| Kuzey Fırat |
Tek yol sine-i millete dönmek AKP’nin kapatılması davası ve senaryolarYüksek Seçim Kurulu Başkanı Muammer Aydın’ın, AKP’nin kapatılma davası ile ilgili açıklamasından sonra, dava ile ilgili kimi senaryolar tartışılmaya başlandı. Ne dedi Aydın; eğer AKP kapatılır ve en az 28 kişiye siyasi yasak getirilirse 90 gün içinde ara seçim zorunludur. Ve ekledi; AKP kapatılsa, Tayyip Erdoğan ve diğerlerine siyasi yasak konsa bile bu kişiler bağımsız aday olarak seçime girebilirler ve seçilebilirler. İşte bu açıklamadan sonra hükümet kanadı da, muhalefet de yani CHP de kapatılma davası ile ilgili çeşitli senaryolar ortaya attılar. AKP’liler, “Bir an önce dava görüşülmeye başlansa da, siyasi belirsizlik ortan kalksa.” diyor. AKP’nin hesabı belli. Eğer parti kapatılırsa erken seçime gidilecek ve Tayyip başta olmak üzere diğer yasaklılar meclise bağımsız olarak girebilecekler. Bunun için biraz rahatlar. Yok eğer parti kapatılmazsa, “yola devam edecekler.” Yani AKP her iki duruma da hazır, her iki durum için bir stratejisi var. CHP Genel Başkanı Baykal’ın hesabı daha başka. Baykal, AKP’nin kapatılacağından emin. Bir an önce AKP kapatılsın, Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlığı kalksın ve eski suçlarından yargılansın istiyor. Bu şekilde Tayyip’in önünün kesileceğinin hesabının yapıyor. Diyorlar ki, hakkında verilen ceza kesinleşirse, Tayyip Erdoğan Erbakan durumuna düşer ve parlamentoya giremez. Ancak CHP’nin zorlaması boşuna. Baykal bir şeyi unutmuşa benziyor. Bir, ülkeyi AKP yönetiyor. İki, yargıyı tehdit ediyorlar. Haydi diyelim Baykal’ın dediği gibi dava açıldı ve Tayyip yeniden yargılanmaya başlandı. Peki, ülkemizde normal bir davanın sonuçlanması bile çok uzun zaman alırken, Tayyip’le ilgili bir davanın, AKP iktidardayken bu sürenin daha da uzun olacağını söylemek yanlış olmaz. Hukukun üstünlüğünü kabul eden bir hükümet değil hukuku ayaklar altına alan, yargıya müdahale eden bir hükümet ülkeyi yönetiyor. Baykal’ın söylediğinin gerçekleşmesi için olağanüstü bir durumun olması gerekir! Durum böyleyken muhalefetin yani CHP’nin, böyle bir hesapla AKP’yi ve Tayyip’i engelleme şansı var mı? Yok. Bu hesaplardan en mantıklı ve gerçekçi olan, ne yazık ki, AKP’ninki gibi görülüyor. Gerçekten de böyle durumda en kârlı AKP ve Tayyip Erdoğan çıkıyor. Salt hukuki yollarla Cumhurbaşkanlığını engelleyemediniz, AKP’yi de engelleyemezsiniz Bu hesaplar bize 22 Temmuz seçimleri öncesini hatırlatıyor. O dönem de hukuki hesapla, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması engellenmek istenmiş, belki Tayyip Cumhurbaşkanı olamamıştı ama süreç sonunda 22 Temmuz seçimleri olmuş ve bu tablo ortaya çıkmıştı. Birincisi mevcut durumu doğru okumak için, sürecin normal işlemediğini görmemiz gerekiyor. Salt hukuki tedbirlerle AKP’yi engellemek biraz zor gibi duruyor. Hukuki tedbirlerin siyasi olarak da desteklenmesi gerekiyor. Başta CHP olmak, Atatürkçü kurumların çuvalladığı yer işte tam da burası. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı AKP’ye kapatma davası açtı, tüm Atatürkçüler sevinçle karşılarken, CHP’liler bırakalım savcıyı desteklemeyi, ilk zamanlar yorum yapmaktan dahi kaçındılar. Oysa Şeriatçılar savcıya saldırıda en küçük bir tereddütte bulunmadılar ve hemen saldırıya geçtiler. Savcıyı ölümle bile tehdit ettiler. Anayasa Mahkemesi üyelerini dahi dinliyorlar Şeriatçılar ve AKP’liler sadece savcıya saldırıyla yetinmiyorlar aynı zamanda Anayasa Mahkemesi üyelerini tehdit ediyorlar. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün yaklaşık iki aydır takip edildiği, tehdit telefonları aldığı, telefonlarının dinlendiği gazetelere yansıdı. Takip edenler de sıradan vatandaş, sıradan Şeriatçılar değil, Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler. Yani hükümetin adamları. Bu olayda da iki örnek ve iki tavır önemli. Birincisi CHP’nin tavrı: “Olay hukuk devletine yakışmayan bir olaydır, yakışıksızdır, bir an önce araştırılmalı ve suçlular tespit edilmelidir.” İkincisi, AKP’lilerin ve Şeriatçıların tavrı: “Paksüt, dinlenmekten neden bu kadar korkuyor?” Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin; “Resmi olarak böyle bir şeyin olması mümkün değil.” Bir tek AKP’li çıkıp da “Hayır kardeşim böyle bir şey yok.” demiyor. En fazla “resmi olarak böyle bir şey olamaz” diyorlar. Yani resmi değil de gayri resmi olarak dinlediklerini kabul ediyorlar. Anayasa Mahkemesi üyelerini tehdit etmekten çekinmiyorlar. Tüm bunlara rağmen CHP çıkıp olayların araştırılmasını istiyor. Oysaki ortada araştırılması gereken bir şey yok. Her şey o kadar ortada ki. Hem araştırsa kim araştıracak? AKP’den emir alan polisler mi, AKP’den emir alan savcılar mı? CHP’li “Atatürkçülerimizin” artık ülkemizde kurulan Kürt-İslam faşizmini kabul etmesi buna göre kendisine yol haritası çizmesi gerekiyor. AKP yargıyla çatışıyor Ve en sonunda Yargıtay Başkalar Kurulu AKP’ye karşı bir bildiri yayınlayarak, AKP’nin yargı üzerindeki baskılarına karşı tepkisini dile getiriyor. Özetle ne deniyor bildiri de: -AKP yargı bağımsızlığını hazmedemiyor. Özellikle Yargıtay Başsavcısı ile halk karşı karşıya getiriliyor ve savcı hedef gösteriliyor. -Yargının, Osmanlı’nın son dönemlerinde bile görülmeyen bir dış müdahale ile karşı karşıya olduğu söyleniyor. -AKP’nin denetleyemediği yargı kurumları devre dışı bırakılarak yeni Anayasa hazırlanıyor ve Türk yargısı AB’ye şikayet ediliyor, deniyor. AKP cephesinden bu bildiriye karşı beklenen açıklama geliyor. Onlar her zaman ki gibi saldırıyı tercih ediyorlar ve Yargıtay mensuplarını suçluyorlar. Bildiriyi siyasi bir bildiri olarak değerlendiriyorlar. AKP, sonuna kadar hesaplaşmayı tercih ediyor. Danıştay da tartışmaya dahil olarak Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun açıklamasına destek verdi. Bir tek CHP sağlam bir duruş sergileyemiyor. Ancak bu süreçte gözlerden kaçmaması gereken önemli bir şey var. AKP’nin Yargıtay’ın yayınladığı bildiriyi 27 Nisan bildirisine benzetmesi önemli. AKP’nin kapatılmasının tartışıldığı, AKP’lilerin tekrar nasıl milletvekili olacaklarının tartışıldığı, erken seçimin tartışıldığı bu süreçte -ki takvim bile belli, 15 Temmuzda Anayasa Mahkemesinin kararı ve 15 Ekimde seçim- kimin nasıl tavır aldığını dikkatli izlemek gerekiyor. Tek şans sine-i millete dönmek Bu süreçte kurumların ve kişilerin kendisini gözden geçirmesi gerekiyor. AKP millete oynuyor ve mümkün olduğunca kurumları, milletle karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Geçen sene bu zamanlar CHP’ye sine-i millete dön çağrısı yapmıştık. Aslında bu çağrı sadece CHP’ye değil tüm Atatürkçülere idi. Şimdi de çağrımızı tekrarlıyoruz. Sine-i millete dönün, çünkü tek şansımız bu, yargının da çağrısı bu! CHP’liler gerçekten yargının yanındaysalar meclisi boşaltırlar. Aynı süreci tekrar yaşamak istemiyorlarsa...
|