| A. Mete Türkmen |
İran’a saldırı yaklaşıyor
Her iki emperyalist devlet de İkinci Dünya Savaşı’nın kaymağını yiyen iki devlet konumundaydı. O nedenle savaş sonrasında her iki devlet de her şeyi yapabilme kudretine eriştiklerine inandı ve bu doğrultuda çalıştı. Bunun en güzel örneği sanırım İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB’nin İran’dan çekilme hikayesidir. *** İkinci Dünya Savaşı süresince İran’ın güneyi İngiltere’nin, kuzeyi ise SSCB’nin himayesi altına girmişti. Savaş bittikten sonra da yapılan antlaşmalar doğrultusunda İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, her iki devletten de ülkesinden çıkmasını istedi. İngiltere, ABD’nin İran Şahı’nı desteklemesi nedeniyle hiç sorun çıkartmadan İran’dan çekildi. Ne de olsa büyük emperyalist devlet İran’da istediği yönetimi kurdurmuş, İngiltere’ye ihtiyacı kalmamıştı. Ama diğer büyük emperyalist devlet (SSCB), daha istediğini alamadığını düşünerek İran’dan çekilmeyi reddetti. SSCB Devlet Başkanı Joseph Stalin’in çekilmek karşısında istediği imtiyaz İran petrollerinin büyük bir kısmına ulaşmaktı. Şah Pehlevi, bu isteğe karşı koyunca SSCB, İran içindeki iki azınlığa destek vererek devlet kurdurdu. Bu devletlerin ilki Azeriler’e kurdurduğu “Muhtar Azerbaycan”, ikincisi ise Kürtler’e kurdurduğu “Mahabad Cumhuriyeti” idi Evet, Kürtler’in tarihte kurdukları bir devletleri vardır. Ama o devleti de kendi istedikleri için kurmadılar. 22 Ocak 1946’da SSCB’nin desteği ile kurulmuş ve Birleşmiş Milletler’in tanımadığı kukla Mahabad Cumhuriyeti tarihte bir ilktir. Urumiye gölü etrafında kurulan bu devletin başına Gazi Kadı Muhammed, başbakanlığına da Hacı Baba Şeyh getirildi. Bu isimler size bir şey ifade etmeyebilir, ama herhalde şu bilgi size bir şeyler ifade edecektir: Mahabad Cumhuriyeti’nin ordusunun başına Irak’tan kaçan ve Barzani aşiretinin reisi olan Molla Mustafa Barzani getirilir. Molla Mustafa, şimdiki Kürdistan Demokrat Partisi başkanı Mesut Barzani’nin babasıdır. Bu kukla devleti elbet kuklacı ipleri bırakınca bitecekti. Bunun için de çok uzun zaman geçmesine gerek kalmadı. Kukla devlet, tam yedi ay yaşadıktan sonra yıkıldı. İran ve SSCB, İran petrolünün %51’inin SSCB’ye satılması konusunda anlaşınca SSCB, Mahabad Cumhuriyeti’nden tüm desteğini çekti. Bunu fırsat bilen İran Ordusu da Mahabad Cumhuriyeti’ne geniş bir operasyon düzenleyerek 17 Aralık 1946’da bu kukla gösterisine son verdi. Artık ipler Gazi Kadı Muhammed ve Hacı Baba Şeyh’in boynuna geçirilmiş ve ülkesi gibi öldürülmüştü. Molla Muhammed Barzani ise SSCB’ye sığınmıştır. O da her kukla gibi sahibinin sandığına kaldırılmıştır artık. 1958 yılına kadar SSCB Gizli Servisi KGB’nin kontrolünde yaşayan Barzani, İran’ın diretmesi üzerine SSCB’den çıkartılmıştır. SSCB Irak’a baskı kurarak başına bela olan Barzani’yi göndermeyi başarabilmiştir. *** Tarih 1969 yılını gösterdiğinde İran ile Irak arasında Şatt-ül Arap Su Yolu’nun kullanılması konusunda anlaşmazlık iyice su yüzüne çıkmıştı. Şatt-ül Arap Su Yolu fiilen Irak’ın elinde olsa da, İran tarafı petrol sevkiyatlarını daha rahat yapabilmek için Şatt-ül Arap Su Yolu’nun yarısında egemenlik talep ediyordu. İran, bu emeline ulaşmak için Irak’ı karıştırmak gerektiğine inandı. Bunun için de bir kukla aradı ve hemen de buldu. İran Şahı Pehlevi, önce hamisi ABD sonra da bölgedeki en önemli partneri İsrail ile anlaşma yaparak Kuzey Irak’ta konuşlanmış Kürtler’e silah satmaya başladı (“Tersine dünya” sanırım buna deniyor). Garip olan, silah sattığı kişi 23 sene önce kendi topraklarından attığı kişi olan ve ABD’nin kuklalığına geçmiş olan Mehdi Mustafa Barzani’ydi. Kukla her zaman kuklaydı sonuçta. 1972 yılında Mehdi Mustafa Barzani ve yandaşları İran ve İsrail’den aldıkları silah ve ABD’den aldığı para yardımı ile Irak’ta sistemli bir ayaklanma başlattılar. (Burada önemli bir dipnot verelim: İsrail’den gönderilen silahlar, İsrail ile Türkiye arasında yapılan gizli bir anlaşma ile Türk hava sahası’ndan geçirildikten sonra İran’a gönderiliyor, sonra da İran’dan Kuzey Irak’a geçiriliyordu). Üç yıl boyunca Irak’ın kuzeyinde sert çatışmalar yaşandı. Ama 1975’te beklenmeyen bir olay Barzani’nin terör eylemlerini bıçak gibi kesti. 1975 yılında İran ile Irak Şatt-ül Arap Su Yolu’nun kullanımı konusunda “Cezayir Anlaşması”nı imzaladılar. Bu anlaşma sonucunda İran istediğini almış, Şatt-ül Arap Su Yolu’nun yarısını elde etmişti. Artık kuklaya ihtiyaç kalmamıştı. Nitekim 1946’da İran-SSCB anlaşmasından sonra düzenlenen İran askeri hareketinin bir benzeri, 1975 yılında İran-Irak anlaşmasının akabinde Irak’tan geldi. Irak, Kürt teröristlere büyük bir operasyon düzenleyerek onları bir süreliğine sindirmeyi başardı. İçinizden geçen soruyu tahmin ediyorum: “Mehdi Muhammed Barzani’ye ne oldu?” Barzani bu sefer de ABD’ye kaçtı. Ne de olsa kukla ipi nereye çekilirse oraya gider. *** Son yüzyılın en büyük kuklasıdır Barzani’ler. Önce baba Barzani, şimdi de oğul Barzani… Baba Barzani öyle bir kuklaydı ki, her iki emperyalist devletin ipinin ucuna takıldı. Sonunda da harcanan taraf o oldu ve her iki emperyalist devlete de sığındı. SSCB bu kuklayı fazla süre kullanmadı, çünkü o dönem istediğini alabilmişti. Ama fazla istemesini bilemedi; belki de bu nedenle saf dışı kaldı ve 1990’larda dağılmak zorunda kaldı. Peki ya ABD? İşte onlar kurnaz davrandı. “Ortadoğu’da Kürtler’den daha iyi kukla bulamayabilirim” dedi ve Barzani’leri her daim kollamasını bildi. Hatta koruma güdüsünü o kadar ileri götürdü ki, Kürtler’i bu coğrafyada daha kalıcı kılabilmek için onlara kendi elleri ile bir devletçik kurdurtuyor. Bu devletçiğin ilk etabı tamamlandı ve Kuzey Irak “otonomi bölgesi” ilan edildi. İkinci etap olarak da Batı İran’ın bu otonomiye dahil edilmesi gözüküyor. *** Peki ya İran? 1972’den bu yana, özellikle de 1980-1988 yılları arasında Irak ile yaptığı savaş boyunca Irak’a karşı kullandığı Kürtler’in şimdi kendisine karşı harekete geçtiğini görmüyor mu? Görüyor. Çünkü Kürtler’in nasıl bir kukla, ABD’nin de nasıl bie amperyalist devlet olduğunu biliyor. Ne Irak’ın “kitle imha silahları”, ne de İran’ın “uranyum zenginleştirme programı”. Bunlar bahane. Asıl amaç Kürtler’e bir devlet kazandırmak, Ortadoğu’da kalıcı bir kukla devlet kurmak. Bunun için Irak’a girildi. Bunun için İran’a girilecek Sonuç mu? Yakında göreceğiz. Hem de çok yakında…
|