18.08.2008/Sayı:200
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Eser Özaltındere

Sevr’e doğru büyük Ermenistan planlarında yeni evre (1)
Yusuf Halaçoğlu’nun
görevden alınması

Halaçoğlu döneminin muhasebesi

Kendimi bildim bileli hep, Ermeni soykırımı konusunda kendimizi dünyaya anlatamıyoruz diye şikayet edip dururuz. Sonra da kalkarız, Yusuf Halaçoğlu gibi bu konuda iyi kötü bir şeyler yapmaya çalışan ve göreceli olsa da başarılı olduğu söylenebilecek birini apar topar görevden alırız. Yusuf Halaçoğlu’nun görevden alınışı kadrolaşma politikasının bir sonucu olarak gibi görünse de, bu aynı zamanda başka derin hesapların da bir göstergesidir.

Yusuf Halaçoğlu’nu yetersizlik bağlamında eleştirenler çok oldu. Ancak bu eleştirilerde çok fazla doğruluk payı olduğu söylenemez. Çünkü, son dönemlerdeki icraatlarına bakıldığında küçümsenmemesi gereken çaba ve ilerlemelerle karşılaşırız. Örneğin kendisinin; arşivler açılmadan önce “neden arşivler açılmıyor” diye ortalığı velveleye verenlere her fırsatta Osmanlı Arşivi’nin açılmış olmasına karşın, dünya çapındaki soykırım şamatacılarının araştırma yapmak için neden Osmanlı Arşivi’ne uğramadıklarını sorguladığını; bu konuyu sesli bir şekilde dile getirerek istatistikler verdiğini görürüz.

Ayrıca, bilindiği kadarıyla Osmanlı Arşivi’ndeki Ermeni belgelerinin düzenlenmesinde onun ve ekibinin önemli katkıları olmuştur. Ve bu arşivin zenginleştirilmesine her geçen gün de devam edilmektedir. Yine bu bağlamda, internet olanaklarının etkin biçimiyle araştırmacıların emrine sunulması onun dönemine denk düşmektedir.

Diğer taraftan, aynı döneme karşılık olan süreçte ve Türk Tarih Kurumu’nun bünyesinde; sayıca beklenildiği ölçüde olmasa da somut delillere ve belgelere dayanan, soykırım soytarılarının bütün savlarını çürüten, istatistiklerle desteklenen yeni yeni kitaplar basılmış ve bunlar ticari amaçlı soykırım safsatalarını sarsmaya başlayan çalışmaların ardılları olma işlevini lâyıkıyla yerine getirmiştir.

Bunların yabancı dille basılanlarının ve yurt dışına dağıtılanlarının oranının yeterli olmadığı ileri sürülebilirse de geçmişle karşılaştırıldığında ve eldeki olanakların sınırlılığı da göz önüne alındığında, ayrıca AKP Hükümeti de hesaba katıldığında, bu kadar ivmenin bile takdirle karşılanması gerektiği de hatırdan çıkarılmamalıdır.

Halaçoğlu tüm dünyaya meydan okudu

Kendisi yeri geldiğinde, gerçekleri saptıran sahtekâr sömürgeci devletlere meydan okumuş, diasporanın satın alınmış soykırım komplocularıyla, Ermenistan Taşnak tarihçilerini ortak bilimsel komisyonlar oluşturmaya davet etmiş ve onların bu düellodan kuyruklarını kıstırarak kaçışlarını verdiği beyanatlarla bütün dünyanın yüzüne çarpmıştır. Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen ve sömürgecilerin emrindeki uzaktan kumandalı sözde aydınların düzenlediği soykırım sempozyumlarında gerçekleştirilen bilim komedisine ve işbirlikçi basının sayfalarında lejyoner kalemşörler tarafından, yine aynı misyonla, ortaya konan yalan yanlış tezlere gereken yerlerde gereken yanıtları vermeye gayret ederek meydanın boş olmadığını göstermeye çalışmıştır.

Yine, Anadolu’nun güneydoğusunda bulunan toplu bir mezarın Türklerin Ermenilere yaptığı soykırım’ın bir kanıtı olduğunu ileri süren bir İsveçli tarihçiye; “hodri meydan” diyerek o mezarı birlikte açmalarını önermiş, fakat o yabancı tarihçi kendine güvenemediği, dolayısıyla da bu toplu mezar olayını istismar edebilme olanaklarını elde edemediği için bu meydan okuma davetine karşılık verememiştir.

Halaçoğlu, bir çok defalar; “Anadolu’da 1.500.000 Ermeni öldüyse bunların toplu mezarları nerededir? Bu kadar Ermeni nereye gömülmüştür? Varsa toplu mezar iddiasında olanlar göstersinler, birlikte açalım!” şeklindeki dikkat çekici çıkışlarıyla Türk tezlerinin sağlamlığını dünya âleme ilan etmiştir.

Taner Akçam denilen beslemeye de çağrıda ve davette bulunmuş, fakat o da foyası ortaya çıkacak diye kendisinin ısrarlı önerisini kaçamak cevaplarla geri çevirmiştir.

Aynı şekilde, yakın zamanlarda İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen, Justin Mc Carthy ve Ara Sarafian’ın da katıldığı son derece başarılı bir sempozyum düzenlenmesine de katkı verilmiştir. Ara Sarafian bu sempozyum sırasındaki söylemlerinde; soykırım konusundaki tereddütlerini, bazı konuları açıklamaktaki güçlükleri bizzat kendi yuvarlak ifadeleriyle çok açık bir şekilde ortaya koymak zorunda kalmıştır.

Diasporanın ve sözde soykırımcıların maskesi düştü

Diaspora propagandalarının tarihini esas alırsak; belli bir durağanlık döneminden sonra, kısa sürede dikkat çekici bir devinim gerçekleştiren ve Ara Sarafian gibi uzmanlara dahi tereddütler yaratan çalışmaları saygıyla karşılamamız gerekir. Bunlar da, TTK ve Yusuf Halaçoğlu’nun küçümsenmelerinin ötesinde, başarı olarak nitelendirilebilecek faaliyetlerin önemli göstergeleridir.

Halaçoğlu geçenlerde, yine ses getirecek bir polemik konusu ortaya atmış, Boston’taki Taşnak Ermeni Arşivlerinin açılması ile ilgili olarak, “‘Belgeleri tasnif etmek için paramız yok, o yüzden açamıyoruz.’ diyorlardı. O zaman biz verelim dedik” demiş ve bu konuda “20 milyon dolar teklif ettiğini” ilave etmiştir. Bunun üzerine Ermeni Arşivleri sorumlusu Papazian “20 milyon dolara gerek yok, arşivler zaten açık” şeklinde karşılık vermiş, hatta bunlardan yararlanan araştırmacıların isimlerini de açıklamıştır. Ancak bol miktardaki Ermeni düzmecesi gibi bu da yalan çıkmıştır. Çünkü, Ara Sarafian ile daha önce yapılan bir söyleşi internet sayfalarına yansımış ve burada Sarafian; “Amerikan Ermeni Arşivlerinin açık olmadığını, hatta Kudüs Ermeni Patriklik arşivlerinin de kapalı olduğunu, sadece tek yanlı bir şekilde bazı araştırmacıların kullanmasına izin verildiğini, bütün bu arşivlerin açılacağını da sanmadığını, çünkü Ermeni lobicilerinin arşivleri kendi akademisyenlerine açarak politik istismar amacıyla konuyu kendi denetimlerinde tutmak istediklerini” ifade etmiştir. Zaten Halaçoğlu, Papazian’ın yalanına anında yanıt vermiş ve; “Şimdi hemen, arşivlerden yararlanmak için başvuruda bulunacağım, alacağım yanıtı da bütün dünyaya ilan edeceğim” diyerek, soykırım tüccarı diasporanın yalanlarını ifşa etmek adına taktiksel anlamda son derece başarılı bir manevranın altına daha imza atmıştır.

Bütün bunlar dünya kamuoyunda gündem yaratan ve sözde Ermeni Soykırım’ı yalancılarının ipliğini pazara çıkaran önemli çıkışlardır. Nitekim bundan rahatsızlık duyan çevreler hemen gardlarını almışlardır.

“Görev süresi bitti” aldatmacası

AKP Hükümeti’nin görevden alma kamuflajı da ilginçtir. Güya, Halaçoğlu görevden alınmamış, fakat sadece görevi uzatılmamıştır. Görevinin uzatılmadığını bildirmek için kendisinin tatilden dönmesi beklenemez miydi acaba? Sonra, bu kadar aceleye ne gerek vardı ki? 90’lı yıllardan beri bu görev sürekli uzatılıyordu da şimdi mi görevi uzatmamak akıllara esiverdi?

Kendisini tanımasam da, kim ne derse desin Yusuf Halaçoğlu, elindeki sınırlı olanaklarla üzerine düşen görevi yerine getirme konusunda göreceli de olsa başarılı olmuş ve soykırım bezirganlarının maskelerini düşürme mücadelesinde bayrağı daha iyi noktalara taşımıştır. Nitekim dikkat edilirse, son yıllarda diaspora ve Taşnak Ermeni çığırtkanlarında 4-5 sene öncesiyle karşılaştırıldığında önemli ölçülerde “ses kısılmaları” ortaya çıkmıştır. Seslerinin volümleri epey bir düşmüştür. Bunda, içlerinde Halaçoğlu’nun da bulunduğu belli sayıdaki özverili insanın gayretli ve mücadeleci çabalarının etkisinin çok büyük olduğu ileri sürülebilir.

Şu iyi bilinmelidir ki; sömürgecilerin uyduruk, ön yargılı, militan ve para karşılığı çalışan sözde bilim insanları üzerlerine gidildikçe ve gerçekler ortaya kondukça sapır sapır dökülmeye mahkumdurlar. Çünkü tezleri çürüktür. Bu tezler kurmacadır, dezenformasyona yöneliktir. Bu tezlerin içi para karşılığı doldurulmaktadır. Bir endüstri haline gelmiş soykırım sektörü, bu endüstriden pay almak isteyen kişi ve kurumlarca diaspora’nın stratejisi doğrultusunda verilen düzmece ürünler sayesinde ayakta kalabilmekte ve büyümektedir. Dolayısıyla, tarihi gerçeklerle birlikte bilimle de ilgisi olmayan bu derme-çatma yapı, objektif kanıtlara ve bilime dayanan küçük de olsa etkili çabalar ve dik duruşlar karşısında ister istemez bocalamaya başlayacaktır. Ancak bu bocalama çok önemli bir tehlikeyi de beraberinde getirecektir.

Halaçoğlu BOP’un önünde bir engeldi

Böyle giderse bilinecektir ki, sadece “diasporanın soykırım sektörü” çökmekle kalmayacak, Neo-Sömürgeciliğin “Ermeni Soykırımı” üzerine inşa ettikleri Türkiye’yi parçalama, “Sevr’i yeniden canlandırma” projesi ve BOP da yara alacaktır. Çünkü her şeye karşın Yusuf Halaçoğlu gibi isimlerin yapmış olduğu etkili, ses getirici, bilime dayanan ve gerçekleri dünyaya tanıtan küçük çaplı da olsa bu mücadeleler; söz konusu senaryoların gerçekleşmesi konusunda Türk Milletini ve dünya kamuoyunu uyandırma riskini de içerdiğinden onların yoldan çekilmeleri zorunluluğunu da beraberinde getirecektir. Aksi halde bu çabaların genişlemesi ve taraftar bulması sonucunda BOP çerçevesinde planlanan “Büyük Ermenistan’ın” kurulma çabaları sekteye uğrayabilecektir. Çünkü artık, Kıbrıs’ta istenilen elde edilmiş, işbirlikçi Talat aracılığıyla “tek egemenlik, tek kimlik, tek temsiliyet” anlaşması imzalanmış, sömürgecilerin Kıbrıs’ı ele geçirmelerine bir arpa boyu yol kalmıştır. Öte yandan zaten, “Büyük Kürdistan’ın” kuruluş çabaları doğal mecrasında yürümeye devam etmektedir. Son dönem Kerkük’te yaşananlar ve Kürt yönetiminin zorbalıkları ortadadır. Barzani ve Talabani denilen Kürtçülerin son dönemde Kerkük’ün statüsünün değiştirilmesi ve Bölgesel Yönetim’e bağlanması konusundaki çabalarını arttırdıkları herkesin malumudur. Sıra “Büyük Ermenistan’ın” oluşturulması projesinde yeni bir sürecin başlatılması evresine gelmiştir. Halaçoğlu’nun görevden alınması, bu uzun yürüyüşteki en büyük engellerden birinin ortadan kaldırılma operasyonudur. Nasıl, Rauf ve Serdar Denktaş devreden çıkarılarak teslimatçı ve şaibeli Cumhurbaşkanı Talat’ın eli rahatlatılmış ve Kıbrıs Türk Halkı’nın azınlık haline getirilmesi, ayrıca da BOP çerçevesinde Türkiye’nin Kıbrıs’tan ve Doğu Akdeniz’den kovulması konusunda çok önemli engeller bertaraf edilmişse, aynı şekilde Ergenekon davası ile AKP’ye muhalefet oluşturulmasında başı çeken ve halkı örgütleme olasılığı olan ya da sömürgeciler açısından risk arz eden tüm kişisel önder örnekleri bir plan çerçevesinde yoldan çekilmişse, dolayısıyla BOP’un stratejik ortağı ılımlı İslam’a tehlike doğurabilecek engeller tasfiye edilmişse, Yusuf Halaçoğlu’nun görevden alınması da Sevr ve BOP konusundaki hedeflerden biri olan “Büyük Ermenistan”ın kurulması yolunda yeni bir periyodun start aldığının güzel bir göstergesidir. Bu konuyla ilgili gelişmeler ve psikolojik baskılar zaten epey bir yol kat etmişti. Görünen odur ki, bu sürecin ivmesi önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır. Tıpkı, çok uzun yıllardır devam eden Kıbrıs ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi üzerindeki sömürgeci baskıların ve yoğunlaşmaların her geçen gün hızlanması gibi…

Şu gerçek çok önemlidir; eğer, Halaçoğlu etliye ve sütlüye dokunmamış olsaydı, ona da dokunmazlardı. Görevden alınması, iyi işler yaptığının ve birilerinin kovanına çomak soktuğunun en belirgin işaretidir. O kovanın ne olduğunu da artık üç yaşındaki çocuk bile biliyor…

Nitekim, Yusuf Halaçoğlu yine bir demecinde; “AKP iktidarının tasarruf tedbirleri nedeniyle mâli yardımları kestiğinden ve kendi yağlarıyla kavrulmak zorunda kaldıklarından” bahsetmişti. Peki o zaman AKP iktidarına sormazlar mı, eğer sözde Ermeni Soykırım’ı iddiaları konusunda dünyaya kendimizi anlatamamamızdan şikayet ediliyorsa, sizin yaptığınızın aksine TTK’ya maddi desteğin arttırılması gerekmez miydi? Demek ki, sözde Ermeni soykırımı iddialarının çürütülmesine yönelik ses getirici, çarpıcı, dünyanın gerçekleri görmesini sağlayan çalışmaların yapılması istenmiyor. Hatta sözde soykırım savları konusunda Türkiye’nin aciz kalması bile hesaplanıyor olabilir ki, böylelikle sömürgecilerin taleplerine daha kolay boyun eğilebilinsin ve yine sömürgecilerin dayatmaları doğrultusunda Ermenilere ödün verilebilsin.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe