| Hüseyin Adıgüzel |
Ya devlet başa ya kuzgun leşe Neden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Otuz yılı aşkın, aldıklarını söyledikleri tüm önlemlere rağmen, terörizm hala canlar almaya devam ediyorsa, bu politikaların ya da görülen işin bir yerinde ya yanlışlık ya da eksiklik var demektir. İşte o yanlışlığın ya da eksikliğin sonucu, Mehmetçikler ve sivil vatandaşlarımız ölmeye devam ediyor. Yetkililerin kılı bile kıpırdamıyor. Sadece demeç veriyorlar ve arada bir de televizyon kameraları önünde timsah göz yaşları döküyorlar. Dokuz şehit, iki ağır yaralı… Dokuz ocağa köz düştü, od düştü, yürekleri yaktı… Ocakları söndürdü. Bebeleri yetim, anaları oğulsuz, gelinleri kocasız koydu…Güngören faciasının hemen ardından kurulan bu hain pusu, milletin de yüreğini yaktı… Acı ve göz yaşı sel olup aktı… Devlet tümüyle tatilde… Sadece olanı biteni seyrediyor. Ama hainler durmuyor, can almaya devam ediyor.. Hala, PKK’yı savunanları, hala PKK’dan medet umanları, onları hiç gerçekleşmeyecek bir rüyanın peşine salanlar, AB masalının peşinden koşarken; iç güvenliğini bile başkalarına emanet edenleri, vatan evlatları pusularda can verirken, tatil yapanları, oturdukları yerden “başımız sağ olsun, vatan sağ olsun, kanları yerde kalmayacak” diyenleri, kendi çocuklarını Avrupalara, Amerikalara gönderip ahkam kesenleri, hala kardeşlik türküleri yakanları, o dokuz ocak, dokuz yüz doksan dokuz ocak, bin, on bin, otuz bin ocak lanetle anacak ve günü gelince de bu katliamların hesabını mutlaka soracaktır… Hesabı milletin kendisinin sorması noktasına doğru zorla itiyorlar. Çünkü hesabı sorması gereken devlet tatil yapıyor, katiller sürüsü ellerini kollarını sallaya sallaya geziyorlar. Devlete meydan okuyorlar. Bunun başka izahını bilen varsa çıksın, biz de öğrenelim. Güya elebaşları yakalandı, güya adam ömür boyu hapiste… Bir eli yağda, bir eli balda… Sanki beş yıldızlı otelde yaşıyor. Örgütünü oradan istediği gibi yönetiyor. PKK’dan değil, ele başıları dahil, ona bu cüreti verenlerden, onu çıkardıkları yasalarla meşrulaştırmaya çalışanlardan, daha açıkçası icra edenlerden, bu hesap mutlaka sorulmalıdır! Şöyle bir bakın, AKP’nin iktidara geldiği günden bu güne; PKK’ın şehit ettiği insanlarımızın oranında ne kadar artış olmuş? Yüzde sıfırla devraldıkları terörist eylemler, hangi boyutlara ulaşmış? İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in, Adana’nın göbeğinde patlatılan bombaların sayısını hatırlayamayacak durumdayız. Sokaklarımızda gezemez hale geldik. İstanbul’un içinde, Mersin’den Edremit’e kadar tüm turistik sahil kesiminde PKK’nın haraç çetelerinden esnaf gözünü açamıyor. Bu çetelerle niye Ergenekoncu dedikleri güya çete ile kadar bile olsa, mücadele edilmiyor? Onlar istedikleri gibi at oynatacaklar, halkı korkutup bezdirecekler, haraç alacaklar, uyuşturucu satacaklar, PKK’yı besleyecekler ve ellerini kollarını sallayarak gezecekler. Ne yapıyor bu hükümet? Yoksa Türk Milletinin güvenliğini sağlamak bu hükümetin görevi değil mi? Anlı şanlı polis teşkilatı sadece Ergenekon ile mi uğraşıyor? Yoksa PKK ve yandaşları, onlar için terörist örgüt sayılmıyor mu? Milletçe yüreğimizi yakan bu korkunç tuzağın sorumlusu PKK olduğu kadar, ona bu cesareti verenlerdir. ABD’nin istihbarının ne anlama geldiğini hala görmeyenlerin, İran operasyonu için, ABD’nin PKK’ya ihtiyacı olduğunu anlamayanların, ya da anladığı halde es geçenlerin buradaki sorumluluk payı, en az PKK kadardır. Demeçler yine birbirini kovalayacak, arada bir medya önünde timsah göz yaşları akıtılacak… Birkaç gün sonra her şey unutulacak, ta ki başka bir katliama kadar… Bir kısır döngü haline getirildi bu işler. Bunu sorumluları da biliyor, PKK da biliyor. Bu yüzden, sonuçsuz, göz boyamaya yönelik birkaç hareketten sonra her şey eskisine dönüyor. Yani anlayacağınız olan ölene oluyor. Şimdi, anlı şanlı profesörlerimize, terör uzmanı geçinen zevata sorarsanız, bu işin, yani terörizmin nedenleri başlığı altında, günlerce dinleseniz ya da okusanız bitiremeyeceğiniz kadar çok şeyler anlatırlar. Ekonomik sıkıntılardan siyasi sıkıntılara, bölgenin sosyal yapısından siyasi yapısına kadar bir sürü ipe sapa gelmez şeyler söylerler de, PKK’nın ve yandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkmak, en azından bölmek parçalamak ve toprakları üzerinde bir Kürt devleti kurmak istediğinden söz bile etmezler. Bugün Kerkük’te yapılanların, yarın Diyarbakır’da da yapılacağını göz ardı ederler. Neden bütün bunlar bu şekilde anlatılmakta, uygulamalar bu şekilde yapılmaktadır? Çünkü terörden, akan kandan beslenen bir çıkarcılar ordusu, bir iş birlikçi takımı, bir kardeşçiler gurupları var ve onlar bu işin balı ve kaymağı ile meşguller. Nasıl olsa şehit olanların içinde kendi çocukları yok! Onların derdi terörü bitirmek falan değil, terörden ne kazanacaklarıdır. Ateş düştüğü yeri yakıyor… Artık o kadar çok yaktı ki, kimse çocuğunu askere göndermek istemiyor. Bu milleti, bu asker milleti, askerlikten bile soğuttular. Çünkü, şehit olanların yüzde doksan dokuzu fakir halk çocukları. Onlar da artık bu kısır döngünün farkına varmaya başladılar. Bir millet için, böyle kahpelikler coğrafyasında yaşayan bir millet için, en büyük tehlikelerden biri budur. Vicdani retçilerin çoğalması, kahvelerde, sokak aralarında bunun konuşulması tehlikenin ne kadar yakın olduğunun göstergesidir. Acil olarak önlem alınması gerekmektedir. Bu önlem korkutarak ceza keserek değil, PKK ile ciddi mücadele edilerek alınmalıdır. Ve PKK’nın kökü kazınıncaya kadar da sürdürülmelidir. Her gün üç-beş ölmektense, bir gün adam gibi ölmeli, ama sonuç alınmalıdır. “Ya kuzgun leşe, ya devlet başa” diyecek dirayetli devlet adamlarına bugün her zamankinden fazla ihtiyacımız olduğu ortada. Durum her gün aleyhimize gelişiyor ve gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Yapabileceklerimiz bazılarının söylediği gibi sınırlı değil. Kim ne derse desin, PKK bir terör örgütüdür, ona destek verenler de teröristtir. Durumu bu şekilde ortaya koyarsak iş kolaylaşır. Tüm dünya devletleri terörizm ile nasıl mücadele ediyorsa biz de öyle mücadele edebiliriz. Peki bunu niye yapmıyoruz? “AB ve ABD ne der” korkusu elimizi ayağımızı bağlıyor. Onların ağızlarının içine baktığımız için hiçbir şey yapmıyoruz. Durmadan şehit veriyoruz ve arkalarından yiğitçe nutuklar atıyoruz. Unutmayalım ki, bu işin başı ve sonu Büyük Orta Doğu Projesi’ne sıkı sıkıya bağlıdır. Bu proje gereği ABD’nin kuklaları, onun çizdiği çizgiler içinde oynamaktadırlar. Başbakanı BOP’un eş başkanı olmakla övünen bir ülkenin, topraklarının elinden alınmasına, her gün şehit cenazeleri kaldırılmasına söyleyecek sözü olamaz. Çünkü uygulanmakta olan projenin eş başkanıdır ve o proje kendi ülkesini de bölse, kendi insanlarını da ölüme götürse müdahale etme şansına sahip değildir. PKK terörünün azgınlaşmasının temel nedenlerinden biri budur. Bir başkası ise, iç güvenlik konunuzu, başka, yabancı, projenin sahibi bir devlete havale etmenizdir. Bugün yaşananlar bu iki nedenden kaynaklanmaktadır. Bunun iyi bilinmesi ve anlaşılması gerekir. Şehitlerimize Tanrı’dan rahmet dilerim. Mekanları cennet olsun!
|