04.08.2008/Sayı:198
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Özgün Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör ÖzdenDeğirmenin suyu

Hiç kimsenin yerinde, varlığında, olanaklarında ve özelliklerinde gözüm yok. Olumlu, beğenilir, örnek tutum ve davranışları alkışlar, olumsuzluklar için görüşüm sorulduğunda ölçülü biçimde gerçekleri söylemeye çalışırım. “İyi ilâç acıdır” sözü gerçek insanlığın, arkadaşlığın ve dostluğun gereği olarak dürüst davranıp doğruları söyleme erdemini özetler.

Kimi durumlar ve olaylar insanın kendisiyle konuşmasını, düşünüp neden aramasını gerektiriyor. Bunlardan biri de gösterişli yaşam olanaklarının nasıl edinildiğidir. Kişi becerisinin ve başarısının değişik nedenleri vardır. Us (akıl), eğitim, yetenek, bilgi, görgü, çalışma istenci, işbirliği anlayışı, yöntem seçmek ve kadro oluşturmak, zamanı iyi kullanmak vs. gibi. Devlet yaşamında her görevlinin yetki ve sorumluluğu belli olduğu gibi kazancı da (aylık, ödenek, yolluk gibi) bellidir. Özel yaşamda vergi yükümlüsü olan kimilerinin devlete borçlarını ödememesine karşın son model arabaları kullandıkları, yatla gezdikleri, lüks eğlence yerlerinde geceledikleri, bakıcılar, görevliler çalıştırdıkları, giyim kuşamlarıyla modayı izledikleri, bol para harcadıkları duyulmakta, yazılmakta, görülmektedir. Hep merak etmişimdir, “Maliye nasıl denetliyor?” diye. Kuşkulu gelirler ve varlıklar için bir zamanlar “Annemden kalan para - Çocukların düğün armağanları” savunmaları olmuştu.

Bir kuruluşun yöneticisi, görevlisi ya da danışmanı. Resmî ya da özel olabilir. Örneğin bir şirket, bir kooperatif, fabrika sahibi ya da müdürü, başkanı. Bir vakıf, dernek, meslek odası yöneticisi, genel yazmanı ya da saymanı. Birden apartman daireleri, villalar, arsalar, başka kentlerde yazlıklar, oteller, arabalar, mağazalar, çocuklarına iş yerleri, özel okullar, helikopter, uçak, yurtdışında katlar vs. Nasıl oluyor, nerden kazanıyor? Nerden alıyor ya da geliyor? Eşinin ve kendinin takıp takıştırdıkları, dostlarına sağladıkları da ayrı. Değirmenin suyu genel susuzlukta soruluyor.

Örneğin bir belediye başkanının günümüzdeki olanakları ile varlığı yanyana getirilince doğrusu merak ediliyor. İlk kazandığı günden bugüne aldıkları üstüste konularak hesaplanıp sonuç belirlenmelidir. Kuruluşu tanınmış, başarılı işler yapmış, yurt içinde ve dışında eserlere imza atmış, aile varlıklarını iyi yönetmiş ve kullanmış, seçkin, saygın insanlara diyecek bir şey bulunamaz. Ama ansızın sayılacak biçimde yaşamı değişen, parıltılı durumları birbirine ekleyen, hemen eşini boşayan ya da birkaç kadınla (imam nikâhlı) ilişki kurup sağa-sola, şirkete gider yazarak, armağanlar dağıtan-yağdıran, ölçüsüz giderleriyle dikkat çeken, bunlara karşın derneğinin, vakfının odasının ödentisini vermeyen, garsonlarla tartışmaya giren sonradan görmelere ne demeli? Toplumsal sorumluluk, gerçek yurttaşlığın ve kişiliğin göstergesidir.

Vergi adaletsizliği, gelir dağılımdaki dengesizlik, işçi ücretleri, memur aylıkları gözetildiğinde ister istemez sözü ediliyor: Nerede “Nereden Buldun Yasası”? Bu, servet düşmanlığı değil hakkın savunulmasıdır, aranmasıdır, istenmesidir.

Anayasa Mahkemesi kararının okunması

İktidar kesimiyle yandaşı ve destekçilerinin sevinç gösterileri ve gözyaşları gerçeği değiştiremez. Anayasa Mahkemesi kararını okuyamayan, okuduğunu anlayamayan kimilerinin yorumları, yeni yoldaşlarının AİHM’ni önermesi bile gerçeklerle bağdaşmamaktadır. 1995 ve 2001 Anayasa değişiklikleri olmasa AKP çoktan kapatılmıştı. Hukuk bağlamında kararın Mahkeme kurulunun çoğunluğunun yargısı olduğu bilinir. Kapatmayı güçleştirmek için 7 oy zorunluluğu hukuku zorlamaktır. Buna karşı Kurulun çoğunluğu lâiklik karşıtı olayların odağı olmayı kâbul etmiş, böylelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın İddianamesi doğrulanmış, AKP’nin savunması geçersiz kalmış, raportörün raporu da geçerli bulunmamıştır. Karar, kapatmaya götürecek yeterli oy sağlanamadığı biçiminde sonuçlanmadır. Yoksa dâva reddedilmiş değildir. Hazine yardımından yoksun kılma, iddianın kabûlu, savunmanın reddidir. Karar açıklandığında (Resmî Gazete’de gerekçeli olarak yayımlandığında) asıl değerlendirme o zaman yapılacaktır. İktidar mahcup olmalı, aykırı ve sakıncalı davranışlarından dönmeli, içtenlikli bir tutum izlemelidir. Kaldı ki, yeni aykırılıkları yeni dâvalara neden olabilir. Anayasa Mahkemesi iktidarı sevindirmiştir ama hukuksallığı tartışmalıdır. İçte ve dışta kimlerin sevindiğine bakmak gerçek kanı için yeter.

Karara sevinen iç ve dış çevrelere bakmak, değerlendirmek için yeterlidir. Çünkü statükonun sürmesi hepsinin işine gelmektedir.

Başbakanın güvendiği hukuk, herkesin güvenmesi gereken hukuk değil kendisini koruyan ve kollayan sayısal çoğunluktur.

Sözde demokrasi

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun görevinden alınması, ABD dayatmaları doğrultusunda Ermenistan’ı sevindiren bir ödündür. İktidar, Türkiye içini değil, dışını mutlu kılarak kendi güvenliğini düşünmektedir.

Anayasa Mahkemesi kararından sonra iktidarın demokrasinin gerçekleşmesi için neler yapacağını hep birlikte izleyeceğiz. Başbakanın yinelemelerle dolu aldatıcı konuşmaları asla inandırıcı değildir. Şimdiden Anayasa değişikliğiyle geleceğe ipotek koymak çabasındadırlar. MHP de anlamsız ve zararlı biçimde “partilerin kapatılmasını kaldırmak için Anayasa değişikliğinden yana” olduklarını açıklamıştır. Siyaset yasaklamasının yeterli olacağı gibi kıt ve sığ bir görüşü savunmakta, demokrat, liberal, ilerici geçinen aymazlarla birleşmektedirler. Parti kapatmanın çözüm olmadığını savunanlar Anayasa’yı bile yeterince okumamış ya da okuduğunu anlayamamış göstericilerdir. Kadrolaşma, partizanlık, lâiklik karşıtlığı sürerken demokrasiden, toplumsal barıştan, ulusal dayanışmadan söz etmek gerçeklerle bağdaşmaz.

Kürtçülerin çıkışları, önermeleri, beklentileri ortada. Terör azgınlığı, PKK’yı övme ve savunma inadı ortada. Kürtlerle ermenilerin dayanışması ermeni şarkıcıyı binlerce kişinin dinlemesiyle, Apo ve PKK lehine sloganlar atılıp dövizler taşınmasıyla ortada. Bunlardan birşeyler çıkaramayanların yönetim başarısı olamaz. İktidar seyretmekle yetiniyor.

Belediyeler festivalle para dağıtıp borçlarını ödemiyor. Zorunlu hizmetleri savsaklıyor. Kimse bir şey söyleyemiyor.

Maliye Bakanlığı okulları satarak para kazanmaya çalışıyor. Yine de borçlar, açıklar artışlarını sürdürüyor.

Ticarî ahlâk kalmamış gibi. Sahtecilik, aldatma, niteliksizlik, baştansavma, bozukluk, Üretim yetersiz, Dışalım fazla.

Yurt içinde döşenen mayınlar şehit sayısını artırıyor. Çocuklar ölüyor yaralanıyor. Etkin bir önlem, yaptırım yok.

İyi ki son olayları, yoksunlukları, bozuklukları, çelişkileri, kararları Ergenekon’a bağlamıyorlar.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe