11.08.2008/Sayı:199
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye İlyas Salman

İlyas SalmanDöneklere dönük yazı

Dün akşam televizyonda Pekin Olimpiyatları’nın açılış törenini izledim. Neyi gördüm açıkça söyleyeyim. Köylü solcusu Mao’nun ülkesinde burjuva rakkaseler arzı endam ediyorlardı.

Bütün görüntüler fi tarihinden günümüze Çin’in yaşadığı (çoğu söylencede kalmış olsa da) tarihi resmetmeye çalışıyordu ama gizlenen bir şey vardı.

Mao ve yandaşlarıyla başlayıp yine üçlü-beşli çetelerle biten kalıntının köylülükten sosyalist anlayışa tırmanışlarının öyküsü yok sayılmıştı. Tarihi şeklen tasvir etmeye çalışan bütün küçük burjuva aydınları gibi ben de şunu yazabilirdim: Tek heceli dillerle çoğulcu demokrasiyi anlatmak bir hayli müşkül.

Bu oryantalist fotoğraftan aklıma resmedilen, çizilen fotoğraf bizim İkinci Cumhuriyetçilerin bin dokuz yüzlerin başlangıcı ile Kurtuluş Savaşı’nı da içine alan süreci atlayıp tarihi kırk altı uyuzluğuyla çiftleştirmeleridir. Osmanlı çarkı devranına uyuzluk dahi demeyeceğim. O karmaşa bırakın uyuzluğu (çünkü uyuzluk hafif meşrep kaşıntıyla rahata erebileceğimiz bir illettir) kuduzluğun dik alasıdır.

O beş yüz küsur yıllık zaman diliminden İkinci Cumhuriyet çirkinliğine zıplamak, tosbağa hızıyla yürüyen kaplumbağa bozuntularının yapacağı şey değildir.

Bugün Amerikan doğumlu anlayışla iletişim tekellerinin borazanlığını yapan hap düşkünü yazarlara ve yorumculara şunu demekle yetineceğim. Bugün bize İkinci Cumhuriyet adı altında yutturmaya çalıştığınız hap babamızın koynunda kuma bile olamaz.

Kadınlarımıza hakaret etti diyeceksiniz. Onlar bu hakareti çoktan sineye çektiler. Çünkü siz ahlaksız solcu bozuntularının kara kıçını yaladığı AKP’ye bizi niye böcek kılığına soktunuz diyeceklerine bok böceği kılığına girmeyi kendine yakıştıran kadınlarımız bırakın kadınlığın onurunu, selamı bile hak etmiyorlar.

Şunu hiç sakınmadan yazabilirim. Yemin kalem kazandığınız paraları (çalışmadan kazandığınız kuşkusuz) kıskanıyorum. Çünkü o paralar çalışan herkesin ve siz çalıyorsunuz. O paralar benim elimde olsaydı sizcilerin haşereleri yok edecek etkin madde içeren bir böcek ilacı üretebilirdim. Velhasıl mevcut böcek öldüren kimyevi maddeler sizi yok etmeye yetmiyor.

Kıçınızdan çıkardığınızı herzenin rengi suratınızdan farksız. Korkuyorsunuz, çünkü sözde inanır gibi göründüğünüz Münkir-Nekir’den önce bu ülkenin namuslu gençliğine hesap vereceksiniz.

O zaman yapacak tek şey kalıyor. Sağcısı, solcusu, orta yolcusu, dinlisi, dincisi, dinsizi hangi etnik ve dinsel yapı, hangi sınıf ve katmandan gelirsek gelelim kendimize sormamız gereken şey: İnsan olmak ne menem şeydir?

İkilik kinini içimden atıp
Özde ben bir insan olmaya geldim
Taht kuralı ariflerin gönlüne
Sözde ben bir insan olmaya geldim
Serimi meydana koymaya geldim

Gör ki Nimri Dede şimdi neyleyi
Gerçek aşkı her gönüle söyleyi
Her türlü sefaya veda eyleyi
Sazda ben bir insan olmaya geldim
Serimi meydana koymaya geldim

Tarihten günümüze gelinceye kadar insan olma sürecinde ne kadar yol aldık? Bu gerçekliğe ulaşmanın yolu bütün canlıların ve özellikle insanın evriminden başlayıp toplumsal anlamda sınıfların, dolayısı ile devlet ve dinin örgütlü bir şekilde insan doğasına hakim olduğu sürece kadar takip edilmesi gereken bayağı uzun bir dikenli yol var. Bu yolda yürürken zamanla asfalta da çıkacaksınız ama yol ayrımlarında dikkati gözden kaybetmeyin. “Dikkat köpek var!” yazısıyla karşılaşınca ayaklarını sayın. Üç veya daha fazla ayaklıysa korkmayın.

Bir gün Can Baba (Can Yücel) yine bir şarap gününün sonunda, diyelim ki saat gecenin ikisi, Bağdat Caddesi’nde yürüyor. Ve şarap bu ya kimi ne zaman, nasıl çarpacağı belli olmaz. Bir kapıda uyuyor.

Sabahleyin kalkıyor ki, hırsızlıktan varsıl olmuş bir adamın evinin kapısında ve kapıda şöyle bir yazı var:

“Dikkat köpek var!”

Can Baba cebinden yarım asırlık kalemini çıkartıyor, “Evet doğrudur” yazıyor.

Siz siz olun, dibinde uyuyacağınız kapıyı iyi seçin. Buna Meclis, polis, Ordu, bürokrat kapısı da dahil. Hangi kapıdan ne menem şey çıkacağı belli olmaz.

Not: Özellikle dönem demokrasi dönemidir.

O halde AKP’ye de demokratik yaklaşalım diyenlerin kapısında uyumayın. Kıçınızdan hiç korkmayın; ısırmazlar! Beyninize dikkat edin. Onlar etin hangi çeşidini tüketeceklerini iyi bilirler.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe