin içindeki korsan göstericileri sokaklarda yitirip yakalatmayan da bu yönetim. Kimlerden ne umuluyor? Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen suçunu, suçluluğunu inkâr edenler aynı davranışlarını sürdürecek, bunun için de Meclis Başkanı’na söylettiği gibi “demokratikleşme paketi” adıyla yeni bir Anayasa değişikliğiyle yargı denetimi dışına çıkmayı deneyecekler. Partiler hiç kapatılmayacak, her şey daha çok bozulacak.

Yaşam gerçekleri

İktidar sözcüleri AKP’ni kapatma dâvasının sonuçlanmasıyla dinginlik geldiğini, faizlerin düştüğünü, olumlu çabaların arttığını ileri sürerek yerel seçimler için pembe tablolar çizmektedir. Kapatma kararı verilseydi belki daha olumlu gelişmeler olacaktı. İktidar partisi kapatma kararıyla kimi girişimlerle kargaşa yaratacak, sorumluluğu dâvayı açanla kararı verene yükleyecekti. Mahkemenin hukuktan başka bir şey düşünmemesi gereğini bırakıp siyasal konjonktürü gözetmesini beğeniyle karşılayan siyasal çevrelerle para çevreleri hukuku dışlamakla ilerde pişman olacakları büyük bir açmaza düşmektedirler. Ücretler, gelir dağılımı, vergi adaletsizliği, memur, işçi ve emeklilerin yaşam güçlüğü, birbirini izleyen zamlarla apaçık ortada iken sıkıntı olmadığını söylemek içtenliksiz tutumun belirtisidir. Üretim durmuştur. Dışsatımla övünenler, dışalımın ne olduğuna hiç değinmemektedir. Tarımda gerileme büyüktür. Pirinç ABD ve Mısır’dan, nohut ve kurufasulye Çin’den, öbürleri Kanada’dan alınmakta, İran’dan bile sebze, karpuz vd. getirilmektedir. Elektrik ve doğalgaz zammı, petrol giderleri verdiğinden çok alan siyasal iktidarın tüm anlatımlarını kuşkulu kılmaktadır.

Gürcistan’ın güney Osetya olayı ekonomideki güçlüğü artırma olasılıkları taşımaktadır. Dağılma pişmanlığı içindeki Rusya otoritesini artırırken ABD’ne yanıtı hazır “Siz Irak’ta ve Afganistan’da ne yapıyorsunuz?” Türkiye’nin beceriksiz dış siyaseti Türk cumhuriyetlerini Türkiye’den uzaklaştırıyor.

Kitap

Yazın sıcağında, sorunların kıskacında, olayların verdiği üzüntülerde sığınılacak en güvenilir yer, en tatlı gölge kitap. Emekli Büyükelçilerimizden Bilâl N. Şimşir’in Bilgi Yayınları arasından çıkan Malta Sürgünleri adlı yeni kitabı Ulusal Kurtuluş Savaşı sürecinin bir bölümünü aydınlatıyor. İngilizlerin Meclis-i Mebusan’ı kapatıp yakaladıklarını Malta’ya sürgüne göndermesi ayrıntıyla incelenmiş. Tarih bilgilerimizle siyaset açılımlarını yetkin bir kalemle ölçelim.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe