30.06.2008/Sayı:193
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Prof. Dr. Türkkaya Ataöv

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv Batı Avrupa’da
en güçlü sol

Yazının hemen başında söyleyeyim ki, Batı Avrupa’nın en güçlü sol örgütlenmesi günümüzde Fransa’dadır. Bu gerçekte beklenmedik bir yan da yok. Söz konusu ülke geleneksel olarak sol düşüncenin Batı Avrupa’daki en önemli kaynağı olmuş, sol partiler siyaset yelpazesinden eksik olmamış ve bunların içinde özellikle İkinci Dünya Savaşı yıllarında (1939-45) faşizme ve Nazi işgâline karşı direnmesiyle dikkatleri çeken Fransız Komünist Partisi savaştan sonra iktidara en yakın aday konumuna oturmuş, ancak yönetime gelmesi (hele Soğuk Savaş’ın özel koşullarında seçim listeleri ve il sınırlarının yapay biçimde değişmesi gibi) türlü seçim oyunlarıyla önlenmişti.

Bu bağlamda anımsamak gerekir ki, İtalya’da Mussolini faşizminin iflâsı ve ülkenin Sicilya’dan kuzeye tırmanan Müttefik güçleri önünde yenilmesiyle, İtalyan Komünist Partisi de iyi bir konuma gelmiş, ama orada da ABD’nin (Napoli kıyılarına zırhlılarını dizmesi, komünistlere oy vereceklere Amerika’ya göç yolunun sürekli kapalı kalacağı tehdidi ve göstermelik yardım çuvallarının basının birinci sayfalarına yansımaları gibi) çok açık müdahaleleriyle iktidarı engellenmişti.

Oysa, Fransa’da karizmatik Maurice Thorez (1900-64) ile İtalya’da Palmiro Togliatti (1893-1964) halkın çok tuttuğu önderlerdi. Thorez 12 yaşında çocukken kömür madenlerinde çalışmağa başlamış, sekiz yıl sonra Komünist Partisine girmiş, eylemlerinden ötürü birkaç kez tutuklanmış, ama 1930’da partinin genel sekreteri, yani bir numaralı kişisi olmuştu. Faşizme karşı Halk Cephesi kurulmasına ön ayak olmuş, partisinin iktidarı engellenmişse de, 1932-39 ve 1945-60 yıllarında milletvekilliği, devlet bakanlığı (1945) ve başbakan yardımcılığı da (1946-47) yapmıştı.

Togliatti’nin de 1919’da oluşturduğu “L’Ordine Nuovo” (Yeni Düzen) adlı haftalık gazete Sosyalist Partiden 1921’de kopan kümenin Komünist Partisine dönüşmesine yardımcı olmuştu. Mussolini bu partiyi 1926’da kapattı. Togliatti ancak 1944’de Moskova’dan dönebildi ve o da iktidara gelemediyse de, başbakan yardımcılığı yaptı. Fransa’da Thorez Sovyet önderi Hruşçov’un Stalin’i eleştiren girişimlerinden sonra bile eski çizgiden ayrılmamışsa da, Togliatti kuramda ve uygulamada demokratik açılıma omuz veren dikkate değer biriydi.

Olivier Besancenot
Olivier Besancenot

Almanya, Britanya, Danimarka, İspanya, İtalya ve Portekiz’de de kimi sol kümeler var. Ancak, bunlar daha geniş ortak yönetimlere katılıp onlar içinde eriyorlar. Kimileri meclislere birkaç milletvekili yollamayı başarıyor, ama hiçbiri sulandırılmış sol yumağının içinde halka gerçek bir seçenek sunamıyor. Besancenot’nun partisi farklı bir görünüm sunuyor. Örneğin, önderlerinin içinde köylü eylemcisi José Bové ve sıradan bir banka çalışanı (bayan) Arlette Laguiller var. Bayan olan 1995 başkanlık seçimlerine de girip yüzde
5.7 oranında oy almayı da başarmıştı.

“1968 Kuşağı”nın ilk eylemleri Fransa’da olmuştu. Geçtiğimiz Mayısta bu önemli olayın kırkıncı yılı bu ülkede görkemli bir biçimde kutlandı. Yıllar önce, General Charles de Gaulle’ün içte sağcı siyasetine karşı çıkan gençler sokağa dökülünce, hem iktidardakiler, hem halk buna gençliğin bir günde yanıp sönecek bir alevi gibi bakmıştı. Ancak, onunla birlikte, Paris işçileri genel iş bırakımına kalkışınca, gösterilerin niteliği de, görünümü de değişti. O denli ki, Beşinci Cumhuriyet neredeyse sona erecekti. Bu nedenle, Mayıs 1968 olayları modern Fransız tarihinin önemli sayfalarını oluşturur. Bu gelişmelere kimi umutla, kimi de kargaşa korkusuyla baktı. Ama yerden biter gibi sol partiler türediler. Bunlardan biri de “Komünist Ligi” adlı Trotskici bir partiydi. Solda Komünist ve Sosyalist Partilerin tekeli kırılma yolundaydı. Sosyalist Parti pazar ekonomisine ödün verdiğinden, Komünist Parti de Stalinizmin yanlışlarından ötürü destek yitiriyordu. Sovyetler’de bilinen Komünist yönetimi ve Çin’de Maoculuğu izleyenler bu ikisinin de gözden düşüşleriyle birlikte kendilerine düşen payı aldılar.

Komünist Ligi’nin bunların arasından sıyrılıp ortaya çıkışı bu nedenlerle oldu. Öğrenci örgütleri ileri gelenlerinden Alain Krivine diye birinin başkan adayı bile olduğu sırada ülküsel ve kişisel çekişmeler halkın gözünde o dereceye ulaştı ki, bu parti yaklaşık yüzde 1 oy oranında kaldı. Bu partinin de güçlü bir siyasal akıma dönüşememesiyle, 1968 olayı daha çok bir ekin akımı düzeyini aşamadı.

Fransa şimdi hem kırkıncı yılı kutluyor, hem de kitaplar, filmler ve toplu görüşmelerle bu oluşumu tartışıyor. Günümüzde Fransız Komünist Partisi de, Sosyalist Parti de birer yıkıntı durumundalar. Her ikisinin destekçileri sorular soruyor, yeni yanıtlar bekliyorlar.

Bu ortamda sahneye 34 yaşında Olivier Besancenot diye biri çıktı. Eski Komünist Ligi “Devrimci Komünist Ligi” adını (Fransızca kısaltılışı: LCR) almıştı. Kimi Fransızlara göre, düşünceleri, tavırları ve gençliğiyle çekiciliği olan bu kişi ad değiştirmiş olan partinin şimdiki başkanıdır. Bir fizik öğretmeniyle okullarda ruhbilim uzmanlığı yapan birinin oğludur. Gücünün bir önemli kaynağı tutucu Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nın Amerikancı pazar siyasetine ayak uydurmuş olmasına karşı tepkiyi simgelemesidır. Besancenot’ya bakılırsa, Fransız toplumu yeni bir düzen değişikliğine doğru kayıyor. Onun görüşüyle, koşullar olgunlaşmakta ve halk yeni bir seçenek aramaktadır.

Bu beklentilerini sözde bırakmadı. Bu yılın başında Fransız solunun geleneksel oy yığınaklarından olan Kuzey Fransa’ya gitti ve maden ocaklarıyla çelik fabrikalarında varlığını gösterdi, oradaki işçi sendikalarıyla temaslar kurdu. O günden bu yana, umutları balon gibi uçup gitmeğe başlayan “Eski Tüfekler”le “sermayeci düzen-karşıtı, ülkeye yayılmakta olan ırkçılığa düşman ve uluslararası düzeyde adaletten yana olan genç kuşakları birleştirmeğe çabalıyor.

Bu girişimlerin Batı Avrupa’da en güçlü sol akım olarak öne çıktığını söylemeliyiz. Berlin Duvarının yıkılması, Doğu Avrupa’nın küresel sermayenin yeni bir kaynak ve tüketim pazarı durumuna düşmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılıp çökmesiyle, Fransa anakaranın batı yarısında en güçlü ve en devrimci solu geliştirmekte olan ülkedir.

Almanya, Britanya, Danimarka, İspanya, İtalya ve Portekiz’de de kimi sol kümeler var. Ancak, bunlar daha geniş ortak yönetimlere katılıp onlar içinde eriyorlar. Kimileri meclislere birkaç milletvekili yollamayı başarıyor, ama hiçbiri sulandırılmış sol yumağının içinde halka gerçek bir seçenek sunamıyor. Örneğin, Almanya’da Sol Parti (Die Linke) ve İtalya’da Komünist Yeniden Kuruluş Partisi (Rifondazione Comunista) eski sosyalistlerin ve siyaseti meslek durumuna getirip onun içinde yalpalayıp durmuş olanların elinde.

Besancenot’nun partisi farklı bir görünüm sunuyor. Örneğin, önderlerinin içinde köylü eylemcisi José Bové ve sıradan bir banka çalışanı (bayan) Arlette Laguiller var. Bayan olan 1995 başkanlık seçimlerine de girip yüzde 5.7 oranında oy almayı da başarmıştı. Bu sonuç solun bugüne değin bu siyasal koltuk için ulaştığı en yüksek tavanı simgeliyor. Besancenot da 2002 seçimlerine girip Sosyalist Parti adayını geride bıraktı. 2007 seçimlerinde Sosyalist Partinin benzer sonucu bir kez daha yaşamamak için tüm sol oyları kendi adayının arkasında toplama çabasına karşın, oyların 4.1’ini alarak gene aday Laguiller ile Komünist Partisi adayının oylarını katladı. 1945-1979 yılları arasında oyların ortalama yüzde 20’sini alabilmiş olan Komünist Partisi son otuz yılda aşağıya doğru önlenemez bir yuvarlanış içindedir. Sosyalist Parti desteğinin önemli bölümü de aşırı sağcı Jean-Marie Le Pen’ in ırkçı Ulusal Cephe’sine kaymıştır.

Bu koşullarda, Besancerot sol çizgide direnen eski ve yeni kuşaklar için gerçek bir seçenek boşluğunu doldurmağa adaydır. Fransa sahnesinde bu boşluk kapanmak yerine, gitgide büyüyebilir, çünkü Fransa geleneksel olarak gösteriler ve iş bırakmalar ülkesidir. 2005’de yapılan bir ölçüme göre, Fransa halkının yalnız yüzde 36’sı günümüz küreselleşmesinin dünya için iyi olduğunu düşünmektedir. Bu oran Britanya’da yüzde 66, Almanya’da yüzde 65’dir.

Fransa’nın bu özelliklerinden yararlanan LCR kadın hakları savunucuları, çevreciler ve uluslararası ilişkilerde adalet isteyenleri de kendisine çekiyor. Partinin üye sayısı bu açılımından ötürü katlanmakta, ama temel ilkelerinden ödün vermemektedir. Partiye yeni kuşaklardan akınlar oldukça, Besancenot’nun başkanlık seçimlerindeki oy tahmini de yükseliyor. Son kestirmeler yüzde 12’yi gösteriyor. Bu partide hem genç üyeler var, hem öğretmen ve devlet memuru konumunda olanlarla işçilerin sayısı artıyor. Öte yandan, Sosyalist Parti burjuvalaşmakta, Komünist Parti de büyük çoğunlukla eski üyelerden oluşmayı sürdürmektedir. Sarkozy ise, Fransız halkını genelde bezdirmiş durumda. Bütçesi tamtakır olan Fransa, cumhurbaşkanının sözde kalan vaatlerini gerçekleştirecek parasal olanaklara bile sahip değil.

Yeni partinin bir zayıf yanı henüz yalnız büyük kentlerde ve o kentlerin çevresinde örgütlenebiliyor olmasıdır. Kırlık bölgelerle küçük ilçelerde varlığı aşağı düzeyde. Örgütlenmeyi yurt geneline ve küçük yerleri de kapsar biçimde yayması gerek. Bu bir zaman, çalışma ve kaynak işidir. İkinci önemli nokta bu partinin oy toplamada başarılı olabilmesi için yalnız kimi görüşlere ve uygulamalara karşı çıkmakla kalmayıp, gerçekten iktidara gelmek istediğini ve gelince de neler yapacağını bildiğini göstermesi gerek. Seçmen iktidara hazır olmayan partiye yeterince oy vermez. Türk seçmen de siyaset desteğini CHP’den kanımca bu nedenle esirgemektedir. Şimdiki başkan Besancenot partilerin düştüğü bir üçüncü zaafı da daha şimdiden ortadan kaldırmak istiyor. Parti önderliğinin yakında “ortaklaşa” bir biçime dönüşeceği izlenimlerini vermekten de geri kalmıyor. Günümüz seçmeninin çöreklenen parti başkanlarından, parti örgütü üstünde hanedan kuranlardan hoşlanmadığı genel bir kanıdır. Besancenot cumhurbaşkanlığı yarışında oy gizilgücünün arttığını biliyorsa da, bu yer için adaylığını koymayacağı eğilimini de gösteriyor.

Bu genç siyasetçinin siyasette savaşımı ve iktidar ereğini ciddiye aldığı kanısındayım. Ancak, şimdiki değerlendirme ancak bugünün gerçekleri ışığında olabilir.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe