09.06.2008/Sayı:190
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye İlyas Salman

İlyas SalmanÖzeleştirimdir

Saat gecenin üçü, düşündüm ne yazabilirim? O kadar çok şey var ki yazacak. Memleket kırk “yamalı” bohça gibi, aslında kırk “yaralı” bohça gibi desem daha doğru tespit etmiş olurum diye düşünüyorum. Söz gelimi Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelere türbanla girişin önünü açmak için AKP’nin meclisten geçirdiği yasa değişikliğinin önünü kesmesi ya da AKP’nin kapatılmasının Anadolu halkı üzerinde ne gibi bir kafa bulanıklığı yaratacağı sorusunun gündeme getirilmesi başlı başına bir yazı konusudur.

AKP iktidarı ülkede satacak bir şey bırakmadı. Parayla yürüyen bu üç tekerlekli kağnı, satacak bir karış toprak bile kalmadığı için, pilav üstü kuru fasulye gibi zam üstüne zam yapıyor. Bana göre bu da başka bir yazı konusu. Bu ve bunun gibi o kadar çok konu var ki yazacak. Mesela bu hafta sonu başlayacak olan Avrupa Şampiyonası konu edilebilir. Öyle ya, benim gibi spor fanatiklerinin (özellikle futbol) sayısı milyarları aşmış durumda. Bütün bu sorunları konuları yan yana sıralarsanız gayya kuyusuna düşmüş gibi olursunuz. Hani Cem Karaca’nın solcu olduğu dönemde bir türküsü vardı:

Düştüm mahpus damlarına
Öğüt veren çok olur
Toplasam o öğütleri
Buradan köye yol olur

Sakın yanlış anlamayın!

***

Bir dakika durun, banyoya giriyorum traş olucam. Çünkü sabah olmak üzere. Bilginiz dahilinde olması lazım, büyük şair Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümü. Nâzım Usta’nın meclisine öyle kirli sakallı ve de destursuz girilmez. Biraz müsaade giriyorum banyoya...

***

Evet çocuklarım, traşımı oldum. Biraz da limon kolonyası olsa hiç fena olmaz...

Haa, az kalsın unutuyordum. Traş olurken aynaya baktım, kılcal damarları çatlamış kıpkırmızı şişmiş burun yine kızarık ve şişmiş yanaklarda aynı kızıllıkta yürürken sendeliyorum. Ayrıca birinin koluna girmeliyim çünkü beylik deyimle kafam iyi...

Aslında bu yazıyı olduğu gibi daha doğrusu onu anlayabildiğim tanıyabildiğim kadarıyla bütün dünyalıların şairi Nâzım Hikmet’e ayırmayı düşünmüştüm ama; gözleri şişmiş, suratı kıpkızıl ve zilzurna sarhoş bir durumda ustanın manevi huzuruna çıkamazdım...

Yapacağım şu olacak: 20 yıl yanından ayırmadığın içki bardağını kırıp atacaksın... Ve ben aynen böyle yaptım içkinin zararlarını öyle inanıyorum ki, TÜRKSOLU okuru benden daha iyi biliyor, eğer ben bu özeleştiriyi yapmazsam nurum adına ettiğim yemini ve onurumu kendi yarım aklımla kirletmiş olurum.

Ben İlyas Salman olarak yukarda yazdığım her şey yaşanmıştır.

Şimdi kalkıp şunu , senin alkol sorununla TÜRKSOLU’nun ne alakası var? Ya da TÜRKSOLU gazetesinde yazıyor olmanın getirdiği ayrıcalıkla kendi sorunlarınla bizi rahatsız etmeye hakkın yok!

Hayır arkadaşlar, paylaşımdan yana insanlar olarak sadece TÜRKSOLU çalışanları değil, Türkiye’nin her tarafındaki dostlarım hep şunu söylemişlerdir: Bir devrimci içki sigara gibi ufak problemleri yenemiyorsa faşistleri emperyalistleri nasıl yenebilir?

Evet haklıydılar. En verimli çağımda sanatımdan uzak kaldım. Hiç istemediğim halde farkında olmadan çok sevdiğim dostlarımın kalbini kırdım.

Bütün devrimci dostlarımın Nâzım’a ayırdığı köşeyi neden senin içki problemlerinli doldurdun dediklerini duyar gibi olduğumu bilmenizi isterim.

İnanıyorum ki TÜRKSOLU okurları bu yazıdaki içtenliğimi ve samimiyetimi anlayacaklardır. Ben şimdi tövbekarım.

Başta da yazdığım gibi kimsenin etkisinde kalmadan bıraktım alkolü. Eskiden sadece alkolün vücuduma verdiği zararı aza indirmek için arada bir kaba tabirle kalıbı dinlendirirdim.

Bundan önceki kısa vadeli bırakmalarda hiçbir zaman yemin etmedim, ama şimdi macerayla ilgim olmadığı için onurum adına yemin ediyorum...

TÜRKSOLU’ndaki arkadaşlar bunu çok kişisel bulabilirler. Hayır arkadaşlar! İnanın hepimizi ilgilendiriyor.

Bizler tam bağımsız Türkiye hedefine uçaksız silahsız topsuz tüfeksiz emperyalizme kafa tutup şalvarıyla poturuyla bu uğurda ölen Anadolu insanına layık olmak istiyorsak sağlıklı olmak zorundayız.

Örneğin ben eğer sağlıklı yaşarsam, kalp hastası veya kanser olmazsam, bilincimi yitirene kadar (ki ben bunu 20-30 yıl civarında hissediyorum) antifaşist antiemperyalist oligarşi karşıtı eylemlerimi sürdürüceğim

Ben TÜRKSOLU okurlarını çok önemsiyorum. Bu yazıyı kişisel olarak algılayan veya tam tersini düşünen arkadaşlar da olacaktır.

Şu an kendimi çok sağlıklı hissediyorum ve yeminimi ömrüm boyunca unutmayacağım. Ve ben biliyorum ki insanın en büyük hazinesi onurudur. Sağlıklı beyinle kısa vadede güneydoğumuzda yaşanan acılı gerçeklere kulaklarını tıkayanlara inat halkların kardeşliğini savunarak geleceğim.

Yaşasın tam bağımsız Türkiye!


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe