Ülkem
ülkem
Rahminde hapis yattığımız,
Çok yıldızlı bayrakların buyruğuyla yürüyen,
Hurda arabamızın yedek lastiği,
Kırk kocadan arta kalan o….pu.
Oğul katili padişahların,
O…luğuyla tütsülenmiş toprak,
Ala beyaz,
Kara kuru analara yar olmayan yurdum,
Anadolum.
Çok gerilerde kalmadı,
Uğruna kıçımıza cop yediğimiz zamanlar,
Dakikalar yıllar gibiydi.
Tarifesi Amerika’dan gelmişti,
Gerildiğimiz Filistin askısının,
Kılcal damarlara acı ileten,
Kabloların ucundaki bütün damarlar patladı.
Pisliğimizle yan yana yattık,
Ama yemedik!
İşkence severlere yetmez diye.
Çok şükür!
Tanrının huzurunda kafamız karışmayacak,
Cennet-cehennem,
Yaşarken hepsini gördük,
Huri gılman bizimleydi hep,
Koyun koyunaydık,
Erden, erkenden reşit olmuştuk…
Kana içtiğimiz şey,
Kaya oyuklarından çıkan su değildi.
Beş yıl mesanede kokuşmuş,
Halife sidiğiydi.
Samanyolu’ndan, Zühre Yıldızı’ndan,
Sormadık gideceğimiz adresi.
İte, ipsize, hoşta, puşta,
Eyvallah demedik.
Alabildiğine dik,
Sular seller gibi yürüdük.
Düzenin alın çatına,
Yeri geldi çatallaştı izleğimiz ,
Yeri gelmeden oldu belki de,
Yorumlamadık Marks’ı Lenin’i,
Yorduk…
Unuttuk Conkbayırı’nı,
Anafartalar’ı, Kordonboyu’nu.
Unuttuk Büyük Taarruz’da,
Top mermisine yar gibi sarılıp cansız yatan,
Üsmen’i, Osman’ı, Ali’yi unuttuk.
Düşün bir kere, taşın bin kere,
Kadir bilir miyiz, hatır bilir miyiz?
İnce uzun bacaklarıyla yaylanarak,
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlamak kolay mıydı?
O sıralar Mustafa’ydı, Kemal’di daha,
Önce Atatürk dediler, sonra Deccal.
Sonra…
Dizim dizim dizdikleri,
Heykellerinin kaidesine işediler…
Hani biz bu diyarlarda kalıcıydık,
Yiğidin harman olduğu yerin çocuklarıydık,
Arkadan hançerlemezdik düşmanı bile,
Geçip karşısına halk adına ölüme mahkum ederdik.
Ne çabuk büyüdük be yavrum?
Ne çabuk serpilip geliştik?
Arkamızda kalan kavganın nuru solmadan,
Önümüzdeki aşa tükürdük.
Eskiden bizdik,
Şimdi ben olduk.
Bir de ötekiler var:
Kürt, Türk, Alevi, Sünni
Dinle…
Kızıldere’ye gittim,
Mahir’i, Ömer’i gördüm,
Kokladım…
Anamın dediği gibi yezit yezit mi kokuyorlardı,
Bu Sünni çocukları?
Derin derin soludum iç çeker gibi,
Yayla çiçeği gibiydiler.
Utancımdan almadım yanıma kokularını.
Ne olur ne olmaz…
Sözde çağdaş dokumuzla,
İğdiş ederdik devrimci, kardeş kokularını.
Onlar kadar güzel olsaydık,
Tütün keseme koyardım ,
Getirirdim.
Paylaşırdık bacı kardaş,
Yemin billah!
Kanı pıhtılaşmamıştı hiçbirinin,
Akıyordu çağıl çağıl.
İzledim muhbir muhtarın evine kadar,
Onu bile bağışlamışlardı,
Hiç kızmadım…
Bir bildikleri vardır elbet,
Ona buna hava atmak için,
Tohum gibi serptiğimiz,
Yabancı sözcüklerden daha ağırdı,
Uğrumuza akan kan.
“Kan olun akın” diyordu Denizgil, Mahirgil,
Kan uykuda olmayın!
Not: Bu şiir kimseye; Marks’a, Engels’e, Lenin’e, Mustafa Kemal’e, onların takipçisi hiç kimseye yaranmak için yazılmamıştır. Nev’i şahsına münhasırdır. Sorulacak hesap banadır. Devam edecek. Şimdilik hoşça kalın.
|