| Cem Yağcıoğlu |
Mankafa yola devam ediyor Bazen olur böyle şeyler. Bazen çakal sürüleri şehre iner. Bazen şehirden çıt çıkmaz. Bazen bağırırsın sesin çıkmaz, bazen sesin çıkar, duyan olmaz. Bunun gibi bir şey işte. Bazen böyle şeyler olur. Ama bazen… Kalıcı değildir. .. Kötülük kalıcı değildir… Bugün insan hayatını hiçe sayan emperyalist düşünce ve onun hizmetkârı olan satılmış beyinler bu kan ortaklığının hesabını günü geldiğinde mutlaka ödeyecektir. Sokak ortasında masum insanlarımızı hem de pusu-bomba taktiğiyle katleden zihniyet zannediyor ki, bu millet pes edecek. Dünyada hangi taktiği uygularsanız uygulayın belki amacınıza ulaşırsınız, ama bu ülkede bu planlar tutmaz. Siz, sindireceğiz ve baskı yaratacağız fikriyle bu insanlık ayıplarını sergileyin, bu millet tam tersi mesajı alır. Yani bir yerlerinizi de yırtsanız olmaz kardeşim, bu millet yemez! Hesabını da pahalıya ödetir… Kötülük kalıcı değildir… Kötülerin eteğine yapışıp, artıklarından nemalanmaya çalışan iç-iş-birlikçiler; boşuna terörü lanetlemeye çalışmayın, zira iç-işlerimize bir çeki düzen vermeye başladığımızda önümüze ilk siz çıkacaksınız ve ne desem bilmem ki… Yazık olacak size, demeyeceğim. Ne diyeceğim?.. Burada söylemeyeyim, sürpriz olsun… Hı-ı… Halkı isyana teşvik etmemek gerekir, diyorlar ya… Bence de halkı isyana teşvik etmemek gerekir. İsyan edecek ne var ki? Hem de hükümete! I-ıh olmazzz. Bu hükümet kadar taş düşsün bizim başımıza. Ne kadar art niyetli, ne kadar fesat insanlarız biz yaa… Ne var yani onca malı (limanlar-bankalar-petrol-sanayi-telekom-demirçelik-fabrikalar…), (…şimdi şeker fabrikaları) satmayıp da ne yapacaklardı? Borç almış başını yürümüş, satılanlardan gelen paraların ne olduğu meçhulmuş! Olsun, ne var bunda?.. Bazen olur böyle şeyler. Bazen kurt kocayınca çakalların maskarası olur derler, taa ki yeni kurt gelinceye kadar! Acaba ne kastettim ben? Acaba bir mesaj mı vermeye çalışıyorum… Şifre ne acaba? Acaba kurt derken Ergenekon’u mu kastettim?.. Çakallar kim ola ki? Yoksa benim yazdıklarımın ne manaya geldiğini bilmeyecek kadar aval, ama bu yazılanlardan benim kastetmediğim şeyleri çıkartacak kadar davar kim ola ki lo?.. Lo diyorum, çünkü bir yanımız lo oldu, diğer yanımız hu! Lorke-lorke, de lorke- olduk hep beraber… Hu çekmek bedava.. Ey halkım sakın isyan etme emi! Demokrasi, yeni nesil işgal aracı olarak kullanılıyormuş, sana ne.. Sen çıkar tabureleri dükkanının önüne, iş yok güç yok, tavla oynamaya devam… Kıbrıs hokus-pokus olmuş sana ne… Sen türkülerini söyle… Şeker fabrikaların sırada, bak şimdi borsa tavan yapar… Eee, senin gelirinde almış başını yürümüş de, kiranı neden veremiyorsun, onu anlamış değilim… Her şeyi anlamak da gerekmiyor zaten, yaratılışı da anlayanımız yok ama, yaşıyoruz işte, isyan senin neyine… Bombalar patlıyor, elinde sevdiklerinin kolları bacakları, sakın ola isyan etme, kaderine razı ol. Şehit cenazeleri kanıksanmış, bölücülük yapmak çağdaşlığa dair sıfat olmuşken, otur-oturduğun yerde, gazeteler bulmacaları boşuna mı boca ediyor üzerine üzerine… Ey halkım sakın söylenme, hele telefon denen gavur icadı (!) elinde iken sakın sitem etme, hele küfür çıkmasın dudaklarından, küfre sokarlar seni alimallah… Yakarlar seni, hem burada, hem diğer yanda… Bir milletin en kutsal değerini teröre dair suçlamaların başlığı yapacaklar, ey ülkücü geçinen cenah kulaklarınız çınlasın, rahat olun biz varız, hani 6. Filo’yu taşlarken saldırdığınız gençler var ya… İşte biz devrimciler, Kemal’in askerleri; Ergenekon’a da sahip çıkarız, yeri gelir Peygambere küfredenlere de karşı çıkarız. Taa ki siz uyanana kadar… Kötülük kalıcı değildir… Sakın ola isyan etmeyin! Sakın ha… İsyan; o ne demek, haşa, çarpılırsınız vallah… Takım tutun şampiyon olursanız sevinin, yok olamazsanız, e işte az isyan edin o zaman… Balığa çıkın, alışveriş merkezlerinde sigarasız çay-kahve için, bol bol hamburger yiyin, biz de Müslümanız diye caka satalım etrafta, karılarımızın başı kapalı ama, parmaklarında tanker büyüklüğünde pırlantalarla… Dervişlerin hayatlarından dem vuralım, ama olsun biz safahat içinde dolanalım, siz sakın isyan etmeyin… Ey halkım isyan büyük günahtır, sen uyma onlara. Memleketin peşkeş çekilmiş, limanların tersanelerin modern bir işgalin pençesinde, Trakya da tarım arazileri Yunan bankasının eline geçmiş (kilisenin bankası!), Kıbrıs’ı bırak Marmara’daki adalar sıraya girmiş, ama sen isyan etme sakın! Türkülerini söyle… Ey halkım, bir zaman sanatçıların vardı senin, sana dair şarkılarını söyleyen, türkülerini dillendiren. Şimdi hepsi juri oldular, kendilerini daha bir Amerikan sanıyorlar, Newyork anısı olmayana rastlamadım daha… Nedense kardeş türküleri hep Kürtçe ve Ermenice… Neden acep bilmem ki? Bu bombaları patlatanlara da mektup yazan olar mı acep?.. Onlara da, bizim kardeşlerimiz diyen çıkar mı acep?.. Eee, onlar da ana kuzusu ya (!) Yalnız ve güzel ülkemin, yalnız ve güzel insanları, yazık size… Sanatçıların başka telde, yazarların Nobel peşinde, aydınların desek; önüne değil, gözüne tutuyor ışığı, göremiyorsun.. Millet aya gitti sen yaya diyorlar, akıllarınca ti ye alıyorlar seni, sanki senden değillermiş gibi. Sanki onlar uzay aracı yapmış da sen binmemişsin gibi… Dinime küfreden Müslüman olsa bari, derler ya onun gibi bir şey. Hem komik hem trajik… Olsun sen yine isyan etme sakın. Aldırma memleket meselelerine, varsın ne olursa olsun, sana ne! Sen bak kendi işine, işin kaldıysa tabi. Kömürün elden, bulgurun köyden, daha ne ister bir kul, söyler misin bana… Sakın ola isyan etme! Sakın ha! Kötülük kalıcı değildir… Amerika Birleşik Devletleri içinde bulunduğu ekonomik krizi aşmak için savaş çıkartmak zorundadır. Çünkü bütün ekonomisi savaşa dayalıdır ve dolayısıyla o göz kamaştıran gökdelenlerinin ışıltısını korumak için insan kanıyla beslenmelidir. Aksi halde ayakta kalamayacağını iyi bilir. İşte işin sırrı buradadır. Zıplarken basacak yere ihtiyacı var ve gözüne bizi kestirmiş durumda. Biz Türkiye olarak zıplama tahtası olacak mıyız yoksa olmayacak mıyız buna karar vermemiz lazım. Gerçi halkın kararı belli ya, bombalar değiştirir mi acaba diye deniyorlar. I-ıh değişmez. Hele bundan sonra hiç değişmez. Siz iyisimi AKP nin kapatılmaması için lobi yapın bence, gerisi fasa-fiso… Bu halktan size ekmek çıkmaz… Agartalar alsın sizi. Aklınızca Atatürk’ün Mu uygarlığı araştırmalarına atıfta bulunuyorsunuz. Size tek bir sözüm olacak o da; (Mu) olacak .. Mu! Kötülük kalıcı değildir… Ey Amerika’ya bel bağlayan akl-ı evveller, Amerika gelip geçicidir, aslolan Türkiye Cumhuriyeti ve onun tarihidir. Şunu iyi biliniz ki, Türkler tarihin her döneminde vardı ve olmaya devam edecektir. İhanetinizi sergilerken bunları hesaba katın. Yine diyorum, bir devrimci ancak bu kadar tüyo verir. Bence bir daha düşünün… Amerika’yla yatan, İsrail’le kalkar. (Müslümanlığı kimseye bırakmayanlara nasihatimdir.) Şifre bu… Kötülük kalıcı değildir… Bazen olur böyle şeyler. Bazen bombalar patlar, en beklenmedik en masum saatlerde. Bazen bir adam yıkılır, bazen bir kadın, çocuklar, bizim çocuklarımız serilir körpe bedenleriyle şehrin caddelerine… Dişlerini sıkarsın, elinden bir şey gelmez, ağlarsın. Yetkililer, olay yerinde görünme telaşında … Demeçler hep aynı, hain ve kalleşçe bir terör eylemi! İlla ki öyle, aksini söyleyen şerefsizdir… Peki bu ülkenin istihbaratı nerede? Memleketimin orta yerinde yabancı ajanlar cirit atarken, benim istihbaratçılarım nerede?… Onlar şimdi Ergenekon peşinde… Türklerin yani… Türklerin peşinde yine Türkler. Başka türlüsü beklenemezdi zaten… Osmanlı’yı yıkan kafa aynı kafa ve o kafa bugünde aynı mankafa olarak yola devam ediyor…
|