Sabah’ın manşetleri Hıncal’ı öldürecek
Hıncal Uluç’un Sabah gazetesiyle kavgası devam ediyor. Sabah’ın Ahmet Çalık tarafından alınmasından sonra açık bir şekilde ortaya çıkan çizgi değişikliği en çok Hıncal Uluç’u rahatsız ediyor. İlk başlarda Nazlı Ilıcak gibi köşe yazarlarıyla kapışan Hıncal Uluç, son dönemde ise bildiğiniz gibi terfi ederek Ergun Babahan’la tartışmaya başladı. Tartışmanın ana ekseni ise gazetecilik etiği üzerinden Sabah’ın gitgide yandaş medya haline gelmesi.
Son zamanlarda özellikle Sabah’ın manşetlerine ve haberleri veriş tarzına kafayı takmış olan Hıncal Uluç, gazetecilik dersi veren yorumlarda bulunuyor; ama anlayana.
Hıncal Uluç’a saç baş yolduran son durumsa önceki hafta ABD’nin İstanbul Konsolosluğuna düzenlenen saldırıyla ilgili. Sabah gazetesi, 11 Temmuz günü attığı “Ergenekon kokuyor çünkü...” manşetiyle, konsolosluk saldırısını Ergenekon’a bağlama cinliğini gösterdi. Hıncal Uluç da 12 Temmuz günü köşesinden isyan etti. “Sabah’ın haberciliği” başlıklı yazısında gazete yönetimine ve yazarlarına sert eleştirilerde bulunan Uluç, özetle şunları yazdı:
“Bakalım bu olayı Ergenekon’a en evvel kim bağlayacak’ diye düşünüyordum, olay anında canlı yayınları izlerken.. İnanın aklımda sadece Nöbetçi Komplo Teorisyenleri vardı.. Ama onlardan biri değil, biz yaptık.. Yani Sabah!.. Sabah, TSMF tarafından Ahmet Çalık’a devredildiği günden beri mercek altında.. Çıktığı günden beri Sabah’tan rahatsız olan, çökertmek, yok etmek için ellerinden geleni yapan rakiplerimiz, nerdeyse ölüm ilanlarına kadar bakıyorlar.. Sonra da saldırıyorlar.. Ergun da köşesinde yanıt veriyor.. Eksik.. Yanıt gazeteyle verilir, köşe yazısıyla değil.. Ne demiş eskiler.. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Sabah bu ülkenin yıllardır başa güreşen gazetesi. İkiden biri.. Üçüncü yok. Bu kimlik, bir gazetecilik süreci içinde kazanıldı. Sabah bu ülkenin en okunan iki gazetesinden biri olma ve sürdürme başarısını, tarafsızlığıyla kazandı. Hükümet sözcüsü olarak değil.
Dünya üzerinde hükümet sözcüsü olup da başa güreşen gazete, sadece basın özgürlüğünün olmadığı faşist ve komünist rejimlerde olur. Çünkü satılmaz dağıtılır. Özgür dünyada böyle gazeteler nal toplar.”
Genel çizgi itibariyle gazeteye bu eleştirileri yönelten Hıncal Uluç, devamında habercilik anlayışı ile ilgili eleştirilerde bulunuyor. Daha önce Sabah’ın işine gelmeyen haberleri görmezden geldiğini defalarca yazan Uluç, bu kez de Kuddusi Okkır’la ilgili hem gazeteye hem de köşe yazarlarına yüklendi:
“‘Ergenekon’un finansörü’ dedikleri kişinin 13 ay hapiste kalıp, suçunu öğrenmeden, mahkemeye çıkarılmadan, yargıcını görmeden kanserden ölmesini ve parasızlıktan cenazesini devletin kaldırmasını görmezden gelmek, haber değerinde bulmamak, hele de ‘Demokrat, İnsan Hakları Savunucusu’ kimliği konusunda mangalda kül bırakmayan Sabah’a yakışır mı?.
Önüne gelene “Faşist” diye küfreden Aslan demokrat köşe yazarlarımızın bir teki bu korkunç “İnsanlık Suçu”nu “Nedense” ele almazken..
Şimdi dünkü manşet..
Ergenekon Kokusu!..
Yani daha iddianamesi hazır olmayan, davası açılmayan, soruşturması devam eden davayı biz Sabah olarak sonuçlandırmış ve mahkûm etmişiz bile, henüz neyle suçlandırıldıkları kendilerince dahi bilinmeyen insanları..
Bu nasıl “Demokrat” gazeteciliktir, insan haklarının, hukukun neresine sığar bilmem..”
Sabah gazetesinin çizgisi, Hıncal Uluç’un ruh sağlığını bozmuş gibi. Bu arada Hıncal Uluç’un daha önceki eleştirilerini haklı bularak özeleştiri veren Okur Temsilcisi Yavuz Baydar bu kez de Hıncal Uluç’a destek vererek manşeti eleştirdi: “Uluç’un ‘eleştiriye tek cevap (kaliteli) haberlerdir’ yorumu haklı.
Kaygılarını da çok iyi anlıyorum. Söz konusu haber, tek bir kaynağın muhabir Abdurrahman Şimşek’e sunduğu analiz üzerine kurulmuştu. Bu noktada asıl mesele ise şu: Tek kaynağa dayalı haberlerin manşet için seçilmesinde hangi kriterler geçerlidir? Ne yazık ki basınımızda hemen her zaman “keyfi kriterler” esas alındı, alınıyor. Sansasyonun cazibesi büyük. Bir de “kullanılma” riski. Sabah’ın temel sorusu, “bu kanlı eylemi kim neden yapmış olabilir?” sorusu idiyse, o zaman gazete bu haber için birden çok uzmana mikrofonu uzatmalıydı.
Sabah’ın böyle diken üstü / bıçak sırtı habercilik döneminde, tek kaynağa dayalı haberleri manşete çekerek risk büyütmek ve güven zorlamak yerine, iyi işlenmiş, gerçeğin farklı yüzlerine de yer veren kriterlere sarılmasında büyük yarar var. Gazeteci her iddianın dayanağına ulaşmalı, “neden”i sorgulamalıdır.
Ki, okur güven duymaya devam etsin.”
Sabah’taki bu tartışma daha çok uzun zaman sürecek gibi duruyor. Ancak Sabah’ta kalma fikrinde ısrar, Hıncal Uluç’un ömrünü azaltabilir.
|